Gökyüzünden düşen, evimi gitgide ardında bırakan, Yeryüzü’ne ve tamamen farklı bir yaşama doğru hızla inen bedenimin görüntüsü gözümün önünden gitmiyordu.
Günlerim genel olarak bu düzende akmaya başladı. Yedi gün boyunca kahvaltı, akşam yemeği ve çay. Yedi gün boyunca kakao ve izlemek istemediğim televizyon. Yedi gün boyunca mutsuzluk.
Ne var ki ben kendimi hiç şanslı görmüyordum. İçimde bir şeyler kırılmış gibi hissediyordum. Bütün hayatım ellerimin arasından kayıp gidiyor, çaresizce savruluyor, iyice karmaşık bir hâl alıyordu. Eve dönmek istiyordum. Annemle babamı istiyordum. Rio’yu istiyordum. Bana benzeyen, beni tanıyan ve beni yabancı görmeyen insanların arasında olmak istiyordum.