Seda KURT

Puan vermedi·108 syf.··
2024 65. kitabı
Kitap dinlemeyi, özellikle Mehmet Atay'ın sesinden dinlemeyi özlediğim için Taaşşuk-u Talat ve Fitnat'a başladım dün. Bugün bitti ama beni de bitirdi. Önce sinir oldum ataerkil düzene. Sonra yazarın kadınlardan ve yoksun ve "İkinci Cins" kabul edilişlerinden ve toplumda karşılaştıkları zorluklardan bahsediş tarzı hoşuma gitti. Sonunda bittim ama. "Offf ! Ne gerek var bu kadar drama?" dedim. Gerçekten , zamanındaki gençle ve aşkları mı bu kadar boş romantizmdi, neden bu kadar güçsüz ve hassaslardı, hemen hastalanıveriyorlardı , hayattan kopuyorlardı yoksa yazarlar mı böylesine Shakespearevariydi, ya da başka batılı yazarlara mı özeniyorlardı? Ya da yapacak ve dertlenecek başka iş mi bulamıyorlardı? Bir de zor zamanlar deniyor o zamanlara (tamam tamam normal halkla gümüş kaşığı bir tutmayacağım) Araba Sevdası'nda da, İntibah'ta da , Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç'ta da karakterlerin aşkları,aşka yaklaşımları içimi baydı. Ama en çok da bu Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın ,analarının babalarının (her ikisinin de) aşkları baydı beni. Ne gerek vardı yani, ne gerek vardı? Ne diye bu kadar dramatize ediyordunuz?
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538bin okunma
Reklam
8/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2022 61. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2022 16:05
Kürk Mantolu Madonna kitabından sonra bir türlü içim isteyip de başlayamamıştım yazarın başka kitabına çünkü Madonna'yı hiç ama hiç beğenmemiştim. Çok mantıksız bir aşk hikayesi gelmişti ve de aşırı rastlantısal ve kaderciydi. KUYUCAKLI YUSUF da çok övülüyordu, bir şans vereyim dedim ve okudum. Çok akıcı, kendimi kaptırdığım bir okuma oldu. Iyi ki bir şanş vermişim yalnız sadece övgü mü alacak benden, hayır :) . KUYUCAKLI Yusuf, Sabahattin Ali'nin 1937'de basılan ilk romanı. Dönemini, köy ve kasaba yaşantısını, devlet yöneticilerinin, memurlarının hal ve tavırlarını, güçlü ve kötücül zenginlerin fakirleri nasıl ezdiğini, hor gördüğünü ve onların sessiz kabullenişini ve kabul etmeyince de başlarına gelecek dramı, dramları anlatıyor. "Türkiye" demeyeceğim çünkü sadece bize has değil ;dünyada son 80 küsür yolda pek de bir şey değişmemiş dedirten başka bir kitap. Kitaba başladığımda beni en çok etkileyen ve beklentiye sokan kısmı, küçük Yusuf'un eşkiyalar tarafından öldürülen anne babasının başında, korkmadın mı diyenlere verdiği cevaptı,okuyun :) Bu nasıl karakter, büyüyünce nasıl bir insan olacak, ne okuyacağım diye çok heyecanlandım ama biraz hayal kırıklığı yaşadım. Yusuf'un büyüyünce bir baltaya sap olamaması (yazarken de ağır bir itham geldi ama ne yapayım, silesim de yok) ya da geçim sıkıntısı karşısındaki çaresizliği gerçek hayata daha yakındır, kim bilir. Çocukluğunda kendine hayran bırakan kaç çocuk ilerde beklendiği, öngörüldüğü gibi bir geleceğe kavuştu ki, kavuştuk ki! . Kürk Mantolu Madonna'daki mantıksızlıklar bu kitapta da kendini hissettirdi ama Madonna"daki kadar belirgin değildi. . Kitap bir de yarım kaldı. Hikayede vadettiği geleceği anlatmadı, Kübra gibi. "Seninle tekrar karşılaşacağız Yusuf abi" demişti. Ama yarım hissi veren sadece Kübra
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,5bin okunma
8/10
·144 syf.··
2020 118. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2020 13:19
Latife Tekin'in Berci Kristin Çöp Masalları kitabını okuduğumda, Yaşar Kemal'in Binboğalar Efsanesi kitabında da anlattığı, yersiz yurtsuz kalan Türkmenlerin, şehir hayatına adapte olma, kendilerine yeni yaşam alanları oluşturma, varolma çabalarını okuyormuş gibi hissetmiştim. Gene Yaşar Kemal'in kitaplarında bahsettiği, yerlerini yurtlarını terkedip gitmek zorunda kalan Ermeniler'in Amarika'da varolma çabasını, Aram Derler Adıma kitabında anlatıyormuş gibi okudum. Sanki iki farklı yazardan devam kitabı gibiydi. Aram'ın hikayeleri sıcacık, buram buram Anadolu kokan hikayeler. Dedesini dayısını, Yaşar Kemal'in Türkmen beylerine, Anadolu'un dedelerine, dayılarına benzetmemek elde değil. William Saroyan, Türkiye'de çok bilinmemekle birlikte, tüm dünyada Amerikan edebiyatının en önemli temsilcilerindendir. Üniversiteyken birçok hikayesini, yazıldığı haliyle, İngilizce olarak okumuş ve çok sevmiştim. Uzun zamandır da Türkçe olarak okuma isteğim vardı. Saroyanasque diye bir tabire de sahip, süslü ifadelerden uzak, akıcı, coşkulu bir dili var Saroyan'ın.Hatta UNESCO 2008 yılını, Saroyan yılı ilan etmiş. Ama bu iyi, büyük, ve saygıdeğer yazar, ülkemizde çok bilinmemekte! Savaşlar ve anlaşmazlıklar politikacılar arasındadır, halklar arasında değil. Keşke biz halklar da bu düsturu özümseyip, siyasetten beri durup, kardeşliğimizi baki tutabilsek. Buram buram Anadolu kokan (ama Amerika'da geçen) Aram'ın hikayelerini herkese tavsiye ediyorum. Şimdiden iyi okumalar.
Aram Derler AdımaWilliam Saroyan · Aras Yayıncılık · 2017122 okunma
8/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2020 83. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2020 14:54
Flaubert 'in dilini "Bilirbilmezler" de bayağı beğenmiştim. Bu kitapta da zamanın Fransasını, her kesimden insanlarını ve özellikle de taşra hayatını çok güzel ve nükteli bir dille anlatmış,ama karakterlerden Madam Bovary, düşündüğümün tersine basit ve aptal bir karaktermiş,. Öyle çok güçlü bir tarafı da yokmuş. Yıllardır sanki Madam Bovary güçlü, hayranlık uyandıran bir karaktermiş gibi kodlamışım zihnime, kimden ne duymuşsam artık Emile Zola'nın Nana'sı tüm ahlaksız yaşam tarzına rağmen, daha güçlü bir karakterdi. Tabi bunu karşılaştırma yapmak için belirtiyorum, aralarında geçmişten gelen farklı yaşantısal alanlar var. Madam Bovary'yi de güçlü bir karakter olarak yazmamış yazar da büyük ihtimalle. Ama benim sağlıksız önbilgime binaen belirtiyorum. Kitabın sonunda ve dahi okurken birçok kez Oscar'cığımın (Oscar Wilde) "Kadınlar meraktan evlenirler, erkekler ise yoruldukları için evlenirler ." cümlesini tekrar ettim. Özellikle de "kadınlar meraktan evlenir." kısmını :)
Madam BovaryGustave Flaubert · Can Yayınları · 202440,8bin okunma