Zamanın birinde bir aşk…
Kavuşulamayan, aranmaktan vazgeçilmeyen, bittiğini kimsenin kabul etmediği ve gerçekten de yılların bitiremediği bir aşk…
Aşk adamın kalbine öylesine işlemiş ki o da yaptığı her işe, konuştuğu her söze, aklına gelen her fikre nakış nakış işlemiş sevdiği kadını.
Aşk kadının kalbine öylesine gömülmüş ki reddetmiş yıllarca içinden dökülenleri dile dökmekten. Susmuş, susmuş, susmuş…
Peygamber sevgisinden yanmış başka bir adamın, padişahın, kalbi. İstediğine ulaşamayınca reddetmiş kral tacını, takmış başına ahşaptan oyulmuş Peygamberimiz (a.s)ın ayak izini.
Aşk içinde aşk, hasret içinde hasret, kavuşamamak, özlemek, kendini feda ediş…
İçim kan ağlayarak okuduğum, heyecanlandığım, sinirlendiğim, huzur bulduğum, düğün telaşından okuyamadığım onlarca sayfa…
Okumaktan aşırı keyif aldım. İskender Pala okumaktan hiç pişman olmadım yine.