Yoksa tekne yan yattığı için mi ona yaslanmıştı? bilemiyordu. Hiçbir zaman da bilemedi. bildiği tek şey, ona yaslandığında hissettiği rahatlık ve huzurun çok iyi geldiğiydi.
Hafifçe Martin'in omuzuna yaslandı ve genç onun daha rahat olmasını sağlamak için pozisyonunu değiştirince yaslanmaya devam etti. Martin bir şey demedi. Deseydi büyü bozulurdu.Aşk konusundaki ketumluğu, aşkı uzatıyordu.Onu denizlere, teknelere ve rüzgarlara egemen kıldıkları ve omuzundaki aziz ağırlığıyla yan yana oturmasına vesile olarak bu şahane geceyi yaşattıkları için şimdiye dek yaptığı en zorlu deniz seyahatlerini bile affetti.
Martin'in eve sarhoş geldiği konusunda uzlaşmışlardı. Halbuki güzelliği içlerinde hisseden insanlardan olsalardı, o parlayan gözlerin ve hararetlenmiş yüzün, gencin aşkla ilk tanışmasının belirtisi olduğunu anlayabilirlerdi.
Sigarasını yaktı, iyi geceler dedi ve yürüyüp gitti. "Gel de şaşırma," dedi fısıldarcasına. "Aynasıza bak, sarhoş sandı beni iyi mi?" Kendi kendine gülümsedi ve derin düşüncelere daldı. "Gerçi öyleydim," dedi ve peşinden ekledi: "Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım."