İşte halk budur sevgili evlâdım. Halk, peygamberleri dahi diri yakmaktan ve
kesmekten çekinmeyenlerdir. Halk, hakikate kör kalabalıklardır. Bu nedenle sakın
Halk’ı kendine sevgili edinme. Hakk’ı yüce tut. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!
… Halk, Hakk’a perdedir, sakın unutma! Halktan geçerek Hakk’ı bul. Riyâdan, şöhretten, iltifattan ve hâlkın teveccühünden sakın! Aslâ Hakk’tan gayri kimseye de yaslanma.
Hakk ve Hakikat, hâlkın arasında saklıdır/saklanır, unutma! Esâsında; Halk’ta, Hakk’ın bütün cemâl ve celâl sıfatlarını görebilirsin. Bunu gören gönül gözün ile Halk’a sâdece merhamet et ve duâ et! Onlara, sevgili peygamberimiz, Server Hakk- Muhammed (s.a.v) gibi şefkatle ve sevgiyle muâmelede bulun.
O; bize, Vâhid veyâ Ahâd ismi ile baktığında ise, kendinden başka bir şeyi görmez, çünkü her şey mukadder kıyâmetiyle ve kıymetiyle O’nun kudretine secde ederek, O’na râm olmuştur.
Hasılı, mülk yalnızca O’na âittir.
O; kıyâmet gününün, ezelin, ebedin, kaderin ve kazanın sâhibidir. Bizi yaratmaklığındaki tek murâdı ise ‘sevmek ve sevilmektir’. Hakk, işte bu aşk-u niyâz ile bizde tecellî etmektedir.
Bizi sever. Korur ve gözetir. Bu yüzden aşk, zamandan ve mekândan münezzehtir. Hâsılı, tüm duygularımız dünyevidir. Yalnızca Aşk ilâhîdir. Sevgi, ilâhîdir. ‘Aşk’ ve ‘Sevgi’; bu dünyâda Hakk ile konuşabileceğimiz yegâne dildir.
Gönlün dilidir aşk.
Kuş dilidir.
O’na uçmanın ve kavuşmanın tek yoludur Aşk!
Gerisi kıyâmettir. Mukadder bir kıyamet!
Boş bir dedikodudan ibârettir!
Şöyle ki; ‘Ölüm’ küçük kıyâmetimizdir. Ölünce bir hayâl oluruz. Nokta bile olmayız. Sâdece hakikatimiz aslına rucû ederek varlığını sürdürür. Büyük kıyâmet ise dünyamızın ve tüm kâinâtın yokluğu ve de ölümüdür. O gün, bir gün muhakkak gerçekleşecektir. Bu sınırsız kevn-ü mekân bile, bir nokta gibi bir gün yok olacaktır. Hattâ noktası bile kalmayacaktır. Tüm bu herc-ü merc sonunda ise Hakk: “Bu mülkün sâhibi kimdir. Varlık sâhibi kimdir.” diyecek ve kendi ulu zâtına ve bu nidâsına sâdece kendisi şâhitlik edecektir. …yâni “Herşey Hakk’tır, lâkin, Hakk tektir.”
“İsrailoğullarından birkaç kişi, Hz. İsâ, onların mahâllesinden geçerken ona hakãret
etmişler. Ancak Hz. İsâ, onlara duâ ile karşılık vermiş.
Birisi O’na sormuş:
- Bu adamlar için neden duâ ettin, onlara öfkelenmedin mi?
Hz. İsâ şu cevabı vermiş:
- Ben sâdece kesemde olandan harcayabilirim.”
İşte sevgili Celâleddînim! Bizler de Hakk erenler olarak sâdece kesemizde olandan
harcayabiliriz. Kesemizde ne var dersen; biz de olan, sâdece Aşk, Rahmet ve Şefkattir.
İşte yolumuzun töresi ve edebi budur, sevgili oğlum!
Dâima aşket!
Dâima Rahmet ve merhamet et!
Her dâim şefkat göster!