Diller, kültürler, âdetler, tarihler, etnik kimlikler arasındaki farklılıkları yadsımadan aşabilecek bir atıf noktası, ancak bütün bunları kuşatan, ama onların üstünde duran bir aşkın ilkeler bütünü ile sağlanabilir.
İnsanlığın elinde daha âdil ve barışçıl bir dünya düzeni için pek çok imkan var. Bunun için bizden farklı olan insanlarla belli ahlaki ilkeler çerçevesinde yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor.
Bugün yapılması gereken, bir yahudi-hıristiyan-müslüman geleneğinin sürekliliğini vurgulamak ve bu dinlere mensup insanları ortak ahlaki ve mânevi değerlerde buluşmaya davet etmektir.
Kilisenin sahip olduğu ekonomik ve siyasi güç, hıristiyan teolojisini derinden etkileyen bir faktördür. Pek çok hıristiyan tarihçisine göre imparatorluk dini haline gelen Hıristiyanlık, teslisten Katolik hıristiyanların ruhani lideri papanın mâsumluğuna kadar, Hz. İsâ'nın öğretileri arasında yer almayan birtakım yeni teolojik ilkeler geliştirmek zorunda kalmıştır. Bir anlamda Hıristiyanlık, gücü elinde bulunduran bir din olabilmek için büyük bir bedel ödemek zorunda kalmış, teolojisini yeniden kurgulamış ve asli kimliğinden uzaklaşmıştır.