Her bir bireyi birbirinden ayıran ve varoluşuna anlam katan bu benzersizlik ve tek olma hali, hem insan sevgisi üzerinde hem de yaratıcı çalışma üzerinde bir etkiye sahiptir. Bir
kişinin yerine başkasını koymanın imkânsızlığı kavrandığı zaman, kişinin kendi varolușu mesinin devamlılğı için duyduğu sorumluluğu ön planda
ve tüm cesameti ile görünebilir
olur. Onu büyük bir sevgi ile bekleyen bir insana ya da bitmemiş bir ișe karşı sorumluluğun bilincine vakıf olan insan,
hayatını asla bir kenara bırakamaz Varoluşunun "neden' "ini
biliyordur ve hemen hemen her "nasıl" a dayanabilecektir.
Bizler değer taşıyan bir şeylerin aktif yaratısı yoluyla bazı amaçlar edinme şeklinde algilanabilen, hayatın nihai anlaminın ne olduğunu sorduğumuz aşamayı çok önceleri geride bırakmıştık. Bizim için hayatın anlamı; yaşamın ve ölümün, ıstırabin ve can çekişmenin geniş döngülerini kucaklamıştı.
Bir insan ıstırap çekmenin onun kaderi olduğuna inandığında, istırabını kendisinin görevi olarak, yegâne ve benzersiz görevi olarak kabul etmek zorunda kalacaktır. Istrap çekerken dahi, evrende tek ve eşsiz bir kişi olduğu gerçeğini kabul etmek zorunda olacaktır. Hiç kimse onun acilarını yüklenemez, onu acılardan kurtaramaz. İnsanmn eşsiz fırsatı, yükünü sırtladığı güzergâhtadır.
Hayat nihai olarak, sorulara doğru cevapları bulmak ve her bir bireye özgü sürekli olarak tayin ettigi görevleri yerine getirmek için sorumluluk almak anlamına gelir.
Gerçekten ihtiyacımız olan hayata yönelik tutumumuzda köklü bir değişimdi. Öğrenmek zorundaydıks; dahası ümidini
yitirmiş kişilere, önemli olanın bizim hayattan beklediklerimiz değil, hayatın bizden bekledikleri olduğunu öğretmeliydik.