Nilüfer Dağ, Kayıp Gül - Ekim Yağmurları'ı inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · 1/10 puan

yani bu kitap için yorum yapmak bile bence zaman kaybı hikayedeki basitlik beni çok baydı sabırla belki de değişir diye bitirdim ve bitirdikten sonra ''bu muydu?'' dediğim bir kitap oldu kimseye tavsiye etmeyeceğim bir kitap tabi hiç işiniz yoksa ve elinizdeki yek kitap bu ise farklı...

Eğer uslu durursa her şeyin düzeleceği söylenerek büyütülen,
ve aksine uslu durdukça hiçbir şeyin düzelmediğini gören o çocuklardan biriyim...

Kayıp İmge

Kayıp İlan Şiiri
"Kendime bir mektup yazayım dedim.
gelsin, yüzüme bir kaç hakikat vursun istedim.
nerededir,
ne yer
ne içer
bilemedim.
adresine bakayım dedim,
cık, bulamadım.
Kayıp eşya bürosuna baktım,
Kanepe kırlentlerinin köşelerine baktım,
sokağa baktım,
yok efendim yok, gene bulamadım
acaba nerede unuttum, nerede bıraktım 'kendim'i?
bir insanda
bir umutta
yağan yağmurda mı kayıp gitti elimden yoksa?"

Hasan Özbek, bir alıntı ekledi.
3 saat önce

Hayat, en küçük bir halkası bilindiği takdirde doğası anlaşılabilen büyük bir zincirdir ...

Kayıp Hikayenin İzinde - Dörtlerin İmzası, Arthur Conan Doyle (Martı)Kayıp Hikayenin İzinde - Dörtlerin İmzası, Arthur Conan Doyle (Martı)

Pulp Fiction 1994
''Erdemli adamın yolu, bencillerin insafsızlıkları ve kötü insanların zulmüyle sarmalanmıştır. ancak merhamet ve iyi niyet adına karanlıklar vadinde zayıf olana rehberlik eden kişi kutsanmıştır. çünkü kardeşlerinin gerçek hamisi ve kayıp çocukların kurtarıcısıdır o, kardeşlerimi zehirlemeye ve yok etmeye kalkışanlardan intikamımı mutlaka alacak ve onları büyük bir öfke ve güçle vuracağım. ve senden intikam almaya geldiğimde adımın TANRI olduğunu anlayacaksın''

Fırat Özbey, Yabancı'ı inceledi.
 5 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı ikinci kez okuduğum bugünlerde şunu anlamış bulunuyorum ki okuduğum neredeyse tüm müthiş kitapları lise yıllarımda okumuşum.Bu bir talih mi talihsizlik mi ondan emin değilim.Aklımda yıllardır hep bir yabancı vardı ama şuan anlıyorum ki yabancıymışım ona, lise aklımla tam algılayamamışım onu.Bana o dönemdeki etkisi ,sabahın köründe okula gitme bahanesiyle evden çıkmak akşama kadar tek başıma şehri aylak aylak dolaşmak olmuştu,ceketimin yan cebinde kıvrılmış ince kitaplar olurdu hep.Raskolnikovu da bu yıllarda tanıdım,Samsa ve Vautrinide.Beckett'in tüm kitaplarını Murphy hariç bu yıllarda okudum.Demem o ki galiba yanlış zamanda yanlış kitapları okumuşum.Bu durumun paha biçilmez tek avantajıysa bu kitapları tekrar okuduğumda bir yandan o günlere geri dönüyorum,belki bir su birikintisinde yüzümü hayal meyal görüyorum,belkide dalgın dalgın yoldan karşıya geçerken bir korna sesiyle irkiliyorum.Bir yandanda o dönemden bu döneme algılamamın ne kadar değiştiğini farkediyorum. Şuandaki etkisiyse yorgunluk olarak kendisini gösteriyor,yan etki değil direkt etki.

Yabancı, insanın hayatını mahvedecek kitaplardan o gençlik günlerimde belkide kitabı tam olarak anlayabilseydim hayatım mahvolurdu.Ki bu çok komik bir düşünce altı üstü hayat bu mahvolsada olmasada yapılabilecek birşey yok.Meursault için anlamsızlık bile anlamsız.Hayatın anlamı olması olmaması ile aynı.Anlam yada anlamsızlık ikiside aynı şey.İçinden çıkılmaz bir durum.Bir kuş kafesini arıyor.İnsanı dehşete düşüren Kafka sözü.Camus ise daha feci, süslü hiç bir laf etmeden kafesinde kuşunda aynı şey olduğunu söylüyor.Aramak.Aramaksa anlamsız bir söz olsa olsa bulunmaktır söz konusu olan.Bilmiyorum ama bu kitap edebiyat tarihinin zirvesidir ,feci bir şey.İnsan sadece bu kitabı okuyarak saatlerce felsefeden bahsedebilir.Yığınla kitabın söyleyeceğini bir kaç Meursault davranışıyla kavrarız,kavramak ise ayrı bir güç gerektiriyor,akıl yada zeka gücünden bahsetmiyorum,tahammül gücünden bahsediyorum.İnsan 1984 ü okurken az çok kendini savunmaya alabilir ama bu kitaba karşı savunmasısız.Hiçbir çıkar yol yok,gündelik yaşam,sıradan olaylar,umursamazlık .Meursault,eklemek belkide fazladır edebiyat tarihinin en "kayıp" karakteridir.Samsa böceğe dönüştüğü için biraz hüzünlüdür ve biraz kızgındır,Meursault ise hüzünlenmez,keşke doğru sözcük "hüzünlenmez" olsaydı ama değil doğrusu "hüzünlenemez."

Kafka'da yargısız bir infaz Camus'da ise insafsız bir yargıdır söz konusu olan.K.'nın son sözü Meursault'un yaşam biçimidir.
Kitap boyunca bir "tıkılmışlık"(doğru kelime kesinlikle budur) hissiyle doluyorsunuz.Kan yerine vücutta bu his dolaşıyor.Bilmem benimle kaç kişi aynı fikirdedir,hisler hareket halindeki bedenden kat ve kat daha çok insana benzemektedir.Öyle bir kitapla karşı karşıya geliriz ki sorgulamamak kitaba haksızlık olur umrunda olmasa bile, ne önemi var ki? İnsan olmanın başka bir yaratık olmamaktan.Kurşunun beyne saplanması yani yalın haliyle vuruculuğunsa yine yalın haliyle hiç edebiyat yapmadan sadece olayları anlatarak yapılıyor olması.Hayran olmamak elde değil.Bu kitabı genellikle aynı rafa dizilen kitaplardan ayıransa bu tahammül edilemez çıplaklık.Daha fazla yazamayacağım.

Yazıma, yani bu şeye buradan yani 1k dan bir arkadaşın, Pierre Riviere'nin enfes Kafka- Camus karşılaştırması ile son veriyorum.

Kafka sıradan olmayan bir dünyayı insana gayet sıradan gibi kabul ettirir neredeyse, fantaziye sayamayız onu...Sıradışı olmayan bir şey var ama burada dedirtir...Camus hayatın kendisinde bu durumu anlatır, bütünüyle bundan farksız hayat, absürd der gibi...Kafka'nın sıradışı içerisinde gösterdiği hayatın absürd oluşunu en bilindik yere çeker ki hissedene tokadı daha sağlam indirir... Bizim kafkaesk dediğimiz ortamdan ziyade gerçeğin yansıması... Absürd olan hayattaki yer alışlarımız siyah giyinirsem yasım var, toplum bunu bekler, acı çeken suçtan azadedir belli ölçülerde bile olsa...hakikat tüm değerini yitirir, neredeyse söylenmemeyi bekler....tüm gördüğümüz yaşantı absürdün kendisi zaten, normal dediğimiz....ruhsuz bir adam, ruh ne ki? Tepkisiz kalmayı seçiş neye karşı tepkinin gülünçlüğüne mi? Üstelik neredeyse hiçbir görüş savunmadan hiçbir görüşününü dile getirmeden olay aracılığıyla bunu yapar.

Yeterinden biraz fazla bakınca ya gözlerini kaçırmak zorunda kalıyor insan, ya da içinde boğulmak... Daldığı yeri eriten, bakmadığı yeri köreltendi gözleri...

Kayıp Yüzyılın Prensesi, Kahraman Tazeoğlu

CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Köpek balıklarının öncelikle beyaz nesnelere saldırdığını herkes bilir. Miyop oldukları için yalnız beyaz ya da parlak şeyleri görebilir.

Bir Kayıp Denizci, Gabriel Garcia MarquezBir Kayıp Denizci, Gabriel Garcia Marquez
CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Deniz suyunun organizma için zararlı olmadığını o zaman bilmiyordum

Bir Kayıp Denizci, Gabriel Garcia MarquezBir Kayıp Denizci, Gabriel Garcia Marquez