Enes b. Malik'ten rivayet edildiğine göre Zâhir adında çölde yaşayan (bedevilerden) bir kişi vardı. Bu kişi çölden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e hediye getirirdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de çöle gideceği zaman ona ailesi için gerekli olan şeyleri verirdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir gün Zâhir bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz. (Yani o bize çölden lazım olan şeyleri getirir, biz de ona şehirden lazım olan şeyleri veririz) buyurdu.
Zâhir çirkin yüzü bir kişi olmasına rağmen Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem onu severdi. Zâhir bir gün çarşıda mallarını satarken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun yanına gitti ve arkasından onu kucakladı. Zâhir Allah Resûlü'nü görmüyordu. Bunun üzerine "Kim o? Bırak beni!" dedi. Dönüp bakınca Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'i tanıdı. Tanıdığı zamanda sırtını Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in göğsüne iyice yapıştırmaya başladı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de "Şu köleyi benden kim satın alır?" demeye başladı. Zâhir "Ey Allah'ın Resûlü! o zaman Allah'a yemin olsun ki, benim değersiz olduğumu görürsün" dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Fakat sen Allah katında değersiz değilsin. -Veya şöyle buyurdu: Sen Allah katında kıymetlisin.-
Ebû Zerr şöyle demiştir: Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Ben, ilk olarak cennete girecek ve son olarak cehennemden çıkacak kişiyi biliyorum. Bir kişi kıyamet günü getirilir ve 'Ona küçük günahlarını gösterin' denilir. Bu sırada ona büyük günahları gizlenir. Ardından ona 'Şu gün şunu şunu yaptığını biliyor musun?' denilir. O da bunları yaptığını kabul eder, inkâr etmez. Bu sırada büyük günahlarından da korkar. Ardından ona 'Ona yaptığı her kötülüğe karşılık bir iyilik verin' denilir. Adam bunu duyunca 'Benim burada görmediğim başka günahlarım da var' der."
Ebû Zerr dedi ki: "Bu sırada Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm."
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kim Kur'an'dan (okumayı adet edindiği) hizbini yahut onun bir bölümünü okumayıp uyur da bunu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa onu geceleyin okumuş gibi ona yazılır" buyurdu.