İnsan bir kere loş ışıkta yaşamaya alışınca, sis bir gün dağılsa da aydınlık çok işe yaramaz artık. İnsan niçin bir gün bir "neden" olmadan çekip gider; iyi, güvenli aileden, bu sıcak yuvadan, vıcık vıcık ve tatlı gizemden, ana rahminden başlayan ve sonra da sadık kalanları koruyan ve gizleyen aidiyet duygusundan ayrılır? Aileden başlayarak "sınıfa", devlete doğru genişleyen bu diğer daha büyük ailede kalmak varken... Bu büyülü çemberin dışına çıkmamalı, yüreğin ilk atışından son atışına kadar destekleyen, yediren, içiren, koruyan, savunan bu muhteşem eller terk edilmemeli. Peki, insan bu garantili dünyadan neden gider? Bu iyi örgütlenmiş, sıcacık, gün ışığının uysal yaşamların her aşamasını ışıttığı idil bırakılır mı?