Yaşanılan ev ve oda bir insanın karakteristik yapısını, yaşam felsefesini ve kendine verdiği özenin yansımasıdır diye düşünüyorum. Ekonomik çerçeveden bağımsız, koşullar ne olursa olsun, her koşulun kendi el verdiği imkanlıkta insan yaşadığı yere kendinden bir esinti bırakabilir. Buna daha geniş pencereden bakarsak eğer, her ırk, ülke, kendi imkan ve donanımsal zenginlikleri çerçevesinde bir ev mimarisi yaratmıştır. Kaba taslak örnek ülkelerdeki; Japon, Çin, Arap, Afrika, Avrupa, Rus ev tipleri kendilerine has karakteristik özellikler taşır. Bu kitap Türk Ev Yapısını inceliyor. Bunu var eden yapı taşlarına kitap çerçevesinde değineceğim, sonra neden bu kadar kasvetli bir mimariyi yarattıklarını kendimce yorumlayacağım.
Türk ev yapısının kökeni göçebelik döneminden gelir. Çadır bir oda ve büyük bir genişliktedir. Her şey odanın çeşitli bölgelerinde toplanarak kategorize edilmiş. Çadır; alt örtü, üst örtü ve yan örtü şeklinde algılanan bir yapı, bu geleneksel Türk evlerine de sirayet eden bir anlayış vermiştir. Türk ev yapısında kullanılan malzeme daha çok ahşap yapımı, buna bağlı olarak evlerin ömrü ortalama 80 yıllık, çok azı da 150-200 yıllık olmuştur. Türkler yerleşik hayata İslam'ı kabul ettikten sonra yoğun bir şekilde geçiş yapmaya başlamıştır. Bu zihniyet temeldeki göçebe yaşam ile İslam kültürü ile harmanlanıp Türk tipi eklektik ev yapısını var etmiş. Evlerin yapısını belirleyen en önemli etkenlerden biri de iklim koşulları. Kuzey, Güney, Doğu, Batı ve İç Anadolu'nun iklim sertliği evlerin yapı malzemesini ve şeklini etkilemiş. Ama yazar şöyle bir mantık kurmuş; Türkiye jeopolitik olarak bölgelerin geçiş noktasında olduğu için ülkenin dış kısımları yakın olduğu diğer ülkelerden etkilendiğini, oralarda salt Türk Evlerine rastlayamayacağını belirtiyor. O yüzden