Mehmet kubat profil resmi
Sosyolog
10 Ocak
Erkek
3 okur puanı
13 Eki 2019 tarihinde katıldı.
  • Diriliş, geçmişindeki günahlarla yüz yüze gelen bir rus asilzadenin hikayesini anlatır. Prens nehludov, bir hayat kadınının cinayetten yargılandığı bir davanın jürüsinde görev almıştır. Sanığın bir zamanlar terk ettiği bir kadın olduğunu dehşetle öğrendikten sonra jadının felakete sürüklenmesinde oynadığı rolün verdiği suçluluk duygusuyla affedilmek için kadının peşine düşer, sibirya hapishanesine kadar gider, Tolstoy epik havaya sahip bu romanında devlet,aristokrasi ve adalet sistemini kiliseyle birlikte ciddi şekilde eleştirmektedir.
    Tolstoy eserde bir petruşkanın çektiği sıkıntılarını, kendisine kalmak için yer arayışında olduğunu, kalacak yer, iş bulduğunda ise evib erkeği yada çocukları tarafından etrafı çevrilip ona tecavü yada cinsel saldırılarda bulunuluşunu, bu ortaya çıkınca ise bundan ona saldıran erkekler değilde genelde hep petrüşka suçlu bulunur ve evden kovarlardı, en sononda teyzesinin evinden de kovulunca petruşka, bir geneleve gider ve orada 8 yıla yakın süre boyunca orada çalışır, her hafta muayene edildikten sonra tanımadığı erkeklerle para karşılığında birlikte olur, ve rahat bir hayat yaşayıp, sefillikten bir nebzede olsa kurtulur. Maslova sonradan tutuklanıp ceza evine atılır, mahkeme si görülür, mahkeme zamanında bütün gözler maslovanın çekiciliğindeydi, dimiyri de mahkeme jürileti arasındaydı, dimitride herşeyden habersiz mahkemeye gelio hakim ve savcılarla birlikte jürilere ait yerlerini geçmeyi beklerler, mahkumlar teker teker yerlerine geçtikten sonra küri üyeleride salondaki yerlerine geçer ve mahkeme başlar. Dimitry katyuşayı görünce hemen tanır, dimitry teyzelerinin evine giderken karyuşada lrda çalışmaktaydı, birlikte vakit geçirirler, dimitry zamanla katyuşadan hoşlanır ve onu ateşli bir biçimde arzularz, katyuşa ne kadar kaçmaya çalışşada sonunda dimitry e teslim olur ve fırsat buldukça beraber olurlar, dimitry zamanla askere gider, subay olur yıllar geçer, tekrar teyzelerinin evine döner, katyuşayı görmek umuduyla gelir, ancak katyuşa orda değildir, dimitry askere gittikten sonra hamile kaldığını, kötü kadın olduğunu söyler, dmitry bi yandan üzülürken bi yandanda yaptığı şeylerin örtmesine ve gaklı çıkmasına sevinir, ilk başta o çocuğun kendisinde olabikeceğini düşünüp aramaya koyulur lakin zamanla vaz geçer. Dimitry mahkeme salonunda katyuşaya bakınca hem üzülür hemde tedirgin olur ve kimsenin yüzüne bakamayacak hale gelir, başını kaldıramaz. Mahkemede herkes suçu katyuşaya atar ve suçlunun o olduğunu söylerler. Mahkeme jürileri karar için toplanırlar konuşurlar, jüriler bütün sanıklara düşük cezalar vermek isterler ancak mahkeme başkanı kararı okurken herkes şaşırır çünkü kararda katyuşa kürek cezasına çarptırılmıştı oysaki jüri üyelwri bunu istememiş ancak karar verirken eklemeyi unuttuğu bir cümleden doşayı katyuşayı kürek mahkumyeti cezasına çarptırmışlardı, dimitry ne kadar itraz etsede iş değişmedi, mahkeme başkanıyla konuşmaya gitti nahkeme başkanı onu seven ve sayan birisiydi ancak kararın bi kere sonuçlandığını ancak itiraz yolunun açık olduğunu bunun içinde avukatla konuşması gerektiğini söyler, dimitry avukatla konuştuktan sonra wve gider, her şeyden tiksinir, katyuşayla yaşadığı ilişkisini düşünür ve artık nişianlısı olduğu kızla evlenemwyeceğini, ondan ayrılıp katyuşanın yanına gitmeyi ve olanlaeı hwrkese anlatması verektiğini düşünüyordu bunları düşünürken zorlanıyor ve adeta her şeyden baştada kendisinden tiksiniyordu. Dimitry evde herkese herşeyi anlatmayı düşünüyordu ancak gelecek tepkilerden de korkuyordu, dimitry sevgilisi de evlenmiş ve artık serbest olduğunu söylüyordu, dimitry de savcılığa gidip katyuşayla konuşup af dileyecekti, katyuşa ise artık bir kürek mahkumuydu, cezaevine gider hüngür hüngür ağlamaya başlar, arkadaşları başına toplanır olanları anlatır ve votja ile sigarasını içer, orda herkes şaşırır ve herkes suçsuz yere mahkum edildiğini düşünüt, katyuşa ise hayatı bir film şeridi gibi gözünün önünden geçer virtek dmitryle yaşadıklarını anımsamaz çünkü katyuia o yaşananları belleğin en derin köşesine atmış ve bunu kendisine dahi söylemez olmuştur, çünkü dimitry askerden döneceği zaman teyzesine ığramayacağını söyleyince katyuşa istasyona gider ancak onun umranda olmadığını, onun gülüp eylendiğini gördüğünde kendisine yuğmurun altında bu hamile haliyle ıslandığını ancak beyfendinin umrunda olmadığını görünce onu tamamen siler artık. Dmitry cezaevine gelir ancak biraz geç olduğundan ve cezaevi müdürü olmadığından yarın gelmesini isterler. Dimitry katyuşayla yarın olunca görüşür, katyuşa onu tanımaz dimitry kendini tanıtınca tanır, içinden senirlenir ama pek belli etmez, dimitry kendisinin bı halde olmasından kendisinin sorumlu olduğunu ve hatasını telafi wtmek istediğini söyler, katyuşa ise kendisinin bu halde olmasının hiç bir alakası olmadığını bu hayatı kendisinin seçtiğini ve bu işi sevdiğini söyler, katyuşa dimitryden biraz para ister ve dimtryden ona gizliden vermesini ister ve parayı aldıktan sonra görüşme bitet.
    Katyuşa koğuşa gider, bastırdığı geçmişteki duyguları yine gün yüzüne çıkmıştır, koğuş arkadaşları gelir ne olduğunu sorar o pek bir şey demez ve aldığı parayla viski içerler, koğuşta arbede de çıkar ve mahkumlar kavga ederler. Dimitry avukatının yanına gider avukatı bi belgeyi imzalatması için dimitry e veriri, dmitry tekrardan katyuşanın yanına gider, katyuşa bu sefer yaşlı iki kadının suçsuz yere ceza evinde yattığını ve ona yardımcı olmasını ister, gerçektende kadın ve oğlu suçsuzdur, meyhaneci adamın karısını zorla alı koymaya çalışır, çocuk buna karşı çıkar, olay çıkar, meyhaneci iş yerini bilerek ateşe verir ve suçu adamla annesine atar, meyhaneci ise eşyalarını sigortalatmıştır yangını bilerek çııkartır suçu onlara atar ve parasını da almıştır ve zavallı çocuk ve yaşlı annesi suçsuz yere cezaevinde olduğunu söyler, dimitry e sonradan siyasi mahkumlardan bir mektup gelir, dmitry gider görüşür ce bu mahkumun bir zamanlar eğitim parasını karşoladığı kızın olduğunu görür, olayı anlatır ce suçsuz olduğunu söyler, dmitry ilisine de inanır, gider avukatla görüşür ve avukatı bunun valinin halledeceğe bileceğini söyler. Dmitry valinin izinde olduğunu onun yerine arkadaşının vekalet ettiğini söyler ve onla görüşmeye gideceğini söyler.
    Vali ye vekalet eden arkadaşına gider durumu anlatıp katyuşayla görüçebilmek için izin talep eder, ona izni ayarlar. Dmitry tekrardan gidip katyuşayla görüşür, olanları anlatır ve katyuşaya kendisiyle evlenmek istediğini söyler, bunu duyan katyuşa şaşrır, jabul etmez ancak dmitry ısrarcıdır ve sonuna kadar peşinden geleceğini söyler, dmitey cezaevinde suçsuznyatan mahkumları ve cezaevindw dayak yiyen mahkumların olayını görür ve burda adalet ve devletin suçlu olduğunu ve eksikliklerini vurgular, sınr aolayı gidip avukatına anlatır, avukatı böyle olaylarım
    N olduğunu ancak kimsenin sorumluluk kaldırmadığını söyler, gerçekten de dmitry valiye vekalet eden arkadaşıyla görüşmesinde bu sıkıntıları gündeme getirir ancak vali de sorumduzluğu başka birilerine atar, dmitry çok üstelwtincede üzerine vazife olmayan şeylere karışmaması gerektiğini tembihler, dmiyey sonra evine döner, aikesindwn kalan tarlaları be evi hak sahibi olan köylülere vermeye karar verir çünkü dmitry feodalite beyliğini kölelik olarak görür ve toprağı verçek sahipleri köylülere vermesi gerektiğini söyler, bi yandanda toğrağı işletip zengin hayatı yaşamanın da düşüncesi sürdürür, dmitry sonrada nede olsa katyuşayla birlikte sibirya ya gideceğini ve kendisine ne ev nede toprağın artık lazım olmayacağunı ve toprağı köylülere vermesi gerektiği kararını verir. Dmitry köylüler le konuşur durumu anlatır, ve onlara toprağın herkese ait olduğunu hak onları işleyene ait olduğunu söyler, jöylüler bunu kabul etmezler, toprağı onlara kiralamasını isterler, dmitry köylülere düşünmeleri için zaman verir, kahya gider köylülerden 7 kişiyi çağırır durumu şöyle anlatır, toprağı onlara kiralama olarak verecek ancak kira bedelini dmitry değil köylüler harcayacak ancak bu kira bedeli ne az nede çok olmaması gerek diye konuştular bu fikir köylülerede makbul geldi, dmitry evini kahya sayesinde uygun bi fiyata satıp gitti. Dmitry mahkumların akrabalarıyla konuşuruz, onların şikayetlerini dinledikten sonra, hapishaneye gidip onlara görüşmeye çalışacağını söyler. Senatoda katyuşa ve diğer itraz dikekçelerini görüşmek üzere toplanırlar, senato üyelerinde bir üye dmitry in arkadaşı çıkar, ancak eski arkadaşı olduğundan o dmitry i tanımaz ancak ancak o arkadaşını tanır, senato dikekçeleri görüşmeye başkar ve katyuşanın dilekçeside redd edilir, dimitry ne kadar itraz etsede sonuç değişmez ve artık dmitry tek çaresi af mektubu kalmış ve onuda yazacağını belirtir.
    Eserde genellikle rusyanın ahlaki çöküntüsü, adaley sistemindeki eksiklikleri vurgular ve özellikle suçsuz yere mahkum olan, ceza evine giren mahkumların hayatları üzerinde durup sistemsel eleştiride.bulunmaktadır. Dmitry hastaneye katyuşayla görüşmeye gider ancak görevli katyuşanın hastanedeki teöizlikçiyle ilişli yaşadığını ve başhekiminde bunu öğrendiğinde onu cezaevine gönderdiğini söyler, dmitryin aklına hemen katyuşanın onla ilişkiye girdiğini düşünür, bundan dolayı rahatsız olup ondan tiksinmeye ve onla evlenme fikrine onun için katlanacağı hayatı bir daha düşünmeye başlar, ancak neticede kendini affettirmek için pnun her isteğine ve davranışını kabull edeceğine karar verir ve cazeevine gider, ceza evi müdürü değişmiştir yeni müdür daha sert ve katıdır, katyuşaylq görüşür katyuşaya haberi verir ancak katyuşa hastanedekilerin olayı dmitrye anlattığını bildiği için olayın aslını anlatmaya çalışır ancak dmitry pek dinlemez, olay aslında görevlinin katyuşayla asılması olayı olup, katyuşa depoya ilacı almak için gittiğinde ona sarılır katyuşa onu iter ve götevli rafa çarpar, başhekim katyuşanın kaçtığını görünce sinirlenir ve hemen onun yerine yeni bir mahkum talep edilir, ancak dmitry onu dinlememiştir bike buda katyuşanın zoruna gitmiş olup gözleri dolmuştur.
    Dmitry çoktandır görmediği ablasının yanına gider, onla konuşur ve anlası ona tarlaları sorar ve yaptığı şeyin ne kadar yanlış olduğunu söyler, ve özellikle eniştesiyle adaletsizliğin olduğunu, içerde suçsuz yere yatan bi sürü mahkumun olduğunu, buna adalet sisteminin sebep olduğunu söyler eniştesi ise bunu kabul etmez ve tarı sohbet yarı tartışma şeklinde konuşmaları sonlanır. Mahkeme katyuşanın itraz dilekçesini kabul etmediğinden katyuşa kürek mahkumu olarak sibiryaya doğru yola çıkacaktır, aynı şekilde onu dmitry de takip edip gidecektir, başta dmitri eniştesine mektup yazmayı dener ancak o mektubun bir üzür mahiyeti taşıyacağını düşündüğünden bundan vaz geçer ve sibirya ya doğru yola çıkar. Dimitry yolculukta mahkumların dırumlarını yaşadıklarını görünce adalet sistemini iyice eleştirip zayıf lığını bir daha gözleriyle görür. Yolda iki mahkum hayatını kaybetmiştir, güneş çarpmasından oysaki ifare isteseydi mahkumları daha iyi koşullarda yolculuk etmelerini sağlar ve ölmeletine mani olurdu. Katyuşa ise dmitryin ricası üzerine siyasi mahkumların arasına alınmış onlarla yolculuk yapıyordu. Katyuşa siyasi mahkumların arasında daha da bilgikenmiş ve kendine olan öz saygısı gelmiş ve siyadi mahkumlarla kaynaşıp onların hikayelerini dinliyordu.
    Siyasi mahkumlardan biri dmitryle konuşmaya gelir ve katyuşadan hoşlandığını ve onla evlenmek istediğini söyler, dmitry buna kendşsşnin değil katyuşanın karar vereceğini söyler. Dmtry katyuşaylada konuşur ve kararı kendisinin vereceğini ve kararına saygı duyacağını söyler. Dmitry sibirya ya varır, valiyle görüşür vali onu evine davet eder Dmitry gider misafir olur ve ailesiyle tanışır, bu arada Dmitry kardeşinden mektup alır ve mektup ta katyuşanın senato tarafından aff edildiğini içeren mektubun bi benzerini gönderir. Dimitry kararın bi benzerini cezaevi müdürüne götürür kararda katyuşanın cezasının kürek mahkumundan ev hapsine dönüştüğünü içeren kararın bi benzerini gösterir, ancak müdür üstten bi emir ve yazılı belge olmadan kimseyi bırakmayacağını söyler, dmitry katyuşayla görüşmek ister ancak salgın hastalık olduğundan dolayı bunuda kabul etmez ve Dmitry katyuşa ilede görüşemez.
  • Insanların vakit öldürmek için çırpındığın zamanlar bitti artık vaktin ölü olarak koyduğu bir gelecek ufkunun yerini Hemen şimdi aldığı çağda yaşıyoruz daha 1945'te vano akşam gazetesindeki köşesinde memurluktan hayattan sıkılanlar için amatörlüğü sağlık veriyordu erişirgil 1956'da yazdığı merak ve dikkat adlı kitabında sıkılmış öğrencilere merak nasıl açılınır diye soruyordu merak uyanmadan dikkat olmaz eğitim merak öğretmek lazım diyordu 80'lerde beraber eskilerin surat asrı dediği Devri kapatan hızın sadece fiziksel değil sanal bir dünyada da bir mevzu haline geldiği insanların malumatın her an ulaşılabilir olduğu sosyal ilişkilerini yerini etkileşime terk ettiği bir döneme girdik merakımız varsa dahi ilgi duyamıyoruz kat kesilemiyor Uz dikkatimiz yazılım Hara izlerinin arasında bir yüzden diğerini atlatmak ve meşgul paranın yerini Hiperaktiflik yani oradan oraya atlama kaldı yerimizde duramıyoruz gündemimiz aralıksız olarak güncelleniyor Tüm bu bitmek bilmeyen yepyeni şimdiden Gezmiş durumdayız Bugün olmazsa yarın yorgunluk toplumunu Almanya'da son 10 sene en çok satan kitaplarından biri yapan şey kapitalizmin Son 20 yılında ortaya çıkan yeni bir yaşam biçiminin insanı nasıl fırladığını göstermesi sıfırı tükettik ve devam ediyoruz Her şey Ankara'ya geliyor devam ediyoruz Hanım eseri sürüncemede kalmış Depresyonda çıkarmayan sürmenaj olmuş insanın hayatını anlatan bir başyapıt.
  • İsobel millet; saygın ve zengin bir aikenin kızıdır. Rafael romero zengin sanayici iş adamı ve bekardır. İsabel ailesi ise soylu bir aileden gelmektedir, her ikisinin ailesi aralarında bir anlaşma imzalarlar ve anlaşmaya göre isabel ile rafael 23 yaşına geldiklerinde evlenecek, bunun karşılığında da isabelin aileside servet değerinde para alacaktır. İsabel daha küçük olduğundan bu anlaşmayı pek önemsemez. Hayatını istediği gibi sürdürmektedir.
    Rafael, beklemediği bir anda ısabel in karşısına çıkar, ona 3 sene sonra hazır olmasını ve onunla evkeneceklerini söyleyip buna hazır olmasını söyler, ısabel bundan çok kızar, rafael ısabeli kendine doğru çeker ve öpmeye başlar ısabel karşı koyamaz , sonra sinirlenip onu iter. Ona dışarı çıkmasını söyler. Rafael onla dışarda görüşür, evliliklerinin nasıl olacağını, nasıl davranacağını söyler, ısabel buna öfkelenir, ve onu terkkeder.
    Ve vakti geldiğinde rafael, ısabel in karşısına çıkar ve vaktin geldiğini söyler, ısabel bunu kabul etmez, ve böyle bir evliliği istemediğini söyler, bi yandanda kendine karşı koyamaz ve rafaelden oda etkilenmiştir, ancak para karşılığında da bu adamla evlenmesine de çok kızar. Rafaeli evden kovar ancak rafael sabah tekrar gelir ve babadının durumunun iyi olmadığını, batmak üzere olduğunu bu evlilik sayesinde alacağı parayla borcunu ödeyip, düze çıkacağını söyler, ısabel isteksizde olsa kabul eder, rafael ile evlenir, görkemli bir düğünden sonra villasına gider, ısabel rafael le bu evliliğin formaliteden olduğunu, asla gerçek karı koca olmayacaklarını söyler, ancak ısabel ona yaklaştıkça değişik duygulara sahip olur, vüiucudu titrer, rafael bunu kabul etmez ancak zorlada bir kadına sahip olmayı istemez, ona süre tanır. Bi haftalık balayına gider, gezip tatile giderler, sonra o şatafatlı villasına dönerler.
    Rafael sabah işe gider, akşam eşine hazırlanmasını ve akşam yemeğe çıkacağını söyler, yemekte ısabel anayla yani rafaelin eski nişanlısıyla tanışır, ısabel pek hoşnut olmasadA pek belli etmez, ana rafaelin işi ters gittiği zamüan onu bırakıp zengin bir iş adamıyla evlenmişti, sonra ısabel rafaelle birlikte iş yemeğine çıkar, uyarılara rağmen ısabel şarabın ayarını kaçırır ve sarhoş olur, rafael onu kucağında taşıyıp eve getirir, ısabel rafaelle gitmemesini söylesede, rafael ilk gecelerini yaşarken uyanık olmasını istediğini söyleyip odasına gider.
    Isabel, sakin ve lüks olmayan bir yerde tango dans yeri açmayı ister, adamla görüşür , onlardan habersiz bir şekilde fotoğraflarını çekip gazeteye basarlar, rafael çok sinirlenir, ısabele bağırıp çağırır, ısabel ise onu aradığını ve telefonuma çıkmadığını söyleyince yumuşar. Hayır bağışı davetine katılırlar, orada rafael verdiği tepkinin abartılı olduğunu ve özür mahiyetinde iş arkadaşlarına kenar bir semtte ısabelin dans yeri açacağını, onu desteklediğini söyler, ısabel şaşırır, ayrıca ısabel rafaelin mültecilete yardım eden, onların haklarını koruyan iş adamı olduğunu duyuncada çok şaşırmış, ve ona hayranlığı artmıştır. Gecede tango dansı için ısabelin elbisesini yırtan rafaele çok sinirlenen ısabel ona tokat atar, rafael ise bir şey anlaşılmasın diye ona sarılıp öper, ısabel ona mağara adamı olduğunu söyleyip tersler, rafael çok kızmış ve onu evliliğin gerçek evlilik olması istediğini, onu arzuladığını söylet, ısabelde artık kendini tutmaz ve birlikte olurlar.
    Zamanla ısobel ile rafael sürekli birlikte olup gezmelere, balolara, ziyafetlere katılırlar, ısabel de bu şarafatlı hayata alışmak üzeredir, tango merkezini açmak üzeredir, rafael de adamla görüşmeye gelir ve daha ucuza mekanı açarlar, ısabel de il arkadaşlarıyla yiyilen yemekte daha dikkatli olmaya çaba sarf eder ve gerçek bir çift gibi davranmaya başlar, ancak usabel bu evlilikte sevginin olmadığını, birbirlerine aşık olmadıkların söyleuip, dünya ya büyük annesi gibi böyle bir evlilijte dünya ya çocuk getiremeyeceğini, dolayısıyla bu evliliği daha da sürdüremeyeceğini, boşanmak istediğini söyleyip misafirlet için ayrılan odalardan birine geçip orada kalacağını belirtir. Rafael iş görüşmesi için 3 günlük yurt dışına çıkar, ısabelde tabgo yerini açar, 3 gün sonra geri gelir ısabele uçakla bir yere gideceklerini söyler, büyükbabasının evine giderlet ısabel kendini tutamaz, rafael ise ona aşık olduğunu, onu sevdiğini ve eğer anlaşma olmasada onu isteyeceğini söyledi ve anlaşmayı yırttı, ısabel ona sarıldı, papaz yeniden nikahlarını kıydı, romanın sonunda iki çocukşarı olur ve mutlu mesut geçinirler.
  • İnsan tabiatını tanıma adlerin 1920 yılında viyana halk enstitüsünde verdiği konferanslardan oluşuyor. ilk kez Almanca olarak 1927 yılında yayınlanmıştır. Adler bu yapıtında insan kişiliğinin gelişmesinde aşağılık duygusunun ve bu duyguyu göstermek için gösterilen çabaların anlam ve önemini anlatır. Adler İnsan zekası, duyguları ve kültürü ile değerlidir. doğan her bebeğe geleceğimiz için önemlidir, iyi ürün almak için toprağa tohum atmak yetmez ona iyi bakım vermek gerekir, sadece başkalarında bulunan değil, sahip olmadığımız kaynakların yabında sahip olduklarımızı görmezden gelmek de bir aşağılık duygusu ifadesidir. Önemli olan kendi kaynaklarının değerlerini bilmek, Kaynaklarına göre gelişmek için çaba sarf etmektir. bunun için elbette ki herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. Siz ancak görevinizi tam olarak yaparsanız, yakınma hakkına sahip olabilirsiniz. Aksi halde yapılan yakınmalar kendi beceriksizliğimizi alıp duygularımızın başkalarına yüklenmesi yansıtılmasında başka bir şey değildir. kendinize Ancak daha çok çalışarak, Emek harcayıp, ürün vererek ortaya koyabilirsiniz. bu da ne yazık ki yorulmadan olmaz, ne kadar acılar yaşamış olursa olsun inatla Ben hala varım demelidir. Kararmış Gümüşler, göz alacak parlaklık iyi gümüşlere dönüşebilir, Yeter ki parlatmak için çabalayın. insanlara da insan sorunlarına da iyimser bir bakış açısıyla yaklaşıyor ve insanları birbirine benzeyen evrensel bir sosyal Duygu'ya vurgu yapar. adlerin yaptığının ana fikrini kendini tanıma mutluluğun bir yasası şeklinde özetleyebiliriz. Bu kitapbı şu şekilde özetleyebiliriz, Bu kitapta Psikologlar ve psikiyatristler, öğretmenlere, Psikolojik rehberlik ile çiçeklere, çocuklar ile ilişkilerde sorun yaşayan ebeveynlere yardımcı olma amacını Güder.
    Çocukluk dönemi insanın geleceğine yön verip, onun gelecek yaşamını şekillendirir. Onun çocukluk döneminde yaşadığı travmalar olgunluk döneminde de bireyin yaşamını etkilemekte ve nevrozlara sevebiyet vermektidir. Adler, bireydeki vaşarının bir faktmrününde aşağılık kompleksi olduğunu söyler, ve birey aksayan veya eksik hissettiği yönü üzerinde çalışıp o yönü üzerinde başarıya ulaşmaktadır, buna kekeme bir insanın dünyanın önde gelen katiplerinden olması gibi.
    Adler, bitkilerin canlı olduğunu ancak hareket kabiliyeti olmadığından onların canlıymış gibi algılanmadığını, ancak insan ve hayvanların hareket kabiliyeti olduğunu ve dahası ruhlarının özgür ve kısıtsız olduğundan onların özgürlüğünün var olduğunu ancak bi yandanda insanların kurallarla hareketlerinin kısıtlandığını ve hareketlerinin özgürce atılmadığını söyleyip bi iki çelişkiye vergu yapar. Adler insan ruhunum heçmişyeki olaylardan etkilendiğini ve dolayısıyla gelecekteki yaşamlarınında bundan etkilendiğini vurgulamaktadır. Adler, mutlak doğruluğun toplumun inanç ve kurallarına bağlı olduğunu vurgular. Adler, yaşamda hayvan topluluklarında sürü halinde yaşayan hayvanlar olduğu gibi tek başına yaşayan hayvanların da olduğunu söyler, ancak insan doğada tek başına yaşayamaz onun ne keskin dişleri, ne pençeleri nede diğer hayvanlardan daha hızlı kaçma gibi bir özelliği vardır, dolayısıyla insan topluluk halinde, il birliğiyle kabile halinde yaşayan bir sosyal canlı ve etrafınıda makinelerle çevirtmiş onun amacına hizmet edip, kolaylaştıran makinelete sahip olmak zorundadır, ayrıca adler sosyalleşmenin önemini vurgular ve eğer insanlar birlikte yaşamayığ sosyalleşmeseler konuşmanın, geleneğin bir önemi ve anlamı kalmayacağını söyler.
    Adler, her çocuğun farklı olduğunu ce özellikler organsal olarak eksik dünyaya gelmiş, geç yürüyen yada geç konuşan çocukların çevresine ve dünyaya geç uyum sağladığını ve karşılaştığı zorlukları diğer çocuklara nazaran daha zor atlattığını vurgular. Adler insanın sosyal bir varlık olduğunu, çevresiyle iletişim halinde olması gerektiği ve öylece yaşamını idame ettirebileceğini söyler. Küçük çocuklar dış dünyayı duyu organlarıyla tanır ve duyu organlarının hangisinde aksama var ise ona ağırlık verir. İnsanların gördüğü sanrılar, hayaller, rüyalar hepsi insanın yaşamıyla alakalı olup bazende kendi başarısızlıklarını örtbas etmeye yararlar, iyi eğitim almış bir aile evladının başarısızlığını unutmak ve örtbas etmek için alkolik bir ayyaş olması gibi.
    İnsanlarda görülen kendini başkasının yerine koyma düşüncesi evrenseldir ve bütün insanlarda görülen davranış tipidir, insanlarla konuşurken, yüksek binaya çıktığını görürken yada biz tehlikede olmadığımız halde başkası tehlikedeyken bizim endişelenmemiz kendimizi o insanın yerine koymamızdan kaynaklanmaktadır.
    İnsanlar iki türlüdür, 1. si kendi görüşüne ve düşüncesine önem vermeyip sürekli karşıdaki insanın düşünce ve görüşünü benimseyip onları örnek alan insanlardır. Buda bazen bireylerin kullanılmasına hatta suça sürüklemektedir, bunun en iyi örneği çete üyeleri olup liderleri adına suç işlemeleridir. 2. tür insanlar ise hep kendini beğenen narsist kişilerdir, bunlar ise kimseyi beğenmez, dinlemez hep kendilerini önde görürler, bunlarla ise birşey yapılamaz, anlaşılması zor insan tipleridir. 1. İnsan tipi hipnoz olmaya ve boyun eğmeye meyilliyken, 2. tür insanlarda ise bu pek görülmemektedir. Adler doğuştan engelli yada eksik orfanla dünyaya gelen kişilerde sosyal çevreye uyum sağlamada diğer insanşara nazaran daha çok zorlandığını belirtmiştir. Yani fiksel özrü olan bireylerde aşağılık kompleksi oluştuğunu, yaşamında da patolojik bozukluklar gösterdiğimi ifade eder.
    Adler, çocukluk döneminde oyunun önemli bir yer kapladığını söyler, pyun çocuğun sadece zaman öldürmek için değil aynı zamanda geleceğine de yön vermektedir. Unutkanlık, bireyde bilinç altındaki olmasını istemediği yada olduğu duruma karşı sessiz bir isyandur, örneğin anahtarını unutan kadınlar evliliğe hazır olmayıp, ev kadını olmaya karşı çıktıkşarı için anahtarlarını sık sık unuturlar, çünkü bilinç altında durumlarına hazır olmayıp bunu kabullenmeme vardır.
    Adler, iş bölümünün cinsiyete göre dağılımına dikkat çeker. Erkeklerin daha baskın ve ön planda olduğunu, aynı işi yapmasına rağmen erkekler kadınlardan daha fazla para alabilmektedir. Adler erkekliğin üstünlüğünü uzun geçmişe dayandığını, erkek gibi kadın gibi terimler kadınları aşağılamak anlamında kabul görülmeyip adeta bir övgü olarak kullanılmaktadır. Adler, bu psikolojinin kadınlarda da olduğunu ve bazı kadınların erkeklere özendiği, evlilik hayatlarında da ev işlerini kocadına bıraktıkları görülmektedir, bu psikoloji kadınların bir kısmınında erkek üstünlüğünü kabul ettiklerini göstermektedir.
    Adler, çocukların sırasına göre ayırır ve ailelerin yaptıkları hatayı söyler. Büyük çocukta aile herşeyi çocuğa yükler ve çocuğun yükü fazla olup altından kalkamaz, çocukluğunu yaşayamaz, hayatla çok çabuk tanışır. Tek çocuklu ailede ise aile çocuğu herşeye karşı korur, onun hayatla tanışmasına, zorluklarla baş etmesine müsade etmez ve çocuk hayatla geç tanışır, ortanca çocuk ise kendini değersiz gördüğünü belirtir.
    Adler, krakterin kalıtsal olduğu nu kabul eder ancak bunun toplumdaki yaşamıyla, gördüğü eğitimle değişebileceğini de vurgular. Kişilerin karakterleri, olaylara bakış açıları ve sosyal yaşamlarında farklılık göstermektedir. Kimi bireyler sosyaldirler, olayların üzetine gidip sorunu çözmek için uğraşırlar, kimisi de çekingen olup, toplumla iç içe değildirler, en ufak bir sıkıntıda kendi köşeleribe çekilirler.
    Harislik ve boş gurur üzerine inceleme yapan adler, bunların insanları toplumdan uzaklaştırıp, asosyal bir hale getirdiğini belirtir. Kıskançlığın insanları çekemediği durumlarda, çocuklarda ise kendinin ihmal edildiği durumlarda ortaya çıktığını, özellikle kız çocuklarda erkek çocukların üstün tutulduğu, kız çocukların ihmal edildikleri zaman ortaya çıktığını söyler.kişilerin kıskançlık, cesur, korkak, cimri gibi özelliklere sahip olduğunu, kişikerin farklı karakteristik özelliklere sahip olduğunu vurgular.
  • Narsistik kişilik yapısı, gücünü kendi benliğiden değil başkalarının gözünde gördüğü hayranlık dolu bakışlardan alır. Sanılanın aksine narsist kişi kendini seven değil kendinden nefret edendir .
    NARSİZM ve narsisizmin kaynaklarını ele alan sigmund freud, her zaman olduğu gibi bu konuya da getirdiği özgün yorumlarla insan psikolojisine farklı bir ışık tutmuştur. Ancak narsisizmi tek başına ele almamış, özellikle erken bunama ve şizofreni arasındaki ilişkilere de atıfta bulunarak verdiği bir çok aktarım, nevrozundan mustarip hasta örnekleri ile konuyu daha da anlaşılır kılmıştır.
    Narsizm bireyin dış dünyayla alakasını kesip, kendini merkeze oturtup herşeyin kendisinin bildiğini düşünmesidir. Kendine, vucuduna çok alakadar olup bazen sapkınlık boyutunada ulaşır.
  • Anarşist Çiftlik sahibi ölen Bir çiftlikteki hayvanların Çiftliği bankanın elinden Kurtarmak ve kendi başlarının çaresine bakmak için girdikleri mücadelenin romanıdır. yazar, bu kurgu üzerinden günümüz dünyasındaki iktidar ilişkilerine, bireysel özgürlüklere ve doğal Yaşama Dair söyledikleriyle okuyucuyu varolan toplumsal ve ekonomik düzeni sorgulamaya çağırıyor. Bunu yaparken espirili ve keyifli bir dil tutturmaya çalışırken, bir yanadn George orwell'in hayvan çiftliğine de selam gönderiyor.
    Bireysel otonomi, kollektif güç ve eşitlik kavramları üzerine düşünen ve düşünmeye davet eden metin, varr olan ekonomik ilişkilere alternatif yaratabilmek isteyen herkes için bir başvuru kitabı ve aynı zamanda eğlenceli bir fabl özelliğindedir.
    Anarşist çiftlik vicdanlarımıza seslenmektedir. Burada bize sunulan vicdani değişimin, eylem aracılığıyla, hayalden gerçeğe nasıl dönüşeceğimin zeki, alışılmadık, komik ve çoğu kez ironik hikayesidir. Anarşist çiftlik oreellin, kapitalizmin fenalıklarını betimlediği hayvan çiftliği geleneğini takip eden hızlı bir fabl. Anarşist çiftlik pozitif bir alternatifi resmediyor. Hikayeye orman korucuları şeklinde vahşi hayvanların eklenmesi ise hem komik hem de ilham verici bir yapıttır.
    Çiftliğin sahibi olan margaret artık çok yaşlı ve hastadır, çiftliğin işlerine bakamiyor ve bakımını yapamiyordu. Hayvanlar aç ve sefildi, hayvanlar kendi aralarında margaret ın durumunu ve ondan önce eşi zamanındaki çiftliğin durumunu konuşup, o dönemde çiftliğinteki işlerin nasıl yolunda olduğunu düşünürlerdi. Ancak margaret in eşi ölmüş, kendiside yaşlanmış çiftliğin işlerini yapamaz hale gelmişti. Hayvanlar kendi arasında çiftliğin işlerini kendilerinin görebileceğini ve margaretin yaptıklarını yapabileceklerini söyler ve tavuk gidip yemini getirip civcilere vermesiyle başlayıp herkes kendi ihtiyacını giderip iş bölümünde bulunur ve çiftliğin işini yoluna koyarlar, margaret bahar zamanında hayata gözünü yumar, hayvanlar onu, ruhu kendilerini terk etmesin diye çiftliğin arka tarafına gömerler. Margaret öldükten sonra yerine başka bir çiftçi gelmiş ve domuzu kovmuştu, domuz o devrim günlerini, iş bölümü olduğu günleri düşününce kederleniyordu, çiftçi ise dobermanları domuzun üstüne salmış oda ormana kaçıp canını zor kurtarmıştı. Domuz ormanda plan yaparken karşısına rakun sürüsü çıktı, rakunlarla konuştuktan sonra rakunlar çiftliği basıp tavuklara saldırdı, domuz pancho ise domuz kümesine gidip onların yiyeceğini yedi, bir süre donra çiftlik sahibi uyanmış ve silahlarla rakun sürüsünü kovalamaya başlamıştı, pancho ise devrimi gerçekleştirmek için önce çiftlikte kalmayı düşünmüş ancak orada erkek domuzu görünce vaz geçip ormanın derinliklerine kaçmıştı. Derin uykuya daldı, sabah uyandığında suya doğru gitmeye çalışıyordu, ancak suya doğru gittiğinde rakunların onun etrafını çevirdiüini fark etti oda suyun ter tarafına doğru ilerlemeye başladı, epey yol gittikten sonra rakunların onu tuzağa düşürdüğünü fark etti ancak iş işten geçmişti artık, biraz daha ilerledikten sonra karşısında eski hayvan dostları çıkar, bir birine sarılıp hasret giderirler, ve mağarayı girerken bir çok arkadaşının olduğunu fark eder, kendi aralarında konuşurken sisteme ve ormanı yok ettiği için şirketi eleştirip faaliyetlerini nasıl durdurabileceklerini konuşurlar, ve herkesin bir iş yapıp iş bülümünde olduğunu söylerler ve panchoya kendisinin elinde ne iş geldiğini sorarlar, pancho ise elinden bir işin gelmediğini ancak yapılan işleri denetlediğini söyler, arkadaşları ise hiç bir iş bilneden nasıl olurda bütün işleri denetleyeceğini söyleyip dalga geçerler, sohbetten sonra herkes el birliğiyle sofrayı kurup yemeğe otururlar, yemekten sonra müzik çalar, pancho ve tilki dostu çiftlikteki devrimlerini ve yaşamlarını hatırlayıp kederlenirler. Birgün pancho ve sabotaj ekibiyle şantiyeye baskın vermeyi planlarlar. Sabotaj ekibi planını yapıp şantiyeye varırlar, makinelere çıkıp hepsini çalıştırmayı becerip, kimisini ezerek jimisinide uçurumdan atarak kullanılamaz hale getirirler. Şantiyedeji majinekerin işlerini hallettikten sonra çantadaki evrakları, anahtarları alıp götürürler. Mağaraya geldiklerinde herkes bir köşeye çekilip dinlenmeye başlarlar, pancho ise bir kaç haritaya bakar ve bu haritaların sökülecek olan yeni orman alanları olduğunu anlar ve bunun onların işine çok yarayacağını söylerler, bu esnada panchonun dostu sabo nefes nefese kalıp gelir, sabo eski çiftlikte her şeyin değiştiğini, domuzların yönetimi ele geçirdiğini ve domuzların diğer hayvanlara esir muamelesini taptığını söylet, pancho dayanamamış ve eski çiftliğine hemen dönmesi getektiğini söylesede sabo çiftlijte panchonun hain ilan edildiğini ve onu savunanların öldürüldüğünü söyleyince pancho çiftliğe gitmekten vazgeçti. Mağarada hayvanlar iş bölümünde bulunup günlük hayatlarını sürdürüyordu. Pancha ve mağaradaki arkadaşları birgün hep birlikte çiftliğe gidip, çiftliği gezip onun hakkında bilgi edinirler. Sabo birgün panchoyla konuşup, şirketin ormanı tahrip etmek için yeni araçlar getirdiğini ve kendilerinin sabotaj ekibiyle tekrar dan baskına gidip araçları imha etmeleri gerektiğini, ancak şirketin araçları korumak için iki muhafız ve bir bekçi köpeği tuttukşarını, onun için plablamayı daha sağlam yapmaları gerekeceğini söyledi. Sincaplar başarılı olmak için muhafız ve köpeğe uyku ilaçlı yemek vermeleri gerektiğini söyler, planı hazırlayıp şirket araçlarının olduğu yere giderler. Uyku ilaçlı yemeği vermeye çalışırken muhafızlar onları farkeder, hemen tüfekle ateş ederler ve birkaç kişi vurulur, hemen geri çekilirler ancak çekilirken de yemeğe uykulu yiyecekleri atmayı başarırlar, bir süre sonra muhafızlar ve köpek uykuya dalar, tedirgin bi şekilde şantiye alanona girerler ancak anahtarları yeni araçları çalıştırmaz, ne yapacaklarını şaşırırlar. Tam pes etmek üzereyken karşılarında 5 doğa sever aktivist çıkar ve onlara ilk sabotajı kendilerinin yaptığını, şimdi ise birşey yapamadığını söylerler, insanlar ise sabotajı bu sefer dinamitlerle yapması gerektiğini söyler. Pancho buna ve insanlarla hareket etmeyi reddetsede diğer arkadaşları insanlarla hareket etmekten yanadır. Dinamitleri patlatırlar, muhafızlar uykuda olduğundan çadırları yandığında kendileride o yangından kaçamayıp yanarlar, aktivist ve hayvanlardanda ölen olur, pancho haklı olduğu için ilk defa çok üzgündür. İnsanlarda artık geri gidemeyeceğini çünkü olanlardan kendilerinin sorumlu tutulacağunı söylerler, sabo aktivistleri mağaraya gmtürmekten yana, pancho ise insanlarla düşman olduğunu ve o lara güvenilmemesi gerektiğini söyler. Ancak sabomağara olmasada en azından mağara etrafında insanlara yer vermeleri gerektiğini söyler ve aktivistleri mağara çevresine yerleştirirler. Sabo eski çiftlikten haber getirir, ve bütün hayvanlar çiftliğe gitmeye karar verirler, dere boyunu takip edip ilerler, çiftliğe varırlar. Çiftliğin tarihi hakkında bilgi alırlar, sohbet edip tanıştıktan sonra yemeğe oturur, sistem, şirket hakkında konuşup bilgi alışverişinde bulunurlar. Akşam çiftlikte ziyafet verdiklerinde pancho dişi bir domuzla tanışır ve ondan çok hoşlanır, onla dans eder ve ona çıkma teklifi eder ancak dişi domuz erkeklerden hoşlanmadığını söyler, pancho çok kötü olur, ağlayacak hale gelir ancak o kahkahalarla gülmeye vaşlar ve ahırın ortasında uyur. Sabah ahırı temizlik için gelen manda onu uykudan kaldırır, pancho ilerler ve keçiyle karşılaşır, keçi onun ajan olduğunu söyler ve öldürmesi gerektiğini söyler, keçi arkadaşıyla tartışırken pancho oradan kaçar. Pancho ön tarafta gezinirken duvarda bütün çiftlik, içindeki hayvanlarıyla birlikte satılıktır ilanını görür, ve bunu tüm hayvanları toplayıp haber verir, bütün hayvanlar ilanı görmek ister, gidip görürler ve akşam yemeğinde ne yapacakları konusunda konuşmak noktasında sözleşip ayrılırlar. Pancho sabah aşık olduğu suzy ile karşılaşır, onunla sohbet eder ve suzy ailesiyle tanışması için panchoyu eve davet eder, pancho gidip suzy ailesiyle tanışur kahvaltı ederler, sonra da toplantıya katılmak için yola çıkarlar, toplantıda herkes düşüncesini söyler, ağırlık basan düşünce şiddetsiz eylem gerçekleşmesidir, ancak pancho bunun mümküm olamayacağını düşünür saboya bakar ancak sabodanda ses çıkmadığından oda het ne kadar şiddetsiz eyleme destek vermesede sesini çıkarmayıp fikri kabullenir. Pancho çiftlikte gündelik işlerle uğraşığ, suzyle ilgilenir. Çiftlikteki hayvanlar ormandaki hayvanlardan çiftliği şirketten kurtarmak için yardım ister, onşar da ormanı kurtarırken kendikerine yardım ettiklerini, onlarında kendilerine yardım edeceğini söyler, pancho ormandaki insanlarla da danışmasını ister, ancak onlar insanların düşman olduğunu, bazı arkadaşlarının ölümüne sebep olduklarını söyler, pancho ise bunun kazayla olduğunu, onların ajan yada düşman olmayıp dost olduğunu söyler. Emmy uçarak ormanın üzerinde uçup çiftliği gezer, oradanda bi hayvanat bahçesini görür ve oraya uğramaya karar verir, kafeste aslanları, filleri, kedileri, köpekleri ve hindileri görür ve emmy bu hayvanların bazılarının zorla tutsak tutulduklarını, bazılarının da tembellikten, hazır yemeğe alıştıktan dolayı hayvanat bahçesinde esir edilişi kabul ettiklerini görür. Orada pağağan ile, kedi ile sohbet eder, ve onların diğer hayvanlardan daha önemli olan noktalarını sorar vr sohbet eder ve onları ormana yada çiftliğe davet eder, onlar birgün gelecekleri yönünde söz verirler, emmy onlara gelmek istedikleri zaman gölün akış yönüne doğru takip edip gelmeleri gerektiğini söyleyip, onlarla vedalaşıp uçup ormana geri döner. Hindi ormanı gezerken baykuşu görür, ve niçin gözcülük yaptığını sorar, mağarayı gezerken insanları görür ve onlarla sohbet eder, ilk defa insanlarla konuştuğunu söyler, ve insanlara saşkınlıkla bakıp sohbet eder, şirketten, ormanın talan edilmemesi için şirketle nasıl mücadele etmesi gerektiğini konuşurlar, insanlar ona aralarında bir okumasını bilen bir casusun olduğunu söyler, emmy çok şaşırır, sohbetten sonra çiftliğe gider arkadaşlarıyla ajandan, fbı, cıa ne olduğunu, ajanın kim olabileceğini konuşurlar. Çiftliğte bütün hayvanların katılacağı bir konser planlarlar ve konserin A çiftlikte olmasına karar verirler, emmy nin davet ettiği atlarda dereyi takip edip çiftliğe gelirler, konser zamanında herkes toplandı müzikle herkes dansa başladı, pndan sonra biraz ara verdiler ve konuşmacılar şirket hakkında konuşmaya başladılar; onlar şirketin doğayı talan ettiğini, hayvanları sömürdüğünü ve onları çok az ücretler karşılığında köle niyetine çalıştırdıklarını söylerler ve şirkete karşı bütün hayvanların el birliği edip şirkete karşı çıkmaları gerektiğini söylediler ve bütün hayvanlar bunu kabul ettiler. Kutsal inek yünlülerin hikayesini anlattılar; şirketin bütün çiftlikteki hayvanları sömürdüğünü, yünlülerib ürgütlenip hayvanları greve teşvik ettiğini söyler, şirket sahableti önce grevdeki hayvanları tehdit ettiler, ekmek vermeöeye başlayıp sonra bunların daha az tahıla razı olacağunı düşünüyorlardı, ancak yünlüler tüm hayvanları örgütlemişlerdi ve greve giden hayvanlara yiyecek temin ediyordu ve artık bütün hayvanlar yünlü olmuştu, şirket sahibleri gittikçe zarar ettiler ve sonunda pes ettiler ve hayvanlarla anlaşma sağlayıp verdikleri ücreti iki katına çıkardılar, ancak şirket zamanla fba kurup yünlüleri tek tek bulup onları ya öldürdü yada ifşa ettiler. Hikayeden sonra köpekler kulübelerine, diğer hayvanlarda çiftlikte yatıya kaldılar. Sabahın ilk ışıklarıyla beraber gelen silah sesleriyle bütün çiftlik uyanır, askerler çiftliği basarlar, çoğu hayvan ya ölür yada yaralanır, hayvanlar çiftliğin depısunu sığınırlar, kutsal inekle konuşurlar ve bir an önce buradan uzaklaşmaları gerektiğini söyler, ancak bi asker ateş ede ede fepoya gelir, kutsal inek askere saldırır ve bu arada silah ateş alır, kutsal inek vurulup ölür, bütün hayvanlar toplanıp ağıt yakarlar ve hep birlikte şirkete karşı yürüyüşe geçerler, çiftlikteki hayvanlar, ormandaki ve sirkteki hayvanların da katılımıyla kiylenin önünü alamazlar, ve topluluğa git gide katılımcı sayısı artar, en sonunda şirketin önüne gelirler, şirketin önünde askerler bekler ve ttopluluğa dağılmasını isterler, toplulukta önce bir sessizlik oluşur, ajan olan tavşanlarda şirketi destekleyip gösterinin bitmesini yoksa çok kan akacağını söyler, topluluk kararsızlaşır, emmy hemen mikrofunu eline alıp ben buraya ne şirketle anlaşmaya, ne onlarla pazarlık etmeye gelmediğini ve şirketi yok etmek, devletin sömürüsünü, büyük patronşarın hayvanları köleleştirip sönürmesini bitireceğini söyler ve şirket binasına doğru yürür, askerlerin komutanı askerlere ateş emrini verir, ancak hiçbir asker emre uymaz, buna kızan komtan tekrar emir verir ve askerler havaya ateş eder, buna kızan komtan tekrar ateş emri verir ve askerler yanlışlıkla komutanı vururlar, ve silahlarını bırakıp kalabalığa karışırlar. Emmy içeri girer şirketin müdürünü yakalar, onu öyle aciz, öyle korkak görürler ki önce onun müdür olduğuna inanmaz, çünkü müdür normalde kibirli, kendinden son derece emindir, ancak şimdi ise son derece korkak, ve zavallıdır. Onu tutup hayvanklardan konsey oluşturup yargılarlar, ve onu öldürmek yerine her kestiği ağaç yerine bir ağaç dikmesini, bozduğu yerler yerine yeni yerler inşa etmesini istwrler, ancak müdür ise yaptığı her şeyin yadal olduğunu, kanunlara uyduğunu söyler ve konsey ise yaptığı her şeyin yadal olduğunu ancak adil olmadığı ve burada yasaya uyup uymaması değil adaletli olup olmadığı ve cezasının ne olacağını sorguladıklarını belirtirler. Nihayetinde komünal toplum kurulur, hayvanlar kendi aralarında iş bölümünde bulunur ve herşey yoluna girip, şirketin hayvanları sömürmesine son verirler.
  • Felsefecilerin yaratılışının ne demek olduğunu soruyorsunuz? örnek onların tarihsel anlam açısından eksiklikleri, oluş düşüncesinin kendisine duydukları kin, onların egiptisizmi. Bir şeyden bir mumya yaptıklarında sonsuz düşünce ile bir şeyi tarihsizleştirdiklerinde, onu onurlandırdıklarına inanıyorlar. 1000 yıldan bu yana filozofların elde ettikleri kavramsal mumyalardır, hiçbir eylemsel gerçeklik ellerinden canlı kurtulamadı, öldürüyorlar, bu kavram putların hizmetçileri ibadet ederek her şeyi öldürüp içini Samanla dolduruyorlar, ibadet ettikleri zaman ölümcül tehlikeleri oluyorlar, ölüm, değişme, yaşlılık onlar için olumsuzluklardır. Dahası yalanlamalar, çürütmelerdir. olan, olmayacaktır; olacak olan ise yoktur.
    her kim bir canavarla çarpışmayı göze alırsa, bir canavar olmayı da göze alsın, çünkü karanlığa uzun süre bakarsanız, karanlıkta sizin içinize bakmaya başlar.
    Yaşamın savaş sanatında: Beni öldürmeyen, beni güçlü kılar.
    Kendine yardım et, böylece herkes sana yardım eder.

    Tüm zamanlarda en büyük düşünürler yaşam üzerinde aynı düşüncede buluşmuşlardır: O değersizdir, her zaman her yerde ağızlarından aynı sözler çıkmıştır. Tutku dolu yaşamak, bıkkınlık doğru yaşam karşıtıdır, Sokrates bile ölürken söyle demişti; yaşamak, Yani uzun zaman hasta olmak, kurtarıcı diosa bir horoz borcum var. bu neyi İspat eder, neyi gösterir. Eskiden olsaydı şöyle denebilirdi: Ah söylediler de hem de yeterince yüksek sesle, herkesten önce de bize kötüleyenler ne olursa olsun burada bir şeyler doğru olmalı. Bugün bizde böyle konuşabilir miyiz, bunu yapmaya hakkımız var mıdır? bilginlerin çöküş tipleri olduğu yolundaki küstahça düşünce ilk olarak öğrenilmemiş, yargının bu savı Tam da en güçlü biçimde karşıt olduğu zaman ortaya çıkmıştır. Sokrates ve Platon çürüme belirtileri olduklarının, Yunan çözülüşü araçları olduklarını Antik Yunan oldukları farkına varmıştım, o filozoflardan Gittikçe daha iyi anlıyorum Hiç değilse bunların üzerinde görüş birliğine vardıkları sözler konusunda haklı olduklarını kanıtlıyor. bir filozof için yaşamın değerinde bir sorun görmek, kendisine karşı bir suçlamayı da birlikte getirir, bilgeliğine bir soru mu düşürür, Bilgisizlik mi olur? peki bütün büyük bilgiler onlar yalnızca geriye götürmüş değiller miydi, dahası asla Bilge olmamışlar mıydı, günah zevki Sokrates ile birlikte diyalektiğin yararına bir değişime uğrar, gerçekte olan nedir, burada her şeyden önce bu durumda daha Soylu bir sevginin yenilgisi söz konusudur. ayaktakımı diyalektik ile en tepeye çıkıveriyor, sokratesten önce iyi ailelerde diyalektik parçalanmasın, evde kötü bir tarz, basit bir tarzda bu gençlik buna karşı uyarılarda yine bunun temelleri sunulmasında da tümden güvensizlik mi vardı, Sokrates'in felsefesi bir başkaldırış mıydı? hayranlık duyduğu aristokratlar ölçümü alıyor, bir diyalektiği olarak kişiye elinde acımasız bir araca sahiptir. onun yardımıyla bir tren olunabilir. muzaffer olmak suretiyle karşıdaki küçük düşünülebilir, diyalektiği diyalektiktir takibine 10 haftalık olmadığının kanıtları verir, eğlendiriyor hem de çaresiz kılar. diyalektik ki rakibinin zekasını keskinleştirir, nasıl Sokrates diyalektik yalnızca bir ölçü almak için iyi miydi, Sokrates akıl = Erdem = mutluluk eşitliği anlamı yalnızca şuydu; Sokrates tebrik edilmelidir ve karanlık Arzulara karşı gününüzü üretilmelidir. Akıl, ne pahasına olursa olsun ölçülüp Duru aydınlık olmalıdır. Akıl, bilgisiz olana Verilen her gün aşağıya götürür.
    Ahlak, var olmaktan tarihten beri yalandan Kaçış, tarihi duyulara, inançtan yalana, inançtan başka hiçbir şey değildir. ahlak duygulara inanan, insandan arta kalan her şeye inanan, her şeyin yansımasıdır bunların tümü yalnızca haktır. Heraklit diğer filozoflar halkı duyuların tanıklığını çoğunluk ve değişkenlik gösterdikleri için yansırken, o duyguların tanıklığına nesneleri durağanlık ve birliğe sahip Müşteri gibi gösterdikleri için yansıdı. heraklit de duygulara haksızlık etmiştir, bunlar ne ettiklerin düşününce Kendi gerçek duasını, kendi özünü ilk kez ayrılığı içinde kavramıştır. düşünce karşısında kendini nesne olarak bularak, sonsuzluğunu insan düşüncesinin yetenekli olduğunu bilincinde, güvenle Derine ulaşmıştır. felaketlerde özgürlük tinini insan yetkililerine duyulan sonsuz güveni buluruz. duyguların tanıklığına neden olan akıldır, duygular oluşur, akıp gidişi değişimi gösterdikleri sürece yalan söylemezler ama Böylece heraklit, Sokrates öncesi filozof varlığın boş bir kurgu olduğu konusunda sonsuz haklı olacaktır. görünür dünya, Biricik dünyayı, doğrular Dünyası ise yalnızca bir yalan olarak eklenmiştir.
    Gerçek dünya Bilge, Sofu ve erdemli olan için ulaşılabilir, olan dünya bu dünyanın içinde yaşar ve onun kendisidir, düşüncenin en eski biçimini göreli olarak makul yalandır. inandırıcı Ben gerçeğinin kendisi, Gerçek dünya erişilemeyen, kanıtlanamayan ve ispat edilemeyen ama bir teselli bir ödev ve bir imperatif olarak düşünülmüştür. Aslında yine eski düşünceyi kuşku ile çevrelenmiş düşünceyi kullanmış. solmuş güzelliği Almanya'nın kuzeyinde olan, doğup yaşadığı Kent olmuştur. gerçek Dünya erişilmeyen bir şey olarak, bilinmeyen Sonuç olarak da teselli edici, kurtarıcı yükleyici değil, bilinmeyen bir şey ile yükleyebilir. Gerçek dünya hiçbir şeye yaramayan bir düşünce, artık cümlesi bile yararsız, fazlalık olmuş bir düşünce. yok gidelim artık, Onu şimdi gerçekten ortadan kaldırdık, geride hangi dünya kaldı, görünen dünyamı acaba? ama hayır Gerçek dünya ile birlikte biz görünen dünyayı da yıktık.
    kim sertleştirilen duygusallığı aç diyorum, bizim duygusallığı tinselleştirmek, burçlara sahip olmanın değerini deyimleri kavramaktan ibarettir. kısaca daha önceki yediğim ve düşüncelerin tersine ellemek ve düşünmektir. kilise bütün çağlarda düşmanları yok etmek istiyordu. Biz ahlak kartları ile an, tersine çıkardığımızı Kiliseden vurulmasından görüyoruz. yine politik alanda da bugün düşmanlığı daha etkin hale gelmiştir. daha ölçülü, Daha düşünceli, daha sabırlı, Neredeyse her Parti varlığını sürdürmesi için rakip Parti'nin güçten düşmesini, çıkarlarına uygun olduğunu biliyor, aynı durum büyük Politikalar için de geçerlidir. buradan şu sonuç çıkar; tanrıyı yaşamın karşıtı bir kavram ve yaşam bir mahkumiyeti olarak alan ve ahlakın karşı duası da yaşamın bir değer yargısı, hangi yaşamın, ama yanıtı çoktan verdim; çökmekte olan zayıflatılmış yorgun mahkum edilmiş, şimdiye dek anlaşıldığı gibi sonuçta Alman bir filozof yazardır. mahkum olanın hükmüdür, son bir şey daha söylemek gerekirse; insan şöyle olmalı demeni nasıl bir yanlışlık olduğunu elde tutalım, eylemsel gerçeklik bize büyülü bir tip hastalığını, bizide artist gibi esas bir kuralz göre oyununu oynamak, değiştirmenin bulduğunu gösteriyor. ve Zavallı herhangi Gariban bir Ahlakçı, kalkıp Hayır insan başka olmalı diyor, Nasıl olması gerektiğinden Başkası değil de, bu dar kapalı görüş tetikliyor, duvara kendini çiziyor ve kişi kendini nasıl bilirse öyle olur diyor, ama ahlaklatçı yalnızca birine dönüp Sen söyle söyle olmalısın dediğinde, Adam güneşliğine son veriyor.
    Eserde nietsche, Hıristiyanlığın, klisenin, kültürün insanları şekillendirmeye çalıştığını, insalara nasıl olması gerektiğini söyleyip belli kalıplara sokmaya çalıştığını söyler ve Nietsche insanlara iyi ve ahlaklı olması gerektiği bütün kurumların aslında ahlaksız olduğu ve illegal yollara başvurduğunu söyler.
    Nietsche, Alman toplumu hakkında, onlar için bir ruha sahip olmak yetmediğini, o ruha sahip olduğunun farkında olması gerektirdiğini söyler. Ayrı Alman toplumunu bitiren veyozlaştıran üç seyin olduğunu söyler: klise, hristiyanlık ve son dönemde müzik in etkili olduğunu ve bu etmenlerin alman toplumunu yozlaştırdığını söylemiştir. Ayrıca alman toplumunun akla olan güvenin sarsıldığını ve akıldan çok duygulara, iç sesinime yöneldiğini vurgulamıştır.
    Toplumun çöken katmanlarının, uç noktası olarak anarşist, haksız bir insan bile hak Adalet eşit haklar istiyorsa Demek ki aslında ne için acı çektiğini kavrayamayan, haksızlığın baskısı altındadır. hangi bakımdan güçsüz olduğunu, yaşamsal bakımdan güçsüz olduğunu kavrayamayan, kültür sözcüğünün onu hakkında ki görüşü zaten ona iyi gelir. küfretmek bu Zavallı Tanrıların eğlencesidir, bu ona küçük bir güç eksikliği verir, kötülüğünü sorumluluğunu bir haksızlıkmış gibi izin verilmeyen, bir öncelikmiş kendinden Farklı olanlara yükler, yani ben iyibirisiyim Öyleyse sen de öyle olmalısın, bu mantıktan gidilerek Devrim yapılıyor,bu da hiç bir işe yaramıyor ve zayıflıktan kaynaklanıyor. Hristiyan dünyayı mahkum Ettiğinde, iftira ettiğimde ve kirlettiğin de sosyalist bir dünya için Günahkarı Mahkum etme, iftira etme ve kirletmesindeki içgüdüyle yapar, mahşer günü Kendisi de çok tatlı bir tesellisidir. Sosyalist işçinin beklediği Devrim de öyledir, yalnız biraz daha iyi düşünülmüştür. ahiret bile bu dünyayı kirletmek için bir araçtan başka nedir, nietsche eserde bir şeyin değerini faydasının belirlemediğini, o şeyin değerini ulaşırken çektikleri cefanın belirleyici olduğunu söyler, örneğin liberaller iktidara geldikleri gibi ilk işleri libarellikten vazgeçmeleri oluyor.
    Hegel'in kurduğu sisteme diyalektik mantık denilir. Buna göre bir fikir yani tez karşısındaki başka bir tezle yani antiteze karışır ve bundan yeni bir anlayış doğar ki Buda sentezlenir.
    Immanuel kant, o felsefedeki ilk ve temel Misyonu, bilimi temellendirmek ve Daha sonra da ahlakın ve dinin rasyonelliği ni savunmak olduğuna inanmıştır. bu amacı gerçekleştirmek için hem Descartes rasyonalizmi ve hem de hem emprizimden önemli gördüğü verileri alarak, transdental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimi felsefi temellerini gösterdikten sonra özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak, Rsayonel ahlak düşüncesi savunma çabası sürmüştür. o gerçeklikle Yani bizim duygular aracıyla tecrübe ettiğimiz Dünya ile numune gerçeklik Yani duygusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak Dünya Arasında bir ayrım yapmıştır. Kant öğretisiyle ile bilimsel bilginin olanaklı olduğunu göstererek, Newton fiziğini temellendirir fakat olan genel ilkeleri tanımı, varoluşu, ruhun ölümsüzlüğü gibi konuları ele alan geleneksel metafiziği olanaksız hale getirir. Çünkü metafizik alanda ruh, Tanrı, Evren kavramlarını düşündüğümüz zaman burada duyu deneyi tarafından sağlanan malzeme bulunmaz bilginin temel üyesinden biri olan deney, tecrübe ve metafizik alanında söz konusu olmadığı için akıl burada antinomiler kalır, Öyleyse metafizik alanında bilimsel bilgi olanaklı değildir. Bununla birlikte kont gerçeklik ya da Fenomen, numen ayrımı insan varlığına uygulayarak ahlak olanağını kurtarır.
    Jean- jacgues roussesu, yapıtlarında karmaşıklık onun doğal hukuk kuramcısı, doğal hakları yatıran biri aydınlanmacı, aydınlanma ilkelerini yerle bir eden biri olarak göstermektedir. demokrasi mi, inançlı savunucusu demokrasiye ayaklar altına alan bir borcu vardır, liberal Devriminin hazırlayıcısı, öte yandan böyle bir devrimin olumsuzlukları çok önceden gösteren, birbiriyle çelişen ve çatışan çok karşıt düşüncelerle yorumlamasına sebep olmuştur. Bu sebeple anlaşılması güç bir düşünür olmuştur. kendisini hep hAlktan biri olarak görmüş, Halktan kişiler arasında da daha rahat etmiştir.
    Das cartes, her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde durur, ona göre en önemli bilimlerden mekanik, insanlara yardım edecek makineler yapma sanatı; Tıp, vücudu ve ruhu tedavi etme sanat; ahlak, mutlu yaşama sanatıdır. zamanın bilginleri ile hükümdarları ile iyi ilişkiler kurmuştur. ona hayran olan kraliçesi Christina Arthur Sarayı'na davet etti, ona göre septik bir şüphe anlamsızdır, olması gereken metodik şüphedir, metodu önce Tanrıdan, çevreden, Kendinden başka insanlardan şüphe eder. şüphe edemeyeceği sonsuza kadar şüphe etmek, düşünmek varolmaktır ve Düşünüyorum o halde varım noktasına ulaşır.
    Charles robert darwin, insan dahil tüm canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla bir yada bir kaç ortak katılama verildiğini öne sürmüştür. o günün şartlarına göre bu teoriyi destekleyen pek çok Kanıt sunmuştur, Darwin fikirleri üzerine inşa edilen, evrim teorisi bugün biyoloji biliminin temel ve birleştirici öğesidir. evrimin gerçekleştiği gerçeği Charles Darwin'in yaşadığı dönemde doğal seçilim teorisinin devrimin ana açıklaması olduğu ise de 1930'lu yıllarda bilim Dünyası tarafından kabul görmüştür. orijinal tavırları model örgütsel biyolojinin temelini oluşturmakta, hayatın çeşitli alanları üzerinde birleştirici bir mantıksal açıklama sunmaktadır.
    Emperyalizm, yayılmacılık, bir devletin ve ulusun, Başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda maden bulmaya çalışmasıdır, etkileyen devlet ve etkilenen devletin kaynaklarından yararlanma hakkına sahiptir, Yani bir ülkenin topraklarını genişletmesi veya bir ulusun, bunun başka bir ulusu ya da toplumun vergiye bağlanmasıdır. Bir ulusun veya toplumun başka bir ulus veya toplumun topraklardaki kaynaklarından yaralanması denir.
  • Yaşam süreçleri, yaptığımız felsefe ölçüsünde anlam kazanır. Bu süreci basitleştirmek veya çıkabilecek en yüksek noktadan kavrayabilmek tamamen vermiş olduğumuz karara bağlıdır, felsefeyi tercih etmekle sahte görüntülerini egemenliğini bir nebze olsun sekteye uğratmış oluruz. bir şeyde sürüp giden sadece varlıklara özgü bilinmeyen ve tanınmaya Değerdir. sıradan bir yaşam için o varlıkların özüne inmek gerekli olmayabilir ama varlıkların özü içinde sıradan bir yaşam yaşanmaya değer değildir felsefe bütünlüklü olanın çağrısıdır. Onun dışında bağlamında kopartılmış varlığını unutmuş tüm şeyler için Sokrates, dünyada gereksinuyduğum ne çok şey var hatırlatmasını yapmaktadır. Felsefe yapmak yalnızca felsefe tarihi ve düşünürlerin yaşam ve görüşleri okumaktan geçmiyor, Bunların izini sürmenin imkânına yakalamak ya da aristonun ünlü biçimi ile söyleyecek olursak, hakikat sevgisine ulaşmak demektir. felsefe yapmak, felsefenin kendine özgü kullandığı dil ile konuşmak demektir, uzun bir geleneği olan ve kendi içinde göndermeli olan bu dile erişildiği takdirde ilk ünlülerin sormuş olduğu soruları Bugün bizde sorabiliriz: İnsan nedir, hakikat nedir, kendi varlığımızın sırrına nasıl inebilirim. büyük soruları kendimize sorma cesaretim göstermeden önce tıpkı bir felsefe öğrencinin yaptığı gibi klasik düşünürlere Platon, Aristoteles, spinoza, Kant, Hegel ve Descartes takipçilerine daha çok vakit ayırmalıdır, ideal bir felsefe eğitimi için mantık sayesinde düşünmenin ilkeleri, metafizik sayesinde Evren'le kurulan bütünlüklü ilişki, Ontoloji sayesinde varlığın temel yapısı ve diğer disiplinler keşfedilmelidir. Bu kitapta derin bilgisi, özlü anlatımı ile birleştiren sistematik bir biçimde felsefe dair entemel disiplinleri aktarmaktadır.
    Batıda Felsefe yapmak insana farlı bakış açısı ve yeni öngürüler sağladığından çoğu insan felsefeyle alakadardır ancak yinede felsefe yapmak herkes tarafından mümkün olamamaktadır. Özellikle felsefe öğrencilerinin felsefe yapabilmesi veya filozofların eserlerini okuyup anlayabilmesi için felsefeyle alakalı terimleri iyice öğrenmeli ve eserler hakkında iyice bilgi sahibi olmalı ve yavaş yavaş okuyup anlamaya süşünmelidir. Öte yandan felsefe nedir sorusunun cevabı net olmayıp durumdan duruma ve kişiye göre değişebilmektedir, ama genel itibariyle felsefe demek bilgiyi aramak ve bilgelik sevgisi denir. felsefe yapmadaki amaç düşünürlerin düşüncelerini anlamak değil, düşünmeyi öğrenebilmektir.
    Avrupada çoğu insan felsefeyle ilgilenir, ancak herkes filozof olarak kabul edilmemektedir. İlk filozof olarak kabul edilen aristoteles varlığın ana kaynağını ve felsefenin konusunu araştırmıştır. Aristotales var olan her şeyin ana maddesi, tözü, cevheri, on the onu araştırır. Ve aristotales arkhenin temelini tanrı olarak kabul eder, kendiliğinden var olan töz, on the on sadece tanrıda vuku bulmaktadır. Varığın özünü araştıran felsefe hangi felsefe olduğu konusunda varlık felsefesinden başka mantı ve bilgi teorisi de öne çıkıp, birer ilk varlık felsefesi olduğunu söyler. Yani maddenin ilk ark hesi nedir sorusunu sorduğumuzda vereceğimiz cevap hem mantık hemde bilgi teorisini içermektedir.
    Mantığın ilkeleri arasında en önemli olan en çok sözü edilen ülkeler şunlardır: özdeşlik ilkesi, çelişmezlik ilkesi, yeterli neden ilkesidir. Özdeşlik ilkesi, bir şey ne ise odur demektir, yani formülle belirtilirse A A' dır, yani bir şey neyse odur, bir şey başka bir şey olamaz ve basit bir şey görünsede çoğu filozof özdeşlik ilkesi sayesinde çoğu şeyin incelenip onun hakkında yorum yapılabildiğini söylemektedir. Tarihsel sürece baktığımızda özdeşlik ilkesinin kurucusu olarak Parmanides kabul edilmekte ve o özdeşlik ilkesini: var olan vardır, var olmayan var olmayandır önermesiyle ortaya koymaktadır. Mantığın ikinci ilkesi çelişmezlik ilkesidir ve bu ilkeyi tarihsel süreçte aristotales ortaya atmıştır ve çelişmezlik ilkesini: A, A olmayan değildir formülüyle ortaya atmıştır ve iki zıt olan ifadeden birisinin doğru, diğerinin ise yanlış olduğunu söylemiştir. Örneğin ağaç yeşildir ve ağaç siyahtır önermesinden biri doğrru, diğeride yanlış olup ikisi birden doğru olamamaktadır. Yeterli neden ilkesinin kurucusuda aristotales ve platondur, ve onlar her şeyin bir sebebi olduğunu ve söylenen her şeyin temel bir mantığa dayandığını belirtir, örneğin bütün insanlar ölümlüdür, ali de ölümlüdür gibi.
    Aristotales avrupa felsefesinde önemli bir soru olan ve bilgi felsefesinin temellerini oluşturan bir soruyu ele alır: bilgi nedir veya bilmek nedir sorusunu sorur. Bu soruya ilk cevabı emprizm den etkilenerek bilginin duyulardan kaynaklandığını ve bilginin duyulara dayandığı algı olduğunu söyler, yani tüm bilgimizin kaynağı duyular dır, her şeyi onlar sayesinde algılarız. Ancak leıbnız, kant gibi filozoflar buna itraz edip, duyuların bizi bazen yanılttığını ve durumdan duruma, kişiden kişiye değişebildiği için duyuların bizi yanılta bileceğini söyler, örneğin vucudu soğuk olan birisi için ılık su sıcak gelirken, vucudu sıcak olan birisi için ise aynı su soğuk gelebilmektedir. Bundan dolayı kant herkrs için aynı olan, hiçbir zaman değismeyen bilgiye apriori bilgi demekte ve kantda leıbniz de apriori bilgiye kesin, herkes için aynı şeyi ifade eden bilgi demektedir. Apriori bilgiyi genrllikle matematik ve mantık bilgileridir, ancak apriori bilgiler sadece bunlardan oluşmamaktadır. Bilgi felsefesi apriori bilgiyle alakalı sorularına devam edip, bu seferde herkes için aynı olan, değişmeyen, sabit bilgilet, veya ahlak bilgileri nasıl mümkün olabilir sorularını araştırmaya başlamışlardır. Öte yandan her zaman sabit olan ve değişmeyen şey nedir, sorusu üzerinde çok durmuşlardır. Örneğin ağaç yeşildir dersek, evet yazın yeşildir ancak sonbahar ve kışın sarı kuru dur yabi önerme doğru olmamaktadır. Ancak platon, madde değilde maddenin tözü,ideası bir gerçektir der tani gerçekte var olan ağaç değilde ağacın ideası, tözü olur yani düşüncedeki ağaç ideası hiç bi kişiye ve duruma bağlı kalmaksızın vardır aynı şekilde matematiksel kavramlarda aynı kalıp, herkes için aynı şeyi belirtmektedir
  • Piraye ismini babası nazım hikmetin sevgilisinden esinlenerek vermiştir, pirayenin babası bir edebiyatçı ve nazım hikmetin de hayranıdır. Pirayenin babası onun diş hekimliğini okumasını, kendisi ise yiyatro okumayı ister ancak babasının dediği olur ve piraye marmara diş hekimliğini okumaya başlar. Okulun ilk günü olduğu için piraye biraz çekingendir, kimseyi de tanımadığı için köşeye çekilir. Piraye daha önce betaber okuduğu selini görür onla çok samimi olmamasına rağmen tabıdığı kimse olmadığından onla gelip, gitmeye başlar, zamanla piraye sınıf arkadaşları olan arifi tanır, ikiside şiiri sever ve sürekli birbirleriyle şirleşmeye başlarlar. Zamanla piraye ona alışır ve yıl sonunda ondan ayrılacağı için üzülecektir. Tatilde sıkılan piraye zamanla alışır, bir gün pirayenin annesi pirayenin mektuplarını görür ve ona kızar ve babasına söyler, babası ona dikkatli olmasını ve kendini kaptırmamasını söyler.
    Yaz tatili bittikten sonra okula giden piraye hemen arifin yanına gitti, arif ona şiirlerle birlikte bi kutu çikolata getirdi, piraye hemen şiirleri alıp okumaya başladı, ve gezip tozmaya gittiler. Zamanla arif pirayenin her şeyine karışır duruma gelmiş, pirsya son derece rahatsız oluyordu. Zamanla piraye arifin onun giyinişine, kiminle konuşup konuşmayacağına karışmasından sıkıldığından arifle konuşur ve ilişkilerinin daha ileriye gitmeyip arkadaş olarak kalmasını istediğini söyler. Arif istemsizce kabul eder fakat gözleri sürekli pirayenin üstündedir. Bu arada pirayede diyarbakırlı, bir ağanın oğlu olan haşimi görür, önceleri onu pek önemsemesede sonraları onu hayatının merkezine alacaktır zamanla.
    Niyahet sınavlardan sonra yaz tatili geliyor, ömer ile arkadaşları yazın gezme pılanları yapıyor ancak piraye kabul etmiyor, tatili yazlık evde ailesiyle geçireceğini söylüyor. Sınavlar bittikten sonra piraye eşyalarını toplayıp yazlık eve gidiyor, ece ablasıda geliyor ve abladı ile ahmet eniştesinin mutsuzluğu o kadar belli ki bu evliliklerini çocukları için devam ettiriyorlardı ve ablası nı en az 10 yıl çökertmişti. Piraye yazlık evde güneşliyır,kitap okuyor komşulara gidip geliyordu hayatı tek düzenlükte ilerliyordu ancak piraye halinden memnundu. Piraye gezme turlarına kalmadığından ömer babasından arabatı alıp pirayenin evine geldi. Ailesi onu misafir ettiler ve pirayeyle gezip hediyelik eşya aldılar ve ömer ayrılırken çok memnun olarak ayrıldı, her nekadar piraye onlara arkadaş olduklarını söylesede onlar, onları sevgili sandılar. Eylülden sonra artık tatilin sonuna gwldiler artık ve piraye 2. Sınıfa geçmişti. Arkadaşlarını çok özlemişti, okula gittiler sibelle sarıldışar ve ömerle dolaşıp gezdiler ,her kes piraye ike ömeri sevgili oşarak görsede piraye onunda normal arkadaş olduğunu ve aralarında hiç bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyordu.
    Okulda mğretim görevlisi olan nevzatla tanışıyor piraye. Nevzat genç, bekar ve yakışıklı bir asistan çoğu kız peşinden koşuyor,, ancak o pirayenin peşinde ve bir gün onla konuşmak istediğini belirtip ona evlenme teklifi ediyor, buna hazır olmayan piraye şaşurıp kalıyor, ve teklifi reddediyor. Nevzat pirayenin peşini bırakmıyor, sınav zamanında ona kopya kağıdını hademenin aracılığıyla gönderiyor ancak piraye kabul etmiyor bunu ve kopya kağıdını geri gönderiyor. Ömerde bu durumdan rahatsız olup pirayeyi kıskanıyor ve pirayeye açılamadığından ona kötü davranıyordu. Piraye bunu fark ediyor ancak ömeri kaybetmemek için sesini çıkarmiyordu. Daha fazla dayanamayan Ömer pirayeye açılır ve ona ya birlikte yeni bir ilişkiye bsşlayalım yada aramıza mesafe koyalım der. Piraye de ömere onla arkadaş olduklarını ve onu kaybetmek istemediğini söyler. Yıl sonu sınav sonuçlarına bakarken en yakın arkadaşı esin gelip korhanın ona evlenme teklifi ettiğini ve bu teklifi kabul edeceğini söyledi. Yazın piraye tatildeyken babası ona esinin nişan mektubunu getirdi ve cumartesi piraye nişana katıldı, ömerle dans edip sohbet ettiler, gece 12 olunca müsade isteyip babasıyla eve gitti ve piraye yatağına uzanıp kendi nişan ve evlilik hayallerine daldı.
    Hiç beklemediği bir gün ve anda haşim ağayla tanışır buldu piraye kendini, ömerle birlikte masalarında oturuyorken sohbete başlıyorlar, öner bundan rahatsızdır ancak bir şey diyemez. Haşim bir gün piraye yi yemeğe çağırır ve onla evlenmek istediğini söyler, piraye de erken olduğunu ve daha okulunun olduğu için kabul etmez ancak haşim okul bitinceye kadar bekleyeceğini ve ilişkisini zamana bırakmasını ister. Git gide piraye ile haşim yakınlaşır, diyarbakır a gidip geldiğinde ona hediyeler getirir ve aileside bunu farkındadır ve haşimle tanışmayı isterler ancak piraye bunu istememektedir. Bir gün ömerle sınıf arkadaşları bi gezi turu hazırlayacağını fakat yabancı kimsenin gelmemesini isterler, buna haşimde dahildir ancak haşim zaten işinin okduğunu işini bitirdikten sonra arabayla kendilerine yetişeceğini söyler. Sabah pirayeyi uğurlamaya geldiklerinde de haşimle pirayenin ailesi orda tanışırlar. Yolculukları iyi gider, ömerlede biraz yakınlaşıp kırgınlıklarını geride bırakırlar. Safranboluya vardıklarında haşimde orda olup onları beklemekteydi, piraye biraz rahatsız olmuştur fakat bunu belli etmemekteydi. Gezi dönüşü piraye kantinde notlarını düzeltirken haşimin arkadaşı gelir onunla sohbet eder, biraz sonra da haşimde gelir. Pirayeyle konuşur ve ailesinin kendisini yemeğe davet ettiğini söyler, haşimde pirayeyi evine kahvaltıya davet edip, onunla evlilik pılanlarını konuşmak istediğini söyler. Piraye kabul eder ve ilk kez gaşimin evine gideceği için biraz heyecanlıdır. Sabah olduğunda piraye haşimin evine gider, haşim kahvaltıyı hazırlamış onu beklemektedir. Kahvaltısını yaptıktan sonra balkona geçip pılanlarını yaparlar. Eski sevgililerinden bahsederler ve git gide tartışmaya başlarlar. Piraye sonunda kızıp kalkıp gider ve akşam yemeğe gelmemesini söyler haşime. Akşam olunca piraye yemeğe gelmez ve haşimle tartışıp ayrıldığını söyler ailesine, sabah olunca babası pirayeyi uyandırır ve kapıda bmww aracı gösterip gidip haşimi kahvaltıya çağırmasımı isterler, piraye arabada haşimle konuşup barıştıktan sonra kahvaltıya gider ve haşim dayanamayıp evlilik pılanlarını ve takvimini pirayenin ailesine anlatıp kendisinin ailesin bir elçisi olduğunu ve olanları ailesine bire-bir anlatacağını söyleyip pirayeyi ailesinden ister. Bi hafta diyarbakır gidip bu sefer ailesiyle gelir , haşimin ailesi kalabalıktır yemek yiyip sohbet ettikten sonra haşimin babası pirayeyi ister, babası verir ve sonra nişanlanırlar, ama nişanları baya kalabalık ve piraye ye baya altın takılır, takı merasiminden sonra dans edip halay çekerler, sonra arkadaşlarının yanlarına giderler, öner hariç tüm arkadaşları oradadır, hepsi piraye ve haşimi tebrik ederler. Nişandan sonra haşimin ailesi diyarbakıra dönerler, haşimden bi iki gün kalıp oda diyarbakıra dönüp oradanda askere gidecektir. Haşim askere gittikten sonra piraye de kendini daha çok derse vermiştir. Birgün haşimin arkadaşı gelir ve haşimin komşularının kızı istanbula gelmil, kendisi amcasının çocuğuyla evli ve seni görmek istediğini söyler, piraye onun serap yani haşimin eski sevgilisi olduğunu bilir, gider ancak evde kardeşide vardır onun için pek birşey belli ettirmez , serap kahve yapmaya giderken pirayede onla gider ve her şeyi bildiğini ve eğer bu oyuna devam ederse kocasına, kardeşine her şeyi anlatacağını söyler, serap korktuğu iöin üzür diler ve kendisinin kötü bir niueti olmadığını sadece neraktan böyle bir şey yaptığını söyler, ve piraye kardeşi bir şey anlamadın diye dersinin olduğunu ve ona yetişmesi gerektiğini döyleyip kalkıp gider. Haşim askere gitmiştir, izin için geldiğinde pirayeyle görüşüp hasret giderirler. Haşimin uzmanlık yeri izmire çıkar. İzin alıp istanbula gelir ve pirayeyi diyarbakıra davet eder, piraye ve annesi kabul edip gider, babası klinikteki randevuları bahane edip gelemeyeceğini söyler. Piraye ve annesi diyarbakıra gider, haşim diyarbakırı tanıtır; sur içini, yeni şehiri.. ve haşimin evine yetişirler olağanüste bi karşılama düzenleyip diyarbakırın ünlü yemeğini hazırlatıp yedikten sonra mırra içip sohbete başlarlar, sohbetten sonra pirayelerin yoldan gelmiş olup yorgun olduklarını söyleyip onlara odalarını gösterirler. Piraye diyarbakirda ki ilk bayramında sabsh uyanır, haşimin ailesiyle kahvsltı yapar ve sonra evin avlusuna dört koç getirirler:biri haşimin,babasının, annesi lamianın ve pirayenin. Bayramın ilk günü gelen giden pek kimse olmadığından gezmeye giderler, ikinci günde ziyaretçiler akın akın gelirler bayramlaşmaya. Sonra lamia hanımda gelinlerini akrabalarına gezdirmeye götürür. Ziyaret ettikleri akrabalar arasında bibi halada vardır, kendisi 94 yaşlarda yaşlı bi kadın, ellerini sırayla öpüyorlar sonra bibi hala pirayeyi çağırıyor, ona hediyeler veriyor ve lamia hanıma pirayeyi ezmemesini, piraye ye ise lamia hanıma karşı kusurda bulunöamasını ancak dik durup kendisinide ezdirmemesini söyler. Bibi haladan sonra haşimin ablasının evine giderler, diyarbakırın en meşhur yemeklerini yapmıştır yemekten sonra evliliten sonra nerede yaşayacakları sorusu gündeme gelir; piraye ve ailesi istanbul, haşim ve ailesi ise d.bakırda yaşayacaklarını söyler, oryamın gerginleştiğini görünce haşimin babası daha buna vaktin 9olduğunu ve bu konuları sonra konuşacaklarını söyler ve konuyu kapatır. Eve gidip erkenden odalarına çekilirler ve sabah olunca da o soğukluk devam eder bunu farkeden haşim piraye ve annesini gazi köşküne gezdirmeye götürmek ister. Gazi köşküne doğru giderken olanlardan dolayı haşim üzür diler ve bu kononun kendi dedikleri gibi olacağını piraye ye söz verdi, piraye pek inanmasa da haşime güvenmek istedi ve konuyu kapattığ, gazi köşkünü gezmeye gittiler. Eve gelip istanbula dönüş için hazırlıklara başlandı, uğurlama esnasında da bu soğukluk devam etti, piraye ve annesi bu olanlardan babasına hiç bahsetmedi. Haşim askerliğini bitirip geldi ve istanbulda arkadaşıyla ortaklaşa klinik açmak için çalışmalara başladı, piraye ise son sınıfta ve son sınavlarına çalışıyordu. Askerden sonra d.bakıra gitmeyen haşim bir haftalığına gidip döneceğini ve döndükten sonra kiliniği açacağını söylüyordu. D.bakıra giden haşim bir hafta oldu akraba ziyaretlerini bahane ederek dönmedi, ikinci haftasında mehmet pirayenin yanona gelip kna sitemkar bir şekilde bak haşimin yaptığına biz burda klinik açmak için beklerken ağamız d.bakıra gidip klinik açmış bile, bunu duyan piraye büyük şook yaşayıp, artık herşeyin bittiğine karar vermiş ancak şimdi kendini sınavlarına vermesi gerekyiğini ve haşim istanbula geldiğinde yüzüğü atacağını söylüyordu. Sınav bittiği gibi haşim istanbula pirayenin yanına geldi, olanları ve orda kendilerine sunulan imkanları anlattı ve açılışa kendisinide götüreceğini söyledi, piraye ilk başta karşı çıksada sonra razı oldu, d.bakıra gitti gerçektende haşimin dediği kadar vardı bunu kabul etti ve d.bakıra ayrı evde kalmak şartıylla kabul etti. Herşey tamamdı artık düğün için gün aldılar, istanbula giden pirayeyi arkadaşları ardı ve bi yemekte buluşup vedalaştılar. Çeyizini hazırlayan piraye d.bakıra gittti, coşkulu bi kalabalık vardı, düğün günü kilolarca altın haşim ve pirayeye takıldı, yemekler yendi, halaylar çekildi, lamia hanım gelinine kalacakları yeşil odayı gösterdi herşey mükemmeldi, balayına önce istanbula oradanda izmire gittilet, pirayenin aikesi ise 2 gün daha d.bakırda kaldılar. Ve artık evlenmişlerdi hemde masalladdaki gibi bi düğünle haşimle piraye evlenmişti. Balayına giden piraye ve haşim güzel bir tatilden sonra d.bakıra dönerler.
    Diyarbakıra döndükten sonra artık pirayeyi yeni ve zorlu bir hayat beklemekteydi. İlk haftalar gelin görüye gelen misafirlerle uğraşiyordu, haşim ise kliniğe gidip geliyordu. Misafirler bittikten sonra piraye haşimle konuşup kendisininde kliniğe gelmek istediğini söyledi, haşim bunu hiç istemesede kabul eder, klinikte haşim pirayeye stajer gibi davranıp onu küçümsüyordu halbuki piraye ise haşimden daha başarılı olup hastalar pirayeden son derece memnundu ancak haşim pirauenin başarısını kabullenemiyordu. Lamia hanım pirayenin het şeyine karmakta ve haşim de buna ses çıkartamiyordu. D.bakırda pirayenin tek dostu ve akrabası sayılan amcasının arkadaşıdır, onun yanına gidip geldiğinde rahatlıyordu. Enson lamia hanım pirayenin odasına girip kontrol haplarını öne atıp,onlara fırça çekip onlardan torun istediklerini söyledi, zaten lamia hanımın herşeyine karışmasından bıkan piraye ona karşı çıkıp, çocuğu ne zaman yapacağına kendisinin karat vereceğini ve kendilerinin buna karışmamasını söylerler, haşim ilk defa pirayeyi destekleyip kalkıp kliniğe giderler. Köy imamı bir gün eşini kliniğe getirir halim içeri buyurur ancak imam haşimin değil pirayenin dişlerine bakmasını ister ve çok memnun olur ve kardeşini de getirir. Birgün bi hasta gelir piraye onu tedavi için içeri alır, haşim gelip onu görünce öfkeden deliye döner, hasta gittikten sonra pirayeyle tartışır ve ona bi tokat atar, piraye yediği tokatın şaşkınlığıyla içeri kaçar, sonrada dışarı çıkar önce arkaşları nülgülün yanına sonrada aile dıstu olan ümmühan teyzenin yanına gider olanları anlatır ve artık herşeyin bittiğini ve istanbula gideceğini ancak bir iki gün kendisinde kalacağını söyler ümmühan teyze sıkıntı olmadığını ancak nihai karar için beklemesini ister, ve haşimi arayıp pirayenin burda olduğunu ve bir süre misafirleri olacağını haber vermesi getektiğini söyler. bir süre sonra haşim, haşimin babadı, annesi lamia hanım toplanıp gelir ve haşimin hatasını anladığını ancak kendisininde en ufak tartışmada çekip gitmemesi gerektiğini söyler, bu arada istanbulda da kardeşi de eşinden ayrılacağı haberini alınca ailesinin bu kötü iki haberi kaldıramayacağını düşünüp eve döner. ancak pitaye halimle hiç konuşmaz ve kliniğede hiç gitmez artık, limia ve eşi köye gideceğini ve evde haşimle pieayenin tek kalıp iyice düşünüp barışnadını ve bir torun istediğini yeniler. Bu fırsatı kaçırmaz haşim, pirayeye arasını düzeltir ve akşam yemeğine arkadaşları nilgül ve eşinide davet edip güzel bi akşam yemeğini yeyip giderler, baş başa kalan piraye ve haşimde iyice yakınlaşıp barışırlar ve haşim pirayeden artık kliniğe gelmesini ister. Haşim pirayeyle konuşur kliniği kapatıp istanbulA tatile gitmek isyediğini söyler. Kliniği kapatıp tatile çıkarlar, mardin,urfa, adana ,mersin şerit boyunca her ili gezip istanbula giderler. Gittiklerinde ablasını beklediği gibi üzgün görmez, bi kaç öğretmen arkadaşıyla kreş açacak ve boşanmanın etkisini çok çabuk atlatmıştır. İstanbul tatili 3 gün sürer, sonra d.bakıra giderler, klinikte işler yerindedir, piraye kontrol haplarını bıraktığı halde hamile kalmamıştır, olanları nilgüle anlatır, doktora gidip tahlil yaparlar, tahlilde biraz ihtaplama olduğunu çocuk sahibi olmanın önünde pek bir önemli bir engel teşkil etmediğini ve bunun ilaçlarla gideceğini söyler. ilaçları kullanır ve iki ayda faydasını görür ve piraye hamile kalır ve müjdeli haberi haşime evlilik yıl dönümlerinde verir, ve konakta bu haber yayılır ve herkes çom mutlu olur özellikle lamia hanım ve kenan bey. Çocuk haberine herkes çok sevinir, hemen bu haberi kutlamaya başlarlar. Ailece hep beraber köye giderler, yemek yapıp ziyafetler verirler. Herkes cinsiyetini merak ederler ancak piraye bunu doğum anında öğrenmesini ister. Artık ayrı eve çıkmak istefiklerini evdekilere söylemek istediklerini, lamia ve kenan başta karşı çıksada bu çok uzun sürmez ve gidip gelmeye başlarlar, torunlarının sevinciyle bu kızgınlık çok uzun sürmez. Doğuma az bi süre kalınca annesi de istanbuldan d.bakıra gelir. Doğum gerçekleşir ve pirayenin kızı olur adını da dicle koyarlar, lamia ve kenan bey erkek torun istediğinden pek mutlu olmaz ancak bunu pek belli etmez. Annesi kırkı çıkınca istanbula döner. Yazın hava çok sıcak olduğundan haşim piraye,dicle be bibiayşe ninenin torununu olan şehribanla birlikte istanbula gönderir ve orda tatillerini yaparlar, diclenin ilk yaş kutlamasınıda istanbulda ablasının kreşinde yaparlar. İstanbula dönerler, pirayenin aklında bir daha hamile jalamama korkusu var, doktora gider filim çeker ithaplama olduğunu söyler ilaçları kullanır ancak hiç bir fayda göremez, başka bi doktora gider aynı sonuç, yazın sıcaklığı başladığında istanbula tatile gider, bu fırsattanfa doktora gider ve doktor kısır olduğunu söyler, istanbula döner dönmez piraye her şeyi haşime anlatır ve ailesiylde konuşmasını ister, ertesi sabah lamia hanım eve gelir pirayeyle konuşur ve oğlunu kör ocak bırakmayacağını, kendisinin artık kısır olduğundan dolayı kuma getireceğini söyler, haşimde pirayede buna şiddetle karşı çıkarlar. İstanbuldan telefon gelir ve babasının beyin kanamadı geçirdiğini ve yoğum bakımda olduğunu söyler, piraye hemen istanbula gider, haşim ve şehribam burda kalır, babadı hastaneden çıkar ancak ni tarafı felç kalmıştır ve artık konuşamiyordur, piraye annesine yardım için istanbulda kalıyordur, haşimde köye gittiğinden sıkıntı olmuyor, annesi piraye ye kliniğe gidip makineleri toplayıp, masları örtmesi için örtü verdi ve piraye kliniğe gidip toplayıp , kliniği kapatıp gitti ve artık istanbuldan d.bakıra gidecek. Piraye geldiğinde haşimi arar ona ulaşamaz, eve geldiğinde şehriban evdedir, onla konuşmaya çalışır ancak yüzünü kaçırır, piraye karşısına alır ve konuşmaya başlar ve haşimin evlendiğini söyler, piraye beklemediği bu haber karşısında şok olur ama bir şey demez, haşim gelir ona olanları anlatır ve bu evliliğin sadece çocuk için olduğunu ve çocuk oşduktan sonra onun yüzünü bile görmeyeceğini söyler, piraye buna çok kızar ve artık her şeyin bittiğini ancak babasının durumundan dolayı bir süre daha d.bakırda kalmaya karar verir. Pirayenin koması köude kalırr, 6 ay sonra şehre gelir ve hamile kalmıştır bunu duyan piraye pek aldırmaz çünkü bu haberi zaten bekliyordu. Bir hafta sonu şehriban ile dicle haşimi bekler ancak haşim geçikir, gelir ancak bir saat sonra geri gelir,piraye bunda bir iş olduğunu anlar, şehriban geldiği gibi olanları anlatmaya başlar: haşimin yeni karısı erken doğum yapmıştır ve bebeği kız olup felçli doğmuştur, şehriban oh olsun, bunları hak ettiler diyordu bunu duyan piraye şehribana bağırıp kızdı ve susmasını istedi ondan. Piraye bir süre daha d.bakırda kalmak zorundaydı çünkü babasının durumunu öğrenip üzülmrsini istemiyordu, haşimde arada sırada gelip gidiyordu, bir gün eve gelip pirayeyle konuşmak istedi piraye hiç bir tepki vermedi ancak şehribanın haşimin evine gelmesibden dolayı lamia ve konaktakilerin çok kızdığını öğrenince onlardan adeta intikam alırcasına haşime izin veriyordu ve haşimin birlikte yemek yeme ve tatile çıkma teklifini şehribanın telkinleriyle kabul etti. bi hafta tatile çıktılar, tatil bitiminde haşim evede gelmek istedi ancak piraye kabul etmedi. İstanbulfan kötü haberin gelmesiyle piraye yıkıldı, babadı ölmüştü, haşim hemen biletlerini kesip gitmesini de önersede piraye haşime istanbula temelli yerleşeceğini, zaten buna daha önce karar verdiğini ancak babadı üzülmesin diye kararını sürekli ertelediğini, ancak artık bunun karşısında bi sebebin kalmadığını ve şehribanla istanbula yerleşeceğini söyledi. İstanbula gelip yerşeşiyorlar, piraye babasının kliniğini açıp çalıştırıyor, kliniğe yakın evde tutuyor. Dicle anasınıfına gidiyor artık, 6 ay sonra haşim çıkıp geliyor, pirayenin hamile olduğunu görünce şaşkına dönüyor, ve haşim artık yapamadığını ve kendisininde eğet isterse istanbula gelmek istediğini söyler, ancak piraye kabul etmez, haşim yıkılmış ve çaresizdir, pirayenin gelişini kabul etmediğini anladığında ondan son bir şey ister ve oğluna kendi ismini bermesini ister, piraye kabul etmez vr oğluna babasının ismini vereceğini söyler ve haşimden intikamını almıştır. Piraye oğlu için alış verişe çıktığı bir gün eve geldiğinde şehriban ona kötü haberi söyler, ve haşim köyde çıkan kavgada ölmüştür, piraye yere yığılır, şehriban teselli etmeye çalışşada her şey boşunadır ve piraye şehribandan yalnız kalmasını istediğini söyleyip derin ve kederli düşüncelere dalar.
  • Aforizmalar, Franz Kafka'nın tüm eserlerinden özenle derlenmiş bir seçkidir;

    Hayatın anlamı, bir gün sona erecek olmasıdır.

    Bir gösteriş ve rehavet taşkınlığımdan sonra yapacağını ilk şey temiz bir nefes almak olsun.

    Bazı kitaplar kişinin kendi kalesi'ndeki bilinmeyen Odaların anahtarıdır.

    Reklamları okumam, okusaydım tüm zamanını bir şeyler istemekle geçirirdim.

    Ararsan bulamazsın fakat aramadığın şey elbet bulunacaktır

    Anladığım kadarıyla okul, kişinin bireyselliğini ortadan kaldırmayı amaçlıyor

    Ssls eğilip bükülme; ruhun hafiflemesin, makul olmayan çalışma; kendi ruhunu başkalarına göre biçimlendirme. onun yerine en yoğun saplantılarıının peşinden git amansızca

    Tarihe baktığımızda değişim hayatımızdan önce ruhumuzda başlar

    Parmaklıklarımı içimde taşıyorum ben
Sosyolog
10 Ocak
Erkek
3 okur puanı
13 Eki 2019 tarihinde katıldı.