Güzel olan herkesin şüpheli sayılacağı bir dünya geliyor. Ve yetenekli olan herkesin. Ve karakter sahibi olan herkesin. Anlıyor musunuz? Güzel bir hakaret olacak. Yetenek bir kışkırtma. Karakter ise bir suikast. Çünkü şimdi onlar geliyor, sürüne sürüne dört bir yandan ortaya çıkıyorlar, yüzbinlercesi, belki daha da fazlası. Her taraftan geliyorlar. At hırsızı tipliler. Yeteneksizler. Karakter fukaraları. Ve güzel olanın üzerine vitriol(zehir) dökecekler. Yeteneğe zift, kükürt ve iğrenç iftiralarla zulüm edecekler. Ve karakter sahibi olanı bıçaklayacaklar. Geldiler bile. Ve sayıları gittikçe artıyor. Dikkatli olun.
Biz nasıl değişiyorsak mekan duygumuz da değişir;insanın etrafında hiçbir zaman değişmez bir düzen olmaz. Aynısı hayat içinde söz konusudur; yöntemler oluşturur ve uzun süre zaman planımızın mükemmel olduğunu düşünürüz, sabah çalışır, öğleden sonra yürüyüşe çıkar ,akşam kendimizi geliştiririz. Ve bir gün gelir, gündelik akışın ancak tam tersi yönde katlanabilir ve anlamlı olduğunu fark ederiz, nasıl olup da yıllarca böyle saçma bir düzenlemeye göre yaşadığımızı anlayamayız. Böylece içimizde ve etrafımızda her şey değişir. Her şeyin bir mühleti vardır, yeni düzenin, yeni ruhsal huzurun; hatta değişim bile günün birinde zaman aşımına uğrayacak, kendine özgü bir kanuna göre gerçekleşir.
İnsan ancak okuma sürecine kendi de bir şey katarsa kitaplardan bir şeyler edinebilir. Yani bu sürece, ikili mücadelede yara almaya ve yaralanmaya mücadele vermeye ,ikna etmeye ve edilmeye sonra da öğrendikleriyle zenginleşerek bunu hayatta ya da işte kullanmaya hazır bir ruhla girerse.
...insanın hayatta, imkansız, anlamsız ve akıl almaz olanın gerçekte sıradan, bir o kadar basit olduğunu kavradığı anlar vardır. Birdenbire hayatın mekanizmasını görürüz: Önemli saydığımız figürler gömülüp gider, arka plandan başkaları, hakkında net bir şey bilmediklerimiz öne çıkar ve aniden, ortaya çıktıkları anda onları idrak ederiz ki biz onları bekliyormuşuz, onlar da tüm kaderiyle bizi.