1000Kitap Logosu
Resim
Abdülbaki Gölpınarlı

Abdülbaki Gölpınarlı

Yazar
Derleyen
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
8.7
419 Kişi
1.387
Okunma
244
Beğeni
9,4bin
Gösterim
Tam adı
Abdülbakıy Gölpınarlı, Muallim Abdülbaki Gölpınarlı, Mustafa İzzet Baki, Muallim Abdülbaki
Unvan
Türk Eğitimci, Yazar
Doğum
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 12 Ocak 1900
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 25 Ağustos 1982
Yaşamı
1900 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı Mustafa İzzet Baki'dir. Ailesi Azerbaycan'dan göçtü. Menbaü'l-İrfan İdadisinin rüştiye kısmında ve Gelenbevî İdadisinde okudu. Öğretmenlik ve Vezneciler'de kitapçılık yaptı. Bir arkadaşının davetine uyarak Çorum'un Alaca ilçesine öğretmen olarak gitti (1918). 1923'te İstanbul'a döndü. İstanbul Erkek Muallim Mektebini (1927) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini (1930) bitirdi. Konya, Kayseri, Balıkesir, Kastamonu, Haydarpaşa liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine Farsça okutmanı olarak tayin edildi. Burada doktorasını verdi. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde metinler şerhi okuttu. Doçentliğe yükseldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine geçerek İslâm-Türk tasavvuf tarihi okutmaya başladı. Bu sıra 142. maddeden tutuklandı. Beraat ettikten sonra üniversiteye döndü. 1949'da emekliye ayrıldı. 25 Ağustos 1982'de İstanbul'da öldü. Abdülbaki Gölpınarlı çalışmalarını Tasavvuf, Mevlevîlik, Şiîlik ve Divan Edebiyatı üzerine yoğunlaştırmış, bu sahalarda dikkate değer eserler vermiştir. Ayrıca devrin gazete ve edebiyat dergileri yanında Türk Ansiklopedisi, İslâm Ansiklopedisi ile Şarkıyat, Türkiyat ve İktisat Fakültesi mecmualarında çok sayıda makalesi çıkmıştır. 60'a yakın eser bıraktı.
345 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Abdülbâki Gölpınarlı'nın hazırlamış olduğu bu eser Yunus Emre'nin Hayatı ve Sanatı bölümüyle başlıyor. Bu bölümden anlıyoruz ki Yunus'un yaşadığı devir düzenin büyük ölçüde sarsıldığı, farklı dini telakkilerin kendisine yer aradığı bir dönemdir.  Yunus'un sanatı bölümünde ise onun kaynaklardan bize gelen iki eserinin olduğunu görüyoruz. Bu eserlerden birisi nasihat için yazmış olduğu şiir tarzında, İslam'ın temel yaklaşımını, temel felsefesini özetlediği "Risaletün Nushiyye"dir. Diğeri ise ilahilerden oluşmuş "Divan"dır. Fakat bu divan klasik divanlardan değildir. Klasik divanların birkaçı hariç geneli yöneticilere takdim edilmiştir. Derviş olanların ise böyle bir derdi yoktur. Derviş olan Padişaha yaranmak için ilahi söylemez. Allah aşkı ile söyler. İşte Derviş Yunus sanatını halkın hizmetine vermiş, Allah aşkı ile söylemiştir. En güç şeyleri bile rahatça ve halkın diliyle anlatmıştır. Fakat Yunus hiçbir vakit halk şairi değildir. Hatta dili de katıksız bir Türkçe değildir. O hem halka hem okumuş zümreye hitap eder. Peki Yunus'u yaşatan ve halk şairi olmadığı halde halkın şairi yapan sır nedir? Halktan ve hayattan ayrılmayış... Yunus'tan sonra gelen fakat Yunus'un yolunu takip edenler Yunus'a atfedilen şiirler söylemişlerdir. Hangi şiirler Yunus'un şiirleridir, sonradan eklenmemiştir? Bunu ortaya çıkarmak çok zordur. En eski yazmaları bulup bunların değerlendirmesini yaparak Yunus Emre'nin gerçek şiirlerini bulmak gerekir.  Peki asıl Yunus yani Bizim Yunus'un şiirleri hangileridir? İşte sorunun cevabı bu kitapta toplanmış bulunmakta. Abdülbâki Gölpınarlı Bizim Yunus'un divanından 132 şiiri seçip bu kitabı hazırlamış ve belli bölümlere ayırarak tasnif etmiştir. Bu seçmeleri bugünkü Türkçeyle vermiş olmasına rağmen yine de bugün bilmediğimiz eski Türkçeden çok fazla kelime bulunmakta. Bu sebepten olsa gerek şiirler beyit beyit numaralandırılarak yan sayfasına beyit numarasına göre notlar eklenmiştir. Bu beyitleri okuduğum an duyduğum hisler çok başkaydı. Bizim Yunus'un şiirlerini okumak isteyenlerin başvurabileceği yegâne kaynak. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar...
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.