Kardeşler.!
Molla Muhyeddin anlatmış;
“Hazret’in [Muhammed Diyâuddin Hazretleri’nin] bir sofisi vardı. Hasta olmuştu. Hâlini sormaya gittim. Bana;
-Çok hastayım.!
dedi. Biraz hâlini sorduktan sonra, eve gitmek için vedâlaştım. Bana dedi ki;
-Beni terk etme.! Çok ağır hastayım.! Beni bırakıp gitme.!
Ben de dedim ki;
-Bâzı işlerim var; onları halledip geleyim.
Sofi dedi ki;
-O zaman, sen gelene kadar ben ne yapayım; ne söyleyeyim..?
Ben de;
-Nefy-i isbat zikrini [yâni ‘Lâ ilâhe illallah’ zikrini] ben gelene kadar çek.
dedim. Ben gittikten sonra, o sofi kötülenmiş. Geldiğim zaman gördüm ki; sofi ağlıyor.!
-Niye ağlıyorsun.
diye sordum. Dedi ki;