Dinler; hak, hukuk, hakikat, hakkaniyet ve adalet arayışı davası peşinde iken; modernite; güç, gerçek ve tahakküm peşindedir. 'ilerleme' de onun kılıfı ve süsüdür.
Sorun sadece her şeyi kendinden başlatan ve kendi çevresinde döndüren Avrupa'nın etrafında gelişmez. (Fanon'un hayaletlerinin evrenselleştiği anlardan biri). Mesela Soma katliamı'nın yaşandığı günlerde cehennemden kurtarılmışken sedyelerin kirlenebileceğini düşünen işçiyi televziyon ekranında görünce de Fanon'u hatırlarsınız. O günlerde soldan pek çok yorumcu işçinin erdeminden söz ediyordu. Muhafazakarlar da edepli bir davranış olduğu için bunu takdir ediyordu galiba. Fanon olsa “bu bir erdem değil, çaresizlik olmasın?” diye sorardı.
Fanon “Zenci ve Dil”de “sömürgeleştirilmiş her halk” diye yazdıktan sonra bir daha ifade eder: “...başka bir deyişle, ruhunda ölümün yanı sıra yerel ve özgün kültürel kaynaklarının toprak altına gömülmesiyle aşağılık kompleksi yaratılmış her insan..”