İmdi bil ki göz nurunun birtakım kusurları var. Çünkü o başkasını görüyor ama kendisini göremiyor. Kendinden çok uzak olanı ve kendine çok yakın olanı göremiyor. Eşyanın dışını görüyor, içini göremiyor. Varlıkların hepsini değil, ancak bir kısmını görüyor. Sonlu şeyleri görüyor, sonsuz eşyayı göremiyor. Çok defa görüşlerinde aldanıyor. Bazan büyüğü küçük görüyor; uzağı yakın, sakini müteharrik, müteharriki sakin görüyor ki bu yedi kusur dış gözden ayrılmayan kusurlardır. Eğer gözler içinde bu eksikliklerden tamamen uzak bir göz bulunursa, elbette o, nur ismine daha layık olmaz mı?
Göz varlıkların bazısını görür. Makulatın hiçbirini ve mahsusatın birçoğunu göremez. Sesleri, koku, tatları, sıcaklığı, soğukluğu, idrak eden kuvvetleri yani işitme, koklama, tatma duyularını göremez. Yalnız bunları değil, ferah, sevinç, gam, hüzün, acı, lezzet, aşk, şehvet, kudret, irade, ilim ve bunun gibi daha başka sayılamayacak kadar deruni, ruhi sıfatları göremez. Onun gücü az sahası dardır. Renkler ve şekiller alemini aşamaz. Bunlar ise varlıkların en· bayağısıdır. Çünkü cisimler haddi zatında varlık aleminin en bayağı kısımlarıdır. Renkler ve şekiller ise cisimlerin arazlarının en bayağılarıdır. Oysa ki varlıkların hepsi, aklın dolaşma alanıdır.
Göz başkasına nispetle nurdur, fakat kendine nispetle karanlıktır .
Göz sonsuz şeyleri görmez. Çünkü malum cisimlerin sıfatlarını görmektedir. Cisimler sonludur. Allah makulatı idrak eder. Makulatın sonlu olması düşünülemez. Evet tahsil ettiği ilimler gerçi mahduttur ama akılda sonsuzu idrak etme gücü vardır. Bunun izahı uzundur. Fakat bir misal istersen hesabı ele al Mesela: Akıl sayıları idrak eder, sayıların sonu yoktur. İkinin, üçün ve diğer sayıların katlarını idrak eder ki bunların sonu yoktur. Yine sayılar arasındaki çeşitli oranları