Kederden çatırdayan kaburgalarımın sesi dolarken kulaklarıma, ruhumun derinliklerinde hala bir tutam sevgi, kalbimin en ince dehlizlerinde hala umut kırıntıları aramak !
Bilmeni isterim ki, böyle bir sonu beklemezdim.
Seni böyle miğdemi bulundırarak hatırlamak
İyi ve kötü, her günü iğrenç bir his gibi taşımak
Bir sohbette adın geçtiğinde, adını anmamaya çabalamak!
İnsan muhteşem bir hayal kırıklığıdır, biliyorum.
Biliyorum kırılacak pek bir yanım kalmadığını
Adınla başlayan her şeydir artık nefretim
Beş para etmez ruhunun kevaşe şevheti
Çürümüş otlar üstünde ölü bir böcek kutsal senden
Ademden Allah'a şirk koşan şeytan onurlu senden
En kuytusu karanlığı gecenin, tanrı şahit tüm karalar aydınlık senden.
Ey dili yılan çıkaran, günahı iblis utandıran, yüreği cehennem ateşi
Ey ruhu düğüm düğüm, aklı çöplük, yüzü yüzsüzlüğüyle örtülü olan
İnan, ömrüm kirine bulaşmış ki kırk katır suyla temizlenmez
Kırk faişe bir araya gelse, artık sen gibisi dünyaya gelmez.
Yalan olağanüstü bir karaktersizlik örneği olsada nezdimde, umut kırıntıları inanç yarattığı gibi daha sonra bu kırıntıların birer hançer gibi içimi deşeceğini de öğrenmemi sağlar.
Hayal kırıklığı birini kaybetmekle ilgili değil mesela, ona inanmış olmak aptallığının en yumuşak tabiridir.
Halbuki birşey bir defa olduğunda, bundan çıkacak ders yalnızca şudur; Bir daha olacak!
Velhasıl kelam dostlarım;
İnsan muhteşem bir hayal kırıklığıdır.