En çalışkan insanlar arasında gösteriliyorum. Eğer düşünce işgücüne denk ise, belki gerçekten de öyleyim. Çünkü uyumadığım tüm saatleri düşünerek geçiriyorum. Eğer iş, belli bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen ve katı bir kurala göre değerlendirilen belirli bir performans olarak görülüyorsa, o halde ben aylakların önde gideniyim.
Hiçbir yere ait değilmişim. Evimi bile kaybetmişim. Nisan yağmurlarında, bir gece ansızın farkına varmışım ki vatanım bile artık yokmuş. Her şeyden kopukmuşum; bir gecede vatanımdan bile olmuşum. Ruhum, hiçbir yere ait olamamanın hissiyle yanıp tutuşmuş, ama elimden bir şey gelmemiş…
A🐝
Belki de Nora bu işi cidden beceremiyordu. Yaşamayı.
Uzun saatler geçti. Nora bir amacı, var olmak için bir nedeni olsun istiyordu. Ama yoktu. iki gün önce yaptığı gibi, Bay Banerjeenin ilaçlarını almak gibi ufacık bir amacı bile yoktu. Evsiz bir adama para vermek istedi ama hiç parası olmadığını gördü.
"Boş ver gitsin hayatım, belki de hiç olmayacak," dedi biri.
Zaten hiçbir sey olmadı ki, diye düşündü Nora. Esas sorun bu.
“Bizi yaratan şey baskıdır ama. İlk başta kömürsündür, basınç sayesinde elmas olursun.”
Nora, Neil’ın elmas hakkındaki yanlışını düzeltmedi. Kömürün de, elmasın da karbon olduğunu ama kömürün hiçbir basınç altında elmasa dönüşmeyecek kadar katışıklı bir karbon olduğunu söylemedi. Bilimsel olarak, kömürseniz kömür kalırdınız. Belki de hayattan alınması gereken esas ders buydu.