Adı:
Hafız Divanı
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
854
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053602330
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Yayınları
Baskılar:
Hafız Divanı
Hafız Divanı
Hafız Divanı Cilt 1
Hafız Divanı
Hafız Divanı
Hafız Divanı
Hafız-ı Şirazî: XIV. yüzyılda İran'da yaşamıştır.
Yaşamı hakkında günümüze ulaşan bilgilerin kesinliği de tartışmalıdır. Hafız, İran şiirine çığır açacak ölçüde önemli yenilikler getirmiştir. Şiirlerinde hayatı, dünya nimetlerini ve gündelik olaylardan kaynaklanan duyguları konu olarak işlemiştir. Meyhane, şarap, saki, dilber, gül gibi sözcükleri birer mazmun olmaktan çok gerçek anlamlarıyla kullanmıştır. Gazel dilinin kurucusu olan Hafız-ı Şirazî, sadece beyit bütünlüğü gözetilen şiirde konu bütünlüğünü gözeten ilk şairlerdendir. Şiirleri sanat çevrelerinde beğenildiği kadar halk tarafından da benimsenmiş, dîvânı halk arasında gönül ilişkileri ve talih konusunda başvurulan bir falname olarak kullanılmıştır.
476 syf.
Tavsiye olunur ki
Hâfız Divanı ; başucu kitaplarından olabilecek nitelikte bir kitap..

İçinde en etkileyeci şiirlerden birini bırakıyorum şuraya ;

Döner yine Kenân’a kaybolan Yûsuf, üzülme / Üzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme

İyileşir durumun ey gam çeken gönül kaygılanma / Geçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme

Dönmese de felek bizim arzumuzca iki gün / Bir kararda kalmaz devran her zaman, üzülme

Gelirse ömrün baharı, yine çimenler üstünde / Başına gülden şemsiye çekersin ey bülbül, üzülme

Ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin gaybın sırrını / Perde ardında olur gizli oyunlar, üzülme

Ka’be aşkıyla çölde yürüyeceksen eğer / Batsa da ayağına muğîlân dikeni, üzülme

Sevgilinin ayrılığında, rakibin sıkıntısında halimizi / Bilir hep halden hale sokan Allah, üzülme

Söküp götürürse de yokluk seli varlık temellerini ey gönül / Kaptanın Nûh ya, korkma tufandan, üzülme

Konak tehlike dolu, hedef çok uzak olsa da / Sonu olmayan bir yol yok, üzülme

Yoksulluk köşesinde, karanlık gecelerin yalnızlığında Hâfız / Oldukça virdin dua ve Kur’ân, üzülme.
555 syf.
·8 günde·3/10
Doğu şiir geleneğinin büyük üstadı Hâfız Sadi Şirazi...
Birçok yazar ve bilhassa İlber Ortaylı tarafından tavsiye edilen Hâfız Divanı hakkında söz söylebilme makamında değilim. Fakat bu izlenimlerimi paylaşmamak anlamına gelmez.
Yahya Kemal'in Rindlerin ölümü şiirindeki rindlerin Şiraziye atfedildigini yeni öğrenmekle birlikte, Mehmet Akif dahi Safahatinde Hafız'dan bahsetmektedir.

Bazı şiirler gerçekten güzel. Teknik açıdan hala zirve diyebililiriz. Birçok ünlü şaire ilham kaynağı olmuş. Fakat benim takıldığım nokta; şiirlerde haddinden fazla şarap, sarhoş, rind, dudak, meyhane v.s gibi imgelerin yoğun biçimde kullanılmış olması. Okurken Şirazinin kendisinden çok çok küçük birisine aşık olduğunu ve bundan dert yandığını anladım. Yanlış anlamış olmayı temenni ediyorum.
Tamam, divan edebiyatında bunlar mecazdır, her birinin farklı çağrışımları vardır ama Şirazinin çevresinde bir dönem ayyaş kişilerin olmasından da çok etkilendiğini okumuştum.

-Bu sözlerimi Hayati İnanç hoca okusa beni divan edebiyatı lugatiyle döverdi elbette. -

Şiirler bende derin bir etki bırakmadı. Belki orjinalinden okumadigim için tadını pek alamadim. Belki de karşılaşmayı beklemediğim ifadelerden dolayı rahatsız oldum ve okuma iştahım bir anda sönüverdi.
Eseri bitirebilmek için neredeyse sayfa saydım, sabır çektim. Iran'da, Afganistan'da Hâfız Divanı desek, daha okumasi yazması olmayan insanların onun şiirlerini ezberden okuyabilecegini İlber Ortaylı'dan okumuştum.

Sözümü bitirirken, şiirle uğraşmayan arkadaşlarıma tavsiye etmiyorum. Zira vakit gerçekten önemli.
Aşk bahçesinin saksağan kuşusun sen,
Sofralar sensiz olmaz bu diyarlarda,
Şarap sensiz içilmez bir dolunay daha,
Ateşinle ısıttın bu bülbülleri,
Güller senin ismine boyun eğdi bir bir,

Tasavvuf yolundan geçmiş kendisini aşkta kaybetmiş bir insanın vazgeçilmez kitabı olmalı bu eser,
Her divan ayrı bir hikaye,sembolizm ve samimiyetin iç içe geçtiği bir düğün diyebilirim.
691 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Hâfız-ı Şirazi' yi hep İran dizilerinde, filmlerinde duyuyor ve çok seviyordum. Şimdi onun gönlünden dökülen aşk şarabının tadını almak eşsiz bir histi. Hakkında fazlaca bilgiye sahip olmasak da,on dördüncü yüzyılın tanınan en üstün lirik şairlerinden olan Hâfız ı Şirazi çağının ötesine geçmiş, tüm insanlığa büyük bir armağan bırakmıştır. Öyle ki günümüzde hala şiirleri ezberleniyor, Şirazi'nin saba rüzgarı deva-yı illet görevini üstleniyor. Hatta Ziya Gökalp gençliğinde okuduğu Divanın kendi hayal dünyasını çokça genişlettiğinden bahsederken, günümüzde bile çoğu medresede bu Divan terennüm ediliyor. Şerhli halini okumayı çok istiyordum zira çeviri hiçbir zaman şiirin gerçekliğini hissettiremez. Lakin ancak pdf halinde bulabildim. Binaenaleyh kıymetli şairimizin üslubu o kadar yalın, akıcı ve açık ki anlatılmak istenileni hemen gösteriyor zatında. Buna rağmen eser bitince ister istemez şu cümle döküldü dilimden;
Umarım bir gün Farsça'yı öğrenirim de Hâfız'ı kendi diliyle okuyabilirim.
Bünyesinde gazel, kaside,mesnevi, kıta ve rubai türünde şiirleri barındırsa da benim en sevdiklerim gazelleri oldu. Okurken iki beyit filizlendi gönlümde;
Biri Mevlana'dan ;
'' Biz aşk çocuklarıyız, anamız aşktır bizim ''
Bir diğeri ise Gaffar Baba'dan;
'' Aşıkam meftuni canan olmayan bilmez beni ''
Diyeceğim o ki bu divanı okumanın tek kuralı şudur ki, aşık olun,Hakka aşık olun, yani
'Sundu saki badeyi içmeyen aşk nedir bilemez.'
Kitapla kalın dostlar
...
476 syf.
·8/10
En başta elimdeki metin Kapı Yayınları'ndan değil MEB'nin Gölpınarlı çevirisiydi. Kapı Yayınları'nın çevirisi hakkında bir şey diyemeyeceğim.
Metinler de eskiyor, zamanla işlevsiz ve artık bu zaman seslenemiyor. Ardı sıra genellikle konu bakımından birbirinden bağımsız beyitlerden oluşan metin. İlahi ve beşeri aşktan, şaraptan, kadından, hemen her şeyin yordamından, edebinden bahsediyor. Bu arada ilahi ve beşeri aşk anlatısında oldukça yaygın bir geçişlilik olduğundan hangisinin hangisi olduğu kolaylıkla karıştırılabilir. Bu tür anlatım benim için maalesef çok da ilgi çekici değil. Ancak klasik şiire meraklı, bu şiire daha iştiyak ve yakınlık duyan okur için önerilir ve hatta benim yazdığımdan daha iyi bir yorum yazarsa sevinirim. Arkadaş inan yazacak çok şey bulamadım, anlamadım herhalde metni.
854 syf.
·Puan vermedi
Öncelikle böyle bir eseri kendi namıma tamamlamak büyük başarı. Fakat kişisel bir düşünce olarak şiir ya da şiirsel çalışmalar asla sonlanmaz. Bir şiiri yalnızca okuyup geçmek mümkün değildir keza böyle bir eser de buluşulduğu ilk andan itibaren başucu kaynağı haline gelmiştir. Şiraz’lı Hafız Divan’ı ise büyük şairlerin zamansızlığını en iyi ıspat eden bir çalışma. Coğrafyasının ruh dünyasını, inancını, mitini en iyi yansıtan eserlerden. Özellikle İran masallarının ve daha sonraki dönemdeki minimal hikayeciliğinin yapı taşı niteliğinde. Bir çeviri olarak ise malesef tam anlamıyla ruhu karşılamıyor. Bu durum teknik bir mesele olmasının ötesinde işin ruhuyla ilgili, her çeviri biraz eksik oluyor malesef.
900 syf.
·Puan vermedi
Bu muazzam esere bu kadar çok alıntı yapılıp da bu kadar az inceleme yapılmış olması oldukça ilginç. Bu sitedeki ilk incelememizi yapalım bakalım.

Bende Türkiye İş Bankasının Kültür yayınlarından çıkan ve çevirisini Abdülbâki Gölpınarlı’nın yapmış olduğu versiyonu var. Bu eseri 1-2 sene önce büyük bir heyecanla almıştım. Hayır sebebi İran sineması değil, hiç İran sineması izlemedim :) Eski eser toplamayı seviyorum, o eserleri yazan asırlar öncesinin ilim adamları konuları kaleme alırken araya şahane beytler serpiştirmişler. Hafız’la ilk tanışmam böyle oldu. Bir edebiyat hastası olarak beytlerin peşinden gittim, iz sürdüm. Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin Hâfız Divanı’nı farsça baştan sona ezbere bildiğini öğrenince merakım daha da arttı. Osmanlının eğitimli tabakası arasında Hafız Divanı’nı bilmek bir entelektüellik göstergesiymiş.
Eserin bahsettiğim baskısını aldım. Aslında ilk başta bir hayal kırıklığı oldu. Çeviri tam beklediğim gibi değildi. Bana göre, başka bir dilden çeviri yaparken sözlerin aslındaki edebî tını da mutlaka verilmeli, çeviriye yansımalı. O tınıyı eksik buldum. Fakat eserin 1941 yılında çevrildiğini göz önünde bulundurunca eksiklikleri kısmen mazur gördüm. Ayrıca o dönem “Allah” kelimesini kullanmak sıkıntı doğurduğu için yazarlar “Tanrı” ifadesini kullanmışlardır. Bu durum o dönem için bir tercih değil, bir zorunluluktu. Eski baskı eser topladığım için bu durumla o eserlerde sıkça karşılaşıyorum. Belli bir dönem aralığında çevirisi yapılmış eski eserlerle karşılaşırsanız “Tanrı” kelimesinin zorunluluktan kullanıldığını unutmayın, o eserleri o haliyle gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Bugünkü güncel çevirilerden çok daha sağlam ve güvenilirdirler.

Hafız Divanı’na dönecek olursak, asla kötü bir çeviri değil ama edebî tınısı daha güzel olabilirdi. Aslında Prof. Mehmet Kanar günümüz diline uygun şekilde yeni bir çevirisini yapsa şahane olabilir.

Eklemek istediğim son bir şey var. Bu eserde anlatılan şeyler baştan sona tasavvuf dilinde ilâhî aşktır. Şarap mesela Allah’ın nurunu sembolize eder. Bu sembolizm dilini Mahmud Şebüsterî "Gülşen-i Râz" isimli eserinde şöyle anlatır:
Tasavvuf dilindeki mey, şarap, göz, dudak, güzellik gibi sözlerin ve benzetmelerin anlamı: “Bu âlemde görünen her şey o âlem güneşinin aksi (yansıması) gibidir. Bu duyulan sözler, duygularımızla duyup bildiğimiz şeylere delâlet eder. O yüzden evvelâ duyup bildiğimiz şeyleri göstermek üzere söylemişlerdir. Mânâ âleminin sonu yoktur. Söz onun sonunu nereden görecek, nasıl ifâde edecek? (Mânevî) zevkten meydâna gelen mânâyı söz nereden anlatacak? Gönül ehli olanlar, mânâyı bir benzeri ile söyler, anlatırlar.” (Gülşen-i Râz, Şebüsterî)
Ömer Hayyam'ın kullandığı sembolizm dili dahi aynıdır. İnsanların algılarının bozukluğu ve toplumun cehalet düzeyi işi başka yerlere götürüyor ama hakikat başkadır.

Biraz uzun oldu, buraya kadar sabredip okuduysanız teşekkür ederim :)
Kıskançlık
Aşk Büyük olunca ,Sevgi Büyük Olunca
Kıskançlık da Büyük olur ,
Bakmasına tahammül etmez yani ,
Hafız-ı Şirazi diyor ki;
Sevgilimle geziyorduk el ele haberim yok bakmışım bir Çiçeğe
Utanıyormusun dedi ve ekledi ,
Ben varken nasıl bakarsın Güle ?!!

Hafız-ı Şirazi
854 syf.
Hafız'ın Divanı
Bir kuş sesi gibi,
yıllar da geçse aynı.
Yüreğin sesi,
çağlamakta nehir gibi.
İşiten sevgililer;
tebessüm etmekte,
işve edinmekte.
Arzulu neşe serpmekte,
Hala gönüllere...

Hâfız Dîvânı tefeül edilen
kitaplardan tâdat edilmektedir.
854 syf.
·98 günde·3/10
14 yaşındaki bir kıza koskocaman bir adamın aşık olmasını anlatan bir kitap aslında. Aşk farklı sözcüklerle cümlelere dökmüş. Sadece insana değil Allah a olan aşkı da anlatmış. Böyle bir kitabı okumadıysanız bence pişmanlık duymayın.
854 syf.
·Puan vermedi
Fars dilinde yazılan en muhteşem eser olduğunu düşündüğüm Hafız divanı , Hafız Şirazi tarafından 14. Yüzyılda yazılmıştır.

İlk olarak İlber Hoca’nın okunmasını tavsiye ettiği kitaplar listesinde karşılaştığım hafız divanını okurken çok fazla keyif aldım. Bol bol altını çizerek okuduğum bu kitabın içeriğinde meyhane, ayrılık, şarap ve sevgili kavramları bol bol kullanılmıştır.

Bu eseri bir kere okumanın yeterli olacağını düşünmüyorum hayatın belli dönemlerinde tekrar okunması ve feyz alınması gereken bir kitap.

İranda her evde kuranı kerimden sonra mutlaka bir hafız divanı bulunurmuş bu da Hafızın İran edebiyatında ne kadar büyük bir yere sahip olduğunu adeta kanıtlar nitelikte.

Genelde divan okurken çevirilerinden dolayı çok sıkıntı çekerdim çok fazla bilmediğim kelime ve kavram olurdu eğer Hafız Divanını, İş Bankası dışında başka bir yayından okursanız aynı sıkıntı ile karşılaşacağınızdan eminim .

Hafızın şiirlerini okuyanların ayrılığa mahkum olacağına dair bir efsane gezer İran sokaklarında belki de bu yüzden Hafız Divanı halk arasında gönül işleri için başvurulan bir falnâme olarak kullanılmıştır.

Fars edebiyatının tüm zarifliğini inceliğini yansıtan bu eseri, edebiyata ilgi duyan herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hafız Divanı
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
854
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053602330
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Yayınları
Baskılar:
Hafız Divanı
Hafız Divanı
Hafız Divanı Cilt 1
Hafız Divanı
Hafız Divanı
Hafız Divanı
Hafız-ı Şirazî: XIV. yüzyılda İran'da yaşamıştır.
Yaşamı hakkında günümüze ulaşan bilgilerin kesinliği de tartışmalıdır. Hafız, İran şiirine çığır açacak ölçüde önemli yenilikler getirmiştir. Şiirlerinde hayatı, dünya nimetlerini ve gündelik olaylardan kaynaklanan duyguları konu olarak işlemiştir. Meyhane, şarap, saki, dilber, gül gibi sözcükleri birer mazmun olmaktan çok gerçek anlamlarıyla kullanmıştır. Gazel dilinin kurucusu olan Hafız-ı Şirazî, sadece beyit bütünlüğü gözetilen şiirde konu bütünlüğünü gözeten ilk şairlerdendir. Şiirleri sanat çevrelerinde beğenildiği kadar halk tarafından da benimsenmiş, dîvânı halk arasında gönül ilişkileri ve talih konusunda başvurulan bir falname olarak kullanılmıştır.

Kitabı okuyanlar 164 okur

  • Melek taş
  • Sinan Demir
  • HPekşen
  • Ali İHSAN
  • Ünal
  • Melekefruzi
  • Haydudu
  • neritanis
  • Günseli
  • Selami selçuk

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.9 (10)
9
%10.7 (6)
8
%7.1 (4)
7
%1.8 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%1.8 (1)
2
%0
1
%1.8 (1)