Sessizlik, dikenli güney bitkilerinin kokusu, hasta kalpler için ince bir keten sargı bezi gibi her yeri kaplayan mis kokulu ılık pus, bütün bunlar beni de derinden etkiliyor. İlk kez Krisztina'nın bütünüyle yanımda olmadığını hissediyor ve uzaklardan, çok uzaklardan, zamanın başlangıcından zeki, hüzünlü bir ses duyuyorum; babamın sesini. Ses senden bahsediyor Konrád"; misafire ilk kez adıyla hitap ediyor, öfkelenmeden, kızmadan, tarafsız ve nazik bir biçimde, "ve senin gerçek bir asker olmadığını, başka türlü bir insan olduğunu söylüyor. Bunu anlamıyorum, başka türlülüğün ne anlama geldiğini henüz bilmiyorum. Meselenin daima bu olduğunu, erkekler ve kadınlar, dostlar ve ahbaplar arasında meselenin daima bu insanlığı iki gruba ayıran başka türlülük olduğunu kendime öğretmem uzun zaman ve yalnız geçen saatler alıyor. Bazen dünyada sadece bu iki grubun olduğuna, bütün sınıf farklarının, dünya görüşünün ve güç ilişkilerinin bütün nüanslarının sadece bu başka türlülüğün çeşitlemeleri olduğuna inanıyorum. Nasıl ki tehlike halinde ancak aynı kan grubundan insanlar birbirinin yardımına koşabiliyorsa, bir ruh da diğerine ancak o diğeri başka türlü değilse, ikisinin fikirlerin ve inançların ötesindeki en gizli gerçekleri benzerse yardım edebiliyor. Orada, Arco'da, eğlencenin sona erdiğini, Krisztina'nın da başka türlü olduğunu idrak ettim. Kitap okumayan ama yalnızlığın ve hayatın gerçeği teşhis etmeyi öğrettiği babamın söyledikleri aklıma geldi; evet, bu ikiliği biliyordu, onun da karşısına bir kadın çıkmış, onu çok sevmiş ama yine de yanında yalnız kalmıştı, çünkü ayrı türde insanlardılar, ayrı türde mizaçlar, ayrı türde yaşam ritimleri, çünkü annem de 'başka türlüydü; senin gibi, Krisztina gibi. Ve Arco'da bir şeyi daha idrak ettim. Beni anneme, sana ve Krisztina'ya bağlayan