Arabanın ölümü, imanın
mükemmelliğe erişmesi, hiçbis
sebebin eteģine erișemeyeceği safi bir itimada, yani Allaha tevekküle kapı açılması ve ibadetin hayatın her anını kapsaması gerçeğine doğru atilmiş ilk adimdir. Íçimizdeki araba, duygular yoluyla dişimizdaki maddî arabaya bağımlı olan nefsimizdi. Dışımızdaki araba, bağlılhğımız nedeniyle bizi asıl mahbubumu olan En Sevgiliden zaklaştiran dünyevi mahbublarımızın bi sembolüydü, kadar. Arabanın ölümü, aslında, nefsin dünyevi mahbublardan el çekmesi demekti -yani, nefs-i mutmaine makami, Mescle bedenin ölümü değil, heveslerin ve nefsî arzuların hevánin olümü idi. Nefsin Rabbi ile arasındaki nisbeti anlama itiraf etmesiydi. Ölmek demek, kulun kendi iradesini Kadir Mutlak'in iradesine teslim etmesi demekti.
Her birimizin kullandığı küçük arabanın dışinda, bir de Şeyh'in hassasiyetle ve güvenle kullandığı cinsten daha büyük bir
araba var. Yola çıkış hazırlığı yillar alan bir araba bu. Her birimiz bu büyük arabada yerimizi almışız ve bu araba bizi dünyadan geçirip ahirete götürüyor. Hepimiz,gerçekten de bu arabanın
içindeyiz. Araba dersi sizi altüst edebilir ama ancak arabayı bulduğunuz yerden sürerek bunu keşfedebilirsiniz. Arabanızla ne kadar özdeşleştiğinizi fark etmek, içinizde bir seyleri kımıldatır.
Böylece onu ne kadar çok sevdiğinizi görürsünüz. Bu dünya eh-linin arabasıyla hiç problemi olmaz gibi görünür; ama bir kere bu yola düştükten sonra, arabanızda - hem içteki arabada hem de diștakinde- ürkütücü arızalar peydahlanır. Îște size bir büyük cihad meydani: Nefsinizle cihad meydanı.'
Dediler ki: Rabbimiz, bize iki kez ölüm verdin , iki kez dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi (bu ateşten) çıkmaya yol var mı?
Mü'min :11'den