Bugün üzerine bastığımız, içinde dolandığımız materyal ve kavramsal dünya atalarımızın 13.000 yıllık kümülatif birikiminin sonucu. İlmek ilmek örülen anlamlar bütünü içindeyiz. Bu anlamların ilk çıkış hali ile bizim kullandığımız hali oldukça saptarılmış durumda, fakat pragmatik yaklaşınca kabul edilebilir bir sonuç. Ama dünyayı sadece bugünün penceresi ile görüp anlamlandırmaya kalkarsanız gerçeklikten epey uzak kalırsınız. Bu sizi rahatsız etmiyor ise pek tabii sadece şimdinin çizgisiyle düşünsel dünyanızı idame ettirebilirsiniz. Ama hakikati öğrenmek, bilmek niyetindeyseniz böyle sıkıcı görünen kitapları da okumanızı tavsiye ederim.
Daha önce başka bir yerde şöyle bir yazı okumuştum:
"İnsanların çok yüksek meçhul bir kulede hep daha yukarıya çıkma çabalarını anlatan bir hikâye vardır. İlk kuşak beşinci kata kadar çıkabilmiş, ikinci kuşak yedinciye ulaşırken; üçüncü kuşak onuncu kata tırmanmıştı. Zamanla, sonraki kuşaklar yüzüncü kata kadar gelmişler, ardından merdivenler çökmüştü. Yüzüncü katta kalan insanlar, burayı bir güzel döşeyip yaşamaya başlamışlar, atalarının alt katlarda geçirdikleri ömürleri ve onların uğraşa uğraşa yüzüncü kata kadar çıktıklarını unutup gitmişlerdi. Gerek kendilerini gerekse de dünyayı bu yüzüncü katın perspektifinden görürken, insanların buraya kadar nasıl ulaştıklarını bilmiyorlardı. Hatta, kendi katlarının perspektifi üzerinden kurdukları ilişkileri ve düşünceleri, bütün insanlığa mal etmeye kalkıyorlardı."
Şimdi kitap size daha anlamlı görünmüştür diye umuyorum, zira bu kitabı okumamak büyük bir kayıp olur. Maalesef kitapları ne kadar ilgiyle okursak okuyalım belli bir zaman geçtikten sonra tortuları kaybolmaya başlıyor. Arada bakıp anımsamak adına çıkardığım özeti buraya da eklemek istedim. Konu ve İçerik itibariyle anlamsız