insan hayatından anlamı uzaklaştırıyor gibi görünen şseyler sadece ıstırabı değil aynı zamanda ölümü de içerir. Hayatın tek gerçek fani yönlerinin potansiyeller olduğunu soylemekten hiç yorulmadım; ancak bu potansiyeller gerçekleştirildikleri andan itibaren, o anda gerçek kılınırlar. Korunurlar, geçmişe gönderilirler, burada kurtarılırlar ve fanilikten korunurlar. Çünkü geçmişteki hiçbir șey büsbütün kaybolmaz, fakat her șey değiştirilemez biçimde belleğe geçirilmiştir.
Beni kuşatan soru 'Bütün bu ıstrap
etrafimızdaki ölüm, bir anlam taşıyor mu? Çünkü eğer taşımıyorsa, o zaman hayatta kalmanın nihai olarak bir anlamı yok"
Çünkü hayatta kalınsa da bu mümkün olmasa da, anlam bu gibi bir rastlantıya bağlı olan yaşam, nihai olarak hiç de yașamaya değer olmazdı.
Değiștirilemez bir kader ile yüz yüze kalındığında, umutsuz bir durum ile karşı karşıya gelindiğinde dahi, hayatta anlam bulabileceğimizi hiçbir zaman unutmamalıyız.
İnsanın gerçekte ihtiyacı olduğu sey tamamen gerginlikten uzak bir durum değil, tersine özgürce seçilmis bir görev ya da değerli olan bir hedef için çabalamak, mücadele etmektir, İhtiyacı olan sey her ne pahasına olursa gerginlikleri tasfiye etmek değil, tersine, kendisi tarafindan gerçekleştirmek icin
bekleyen potansiyel anlamı çağırmaktır.
Evine dönen tutuklu için, çektiği tüm ıstrapların ardından yaşanan onca șeyden çıkarılan baş tacı edilecek deneyim, Tanrı'dan bașka hiçbir seyden korkmasına gerek olmadığı
şeklindeki harika duyguydu.