"Laleleri böylesine büyülü yapan, çiçeklerin şekillerinde ve renklerindeki bu sonsuz çeşitlilik ve sade bir çiçekten çok renkli çiçeğe kadar değişen rasgelelikti. Clusius bunu, kendi yetiştirdiği bazı bitkilerde gözlemledi. Böylesi renk değişimi gösteren laleler "çizgili" olarak tanımlanmıştır. Bugün bunun, yaprakbitlerinin bulaştırdığı bir virüsten kaynaklandığı biliniyorsa da o dönemde doğanın bir mucizesi olduğuna inanılıyordu. Sonuç olarak, 'çizgili laleler' çok aranan çiçekler oldu."
"Laleler Türkiye, İran, Kırım, Kafkasya, Levant, Çitral ve Sibirya stepleri gibi yabani olarak yetiştikleri ülkelerin yaygın yerleşik bitkileri olmuşlardır. Lale desenli duvar çinileri ve diğer süslemeler 12. yüzyıldan beri Anadolu Selçukluları'nın yapılarını süslüyordu. 13. yüzyılda İranlı şair Sadi hayali bir bahçeyi şöyle tanımlıyordu:
'Serin bir derenin mırıltısında
Kuşların şarkısı, olgun meyvelerin bolluğunda
Parlak renkli laleler ve kokulu güller."
"Ogier Ghiselin de Busbecq, II. Maximilian'ın selefi I. Ferdinand'ın elçisi olarak Kanuni Sultan Süleyman'ın sarayına gönderildiğinde lalelerle tanışmıştı. Viyana'daki bahçeye lale tohumları ve soğanları getirtti. Clusius lale üretme denemelerine başladı ve zamanla bu konuda uzmanlaştı. Bulgularını bu konudaki ilk çalışma olan 'Rariorum Plantarum Historia' adlı eserde 1601'de yayımladı."