Doktorun karısı, hepsi önünden geçtikten sonra, onları izlemeye başladı. İzlendiklerinin farkına hiçbiri varmadı. Kendilerini neyin beklediğini biliyorlardı, incitme ve aşağılamaların dünya kurulduğundan bu yana varolduğu kimse için bir giz değildi, insanı şaşırtacak bir yanı da yoktu, hatta dünyanın bu tür davranışlarla başladığına kuşku yok, dense yeriydi.
Verdikleri yiyecek bol değil ama ağır çekiyor, Yediğim ekmeği taşıyacak kadar gücüm var hâlâ, Taşıması insana daha ağır gelen yalnızca başkalarının ekmeğidir, Yakınmaya hakkım yok, başkalarının payının oluşturduğu ağırlığı yüklenmekle, kendi payımı ödemiş olacağım.
Öldü, dedi bir kez daha, Nasıl öldü, diye sordu doktor ama karısı ona yanıt vermedi, sorulan soru yalnızca, Nasıl öldü, değil, Orada ne yaptınız, anlamını da taşıyordu belki, bu iki sorunun da yanıtı yoktu, Öldü, işte o kadar, neden öldüğünün önemi yok, bir insanın neden öldüğünü sormak saçma bir davranış, ölüm nedeni zaman içinde unutulur, yalnızca o tek sözcük kalır, Öldü, ve bizler bu kapıdan çıkıp giden kadınlar değiliz artık, o kadınların söyleyeceği şeyleri söyleyemeyiz, öteki sözlere gelince, onların arasında da adı konamayacak olanlar vardır, işte bu da öyle bir şey ve bu kadarı yeter.