Puan vermedi·504 syf.··
2026 212. kitabı
Ahmet Ümit, Berlin Emniyeti’nde görevli Türk kökenli başkomiser Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker’i, Pergamon (Bergama) Sunağı’nın gölgesinde işlenen vahşi ve ritüelistik cinayetlerin peşine düşürüyor. Berlin’in modern sokaklarından Anadolu’nun kadim topraklarına uzanan bu sürükleyici polisiye, Zeus Altarı'nın kaçırılış öyküsünü ve mitolojik mitleri merkezine alıyor. Yazar, milliyetçilik, aidiyet, baba-oğul çatışması ve köklerinden koparılan tarihi eserlerin hüznünü harmanlarken, insanın içindeki o hiç değişmeyen güç ve intikam arzusunu gözler önüne seriyor.
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
Hayat İmkânsız Değil; İnsan İçindeki Mucizeye Geç Kalabiliyormuş!
8/10
·368 syf.··
2026 132. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:11
Hayat İmkânsız Değil; Bazen Sadece Biz Çok Yorulmuş Oluyoruz I—BAŞLANGIÇ: Matt Haig’in Hayat İmkânsız adlı eserini bitirdiğimde kitabı kapatmadım aslında; sadece sayfaları kapattım. Çünkü bazı kitaplar bitince susmaz. İçinizde konuşmaya devam eder. Bu kitap da tam olarak onlardan biri oldu benim için. Matt Haig, yine bildiğimiz yerden yakalıyor insanı: kayıptan, pişmanlıktan, yalnızlıktan, geçmişin insanın içinde bıraktığı o görünmez tortudan… Ama bunu yaparken okuru karanlığın içine bırakıp gitmiyor. Aksine, karanlığın içinde küçük küçük ışıklar yakıyor. Hani bazen hayatın bize karşı çok sert, çok yorucu, hatta biraz da “fazla mesai yapan bir kader memuru” gibi davrandığını düşünürüz ya; Haig tam o noktada çıkıp şunu fısıldıyor: “Belki de mesele hayatın imkânsız olması değil, bizim yeniden başlamaktan korkmamızdır.” II—İNCELEME: Romanın merkezinde Grace Winters var. Emekli, yalnız, geçmişin ağır yüklerini omuzlarında taşıyan, hayatla arasına mesafe koymuş bir kadın. Onun Ibiza’ya uzanan hikâyesi ilk bakışta gizemli, hatta yer yer fantastik bir yolculuk gibi görünse de bana göre kitabın asıl yolculuğu dışarıda değil, içeride yaşanıyor. Grace’in gittiği ada kadar, kendi içine yaptığı yolculuk da romanın kalbini oluşturuyor. Kitapta en çok sevdiğim taraflardan biri, Matt Haig’in “iyileşme” meselesini kolaycı bir iyimserlikle anlatmamasıydı. Bu romanda acılar bir anda geçmiyor, kayıplar sihirli bir cümleyle kapanmıyor, geçmiş yok olmuyor. Zaten hayat da böyle değil mi? Bazı boşluklar kapanmaz; sadece insan o boşlukla yaşamayı öğrenir. Bazı özürler geçmişi değiştirmez; ama insanın içindeki düğümü biraz gevşetir. Bazı başlangıçlar da cesaretten önce korkuyla gelir. Grace’in hikâyesi bana şunu düşündürdü: İnsan bazen yaşlanınca değil, ummaktan vazgeçince yaşlanıyor. Ve
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·360 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:24
Dedektif Josie Quinn serisine tersten başlamış biri olarak sonunu bildiğim bir kitabı okumak gibiydi. Josie'nin travmalarının sebeplerini biliyor nasıl sonuçlanacağını da bilerek okumakta farklı bir kafa oldu benim için. Kayıp kız İsabelle aranırken kayıp olan başka bir kız bulunur. Josie iki kızında birbiriyle bağlantılı olduğunu görüp o konu üstüne araştırmaya başlar. Görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle açığa alınmıştır. Soruşturmasını gayri resmi yürütmek zorundadır.
Kaybolan KızlarLisa Regan · Olimpos Yayınları · 2023359 okunma
Yaşar Kemal vari tılsımlı bir anlatı
Puan vermedi
“İnsanlardan ne kadar kaçarsak, hayatta kalma şansımızın o kadar fazla olacağını biliyorduk” Dersim Tertelesi’ni konu edinen kitabı yaklaşık 15 sene önce okumuştum. Daha ilk sayfalarında o coğrafyanın tılsımına kapılıyorsunuz. Müthiş bir anlatı. Yaşanan acılar ruhunuzu ele geçiriyor. Kitabı bitirdiğinizde ise gözlerden akan yaşa engel olamıyorsunuz. Yazarı Haydar Karataş ile röportaj yapma fırsatı da bulmuştum. ‘Gece Kelebeği’ hayatımda en çok hediye ettiğim ve önerdiğim kitaptır. Ön yargılarınızı kenara bırakarak, bu topraklarda yaşananları bir de o toprakların romanlarından dinlemenizi öneririm. Yüzleşmek iyileştirir.
Gece KelebeğiHaydar Karataş · İletişim Yayınları · 2012316 okunma
8/10
·400 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 21:18
Narin, arkadaşı Hilal'in doğum gününde abisi Hakan ile tanışmış ve o tanışmadan sonra ikisininde hayatı değişmiştir. Narin küçüklüğünden beri bir çok şeyle sınanmıştır. Üstüne bir de Hakan'ın kaybıyla sınanması gerekmiştir. Narin her şeye ve herkese rağmen çocuklarını tek başına büyütmüş, Hakan'ın kaybının üzerinden dört yıl geçmiştir. Ancak Narin'in ödül alacağı bir gecede şehit bildiği Hakan'ı yeniden görmüş ve kocasının yıllar önce ölmediği ortaya çıkmıştır. Ancak Narin'in bunu öğrenmesi ile birlikte hayatlarına tehlikeler de girmiştir. Narin ateş hattının ortasında kalırken, Hakan'ın hala devam eden ve en kısa zamanda bitirmesi gereken bir görevi vardır. Hakan kaybettiği yılları telafi etmek için her şeyi yapmaya kararlıdır. Ancak öncelikle Narin ile hayatlarını yollarına sokmaları gerekmektedir. Bunlarla birlikte Narin yaşadığı hayatın yalanlar üzerine kurulduğunu fark edecek, geçmişin sırları ile yüzleşmesi gerekecektir. Bu seri kalbimi paramparça ederken bir yandan da kalbimi yumuşacaık yaptı.Bazı şeylerin ortaya çıkmasıyla 'bu kız daha nelerle sınanacak yaşadıkları yetmedi mi' diye bir yükselmiş olabilirim.Ve öncesinde olamasada sonrasında Hakan ona destek olmak için hep yanındaydı.Hakan'ın yaşamak zorunda kaldıkları ve onların ağırlığı da içime oturdu.Her şeyi beraber atlattılar ve aşkları ile kalbimi ısıttılar.Özelliklede sonlara doğru olaylar daha hareketli bir hal aldı ve soluksuz okudum o kısımları.Hilal'in abisi hakkındakileri öğrendiği kısımsa içime ayrı oturdu.Demet ve Orhun'u okurken kahkaha atmış olabilirim ama Demet'e üzüldüm bir yerde.Halit ve Hilal, Banu ve Tarık'ın hikayesini ise ayrıca merak ettim.Barlas'ı da unutmamak lazım.Ayrıca Sezgin'e buradan püü yazıklarım olsun demek istiyorum.Neşe ve Umut ise yine efsanelerdi.Bu arada az da olsa
Gölgesiz Cilt - 2Sibel Akcan · Pukka Yayınları · 202543 okunma
Hiç böyle hayal etmemiştim.
5/10
·408 syf.··
2026 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:42
Biliyorsunuz ki Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu , bayıla bayıla okuduğum iki kitaptı lakin bu kitabı üzülerek söylemeliyim ki hiç sevemedim. Üçüncü kitaba büyük bir beklentiyle başlamış bulundum. Asıl kitaba girmenin heyecanı vardı üzerimde. Sanıyorum ki filmi böyleyse kitabı bal börek... Sanki yazar, kendi kitabını çalmaya çalışıyormuş da çalamamış gibi bir hissiyat yarattı bende. Öncelikle kitabın sıkıntılarını tane tane ele alalım. Yazar, bu hafıza kaybı olayını çok fena eline yüzüne bulaştırmış. ilk, iki kitabında karakterler bu kadar güzel ve derinlemesine işlenmişken; olay örgüsü, yer, mekan, zamanda cabası... hepsini sıfırlamak hangi akla mantığa sığar, işte bunu anlamıyorum. Madem Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu'nu yazacaktın o vakit neden bize bu üç seriyi okuttun. Şimdi birde bu kronojik okuma karmaşaşı var ortada. Hani orada da kitabı yazılma sırasıyla okursan büsbütün kördüğüm olursun. Bana kalırsa bir yerde tercih yapılmalıydı ve bu tercih kesinlikle ama kesinlikle bizim bildiğimiz üçlemeden ziyade sonradan yazılan "ÖLÜM EMRİ VE VİRÜS KODU'NDAN" yana olmalıydı. Yukarıda bahsettiğim kitapları ya okumayın yada ilk üçlü ve sonrasında Newt'e ne oldu sorusunun cevabını Labirent: Deli Sarayı'nda alıp bu kitabı tadında bırakın. BUNDAN SONRASI SPOİLER; İkinci kitapta aile olan bu grubun birbirine tamemen yabancı olduğu bir kitap düşünün, Thomas'ın zekilerden aptallığa terfi ettiği bir evren. Her şey Teresa ve Chuck'tan ibaret olan bir dünya. Abi ben anlamıyorum. Bu karakterler senin önceliğinse sen arkaadaşların için ne diye labirente girdin? Kaç git. Hafıza kaybından sonra da bu önceliği değişmedi ama bir aptal gibi oraya girmesi ve onlarca insanın ölmesi sonucu kalan tek karakterimiz de Thomas ve Teresa'ydı. Olan minik Chuck'a ve Alby'ye oldu. Beyaz Leke'de de benzer bir durum söz
Labirent: Ölümcül KaçışJames Dashner · Pegasus Yayınları · 201411,7bin okunma