DESTİNA

Bir yerlerde tıkanıp kaldıysa hayat, soluk almak güçleştiğinde, Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, Dağlara dönmeli yüzünü insan. … Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; Yeni insanlarla tanışmalı, yeni kesifler yapacak…. Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, Gerçekleştirmeyi denemeli! Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; Zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı. Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, Her aksam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa, Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri… Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; Gördüğünü hissedebilmeli! Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce, Değerli olabilmeli hayat! İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini; Ağlayan birine “gül”, inleyen birine “sus” dememeli! Ağlayana omuz, inleyene çâre olabilmeli! Şu adâletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı. Sevgisiz, soysuz kalarak! Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden, Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine… Güneşin doğusunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını… Karda yağmurda sevincine, coşkusuna;
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sorsan, ikimiz de maviydik; ama birimiz deniz, birimiz gökyüzü... biz bu kadar aykırıyız işte... sen gökyüzüsün, dilediğince uçarsın,nefes alırsın... ben denizim gelgitleri olan, dipsiz ve tehlikeli... bana diyorsun ki aşık mısın? imkansız bu aşk.. ne gökyüzü sevebilir denizi nede deniz kavuşur gökyüzüne...
Edebiyat
Cook! "Eski bir siir" gordum bugün Mısra mısra yuruyorlardi
Edebiyat
Oysa nasıl da özledimdi o sular gibi sesini senin. Oysa diyecektim ki; Nasılsın iki gözüm, Nasılsın ruhum benim? Hasan Hüseyin Korkmazgil
Edebiyat
+çay içer misin? -birini mi bekliyorsun ? +Her zaman yanımda fazladan bir bardak taşırım hayat ne olacağı belli olmaz... değişmişsin. -Nasıl değiş mişim? +Halin tavrın değişmiş ama iyi görünüyorsun -Bunun için kendini tebrik edebilirsin. -Beni niye bırakıp gittin Müzeyyen ? +Elimde değildi,kendime engel olamadım ona aşıktım...seni üzmek istemezdim ama kendimden de vazgeçemedim -Değdi mi peki ? +Mesele bu değil ki yaşamam gerekiyordu yaşadım ama biliyorsun işte bitiyor her nihayetinde her şey gibi... -Çay için teşekkürler... +Gitme lütfen...Lütfen. +Diyelim ki gitmedim seninle beraber olmaya devam ettik, ne değişecekti ? ne yapacaktık ? -Sevişirdik. +Başka -Sabahları beraber uyanırdık,ben senden önce kalkardım senin uyuyuşunu izlerdim,sonra sen uyanırdın bana gülümserdin, +Sonra? -Sabahları çayı tek şekerli içtiğini günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum. o ilk şekeri ben atardım çayını zarifçe eritişini izlerdim. +Sonra? -En çok boynundan öpülmeyi sevildiğini biliyor olurdum. +Güzelmiş... -Sonra dışarı çıkardık,dışarıda yağmur yağıyor olurdu...şemsiyeyi almazdık sırılsıklam olurduk sonra sen bana sokulurdun ama saçağın altına hiç girmezdik.Sonra sen üşütürdün ayakların buz gibi olurdu ben sana en sevdiğin o mavi çorapları getirirdim. sonra bayramları babanenin mezarını ziyaret etmeye giderdik... +Gider miydik gerçekten? -Giderdik,hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin...hiç bir şey yapmazdım,göz yaşlarını silmezdim , seni teselli etmezdim orada öylece ağlayışını izlerdim senin başka insanların mezarlarının arasında dolaşarak.hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm.Sonra hiç bir şey yapmazdık öylece otururduk çok bilinmeyen bu sorunun yanını yanıtını arardık, hayat bizi yalancı çıkarana dek bulduğumuz cevapları doğru
Edebiyat