Daha doğmadan ölmesi kararlaştırılmış kadın cinsiyetinde yüzlerce bebeğin coğrafyasından bir hikâye bu.
Kadın; birinin annesi, kız kardeşi, eşi.
O kadar!
Dünya bir tarla olsa ve dişiyle aç susuz sürse bu tarlayı, eve döndüğünde yemek yapmak zorunda kalandır kadın.
Sonra sofra kurmak zorunda olan, yorgunluktan hızlarına yetişemediği sofra hanesinin yemeği bittiğinde, karnı tam doymamış halde o sofrayı kaldırandır kadın.
O bulaşığı yıkayan, ortalığı toparlayan, çay koyan tok karnının şişliğiyle uzanan erkeğine ve tüm bunları üstünü değiştirmeye fırsatı olmadan yapan.
Kadının adı yoktur, o Ali'nin karısı, Veli'nin annesi, Mehmet'in kız kardeşidir.
Kadın, vajinasına kan bulaştığı günden ölene kadar, (ki ölüm çok uzak değildir ona) hep birine hizmet, saygı ve sevgi göstermek zorunda olandır.