Evet her şeyin bekası, ,ancak bir müddet ve zamana bağlıdır. Bir varlığın bu müddet 'Ve zaman içinde kalabilmesi de ondaki hayatiyyetin devamı iledir. Hayatın devamı da rızık ile beslenmekle sağlanır. Zira Hak Teala her şeyin' varlığını zatından, kendi hakikatinden bilir ve zatından bildiği şeylerin vücudu da mutlaka var olur.
İnsan nevinin bekasını fertlerinin bekasına; fertlerin bekasını da onların üremesine bağlamıştır. Döllenmeleri, her ferdin bekasına, her ferdin bir müddet bekası da kendisinde bulunan hayatın kıvamına bağlıdır. Hayatın kıvamı da rızka, besine bağlıdır. Rızık da ancak bitki ve hayvanda 'olur. Bunlar ise: ekmek, et, bitkilerin bir kısmından alınan meyveler ve çoğu tatlılardır.
Allah Teala yarattığı canlı varlıkları, yedirip içirmeden, doyurmaktan, beslemekten; ilaç aldırmadan derdine derman vermekten; cinsi münasebette bulundurmadan da çocuk yaptırmaktan ve emzirmeksizin büyütmekten katiyen ,aciz değildir. Fakat O, canlı, cansız bütün varlık aleminde vuküa getireceği oluşlar için sebep ve ,neticeler tertip eylemiştir. Her vakıayı bir sebebe bağlamıştır. Diğer deyimle: her sebep bir neticeyi meydana getirir. Her vakıanın mutlaka bir sebebi vardır. Sebepler zincirinin her halkası kendinden sonrasına bir sebep ve kendinden öncesine bir neticedir. Her vakıanın sebep ve netice olarak vücut bulmasında, Cenab-ı Hakk'ın vakıaları sebeplere bağlamasında nice sır ve hikmetler vardır ki, onları yalnız kendisi ve bir kaçını da, ilimde rasih olanlar bilir. Bunu bilmek şaşılacak bir şey değildir. Asıl şaşılacak olan, insana hayret veren kainattaki esaslı ve hiç aksamayan, sabit ve değişmez kanunlardır ki; beşeri bilgiler, fen, teknik, ,hayat, medeniyet, hep bu illet ve malGI (sebep ve neticenin), diğer ifade ile: akılları durduran ilahı planın değişmez, şaşmaz