Abdülbaki Gölpınarlı

Abdülbaki Gölpınarlı

YazarDerleyenÇevirmen
8.7/10
598 Kişi
·
3.131
Okunma
·
143
Beğeni
·
5,6bin
Gösterim
Adı:
Abdülbaki Gölpınarlı
Tam adı:
Abdülbakıy Gölpınarlı, Muallim Abdülbaki Gölpınarlı, Mustafa İzzet Baki, Muallim Abdülbaki
Unvan:
Türk Eğitimci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 12 Ocak 1900
Ölüm:
İstanbul, 25 Ağustos 1982
1900 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı Mustafa İzzet Baki'dir. Ailesi Azerbaycan'dan göçtü. Menbaü'l-İrfan İdadisinin rüştiye kısmında ve Gelenbevî İdadisinde okudu. Öğretmenlik ve Vezneciler'de kitapçılık yaptı. Bir arkadaşının davetine uyarak Çorum'un Alaca ilçesine öğretmen olarak gitti (1918). 1923'te İstanbul'a döndü. İstanbul Erkek Muallim Mektebini (1927) ve İ.Ü. Edebiyat Fakültesini (1930) bitirdi. Konya, Kayseri, Balıkesir, Kastamonu, Haydarpaşa liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine Farsça okutmanı olarak tayin edildi. Burada doktorasını verdi. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde metinler şerhi okuttu. Doçentliğe yükseldi. İ.Ü. Edebiyat Fakültesine geçerek İslâm-Türk tasavvuf tarihi okutmaya başladı. Bu sıra 142. maddeden tutuklandı. Beraat ettikten sonra üniversiteye döndü. 1949'da emekliye ayrıldı. 25 Ağustos 1982'de İstanbul'da öldü.

Abdülbaki Gölpınarlı çalışmalarını Tasavvuf, Mevlevîlik, Şiîlik ve Divan Edebiyatı üzerine yoğunlaştırmış, bu sahalarda dikkate değer eserler vermiştir. Ayrıca devrin gazete ve edebiyat dergileri yanında Türk Ansiklopedisi, İslâm Ansiklopedisi ile Şarkıyat, Türkiyat ve İktisat Fakültesi mecmualarında çok sayıda makalesi çıkmıştır. 60'a yakın eser bıraktı.
Aşkın oduna yandığım ağlamak oldu güldüğüm Dost sana zârı kıldığım münkirlere savaş gelir Söyler isem sözüm savaş söylemezsem ciğerim baş
Cihan doludurur kallâş her birinden bir taş gelir
İşit sözünü ey âkıl tanla seher vaktinde dur
Öyle buyurmuş ol kâmil tanla seher vaktinde dur İşit ne der horozunuz tanla verilir rûziniz
Dost dergâhına tutgıl yüz tanla seher vaktinde dur
4953 syf.
·10/10
Ben kendimi biraz fazla aştım ve bu kitabı okudum. Bu kitabı okumamın nedeni ise sitenin kıymetli kullanıcılarından https://1000kitap.com/gokhan_aktas abimizi kıskanmamdır. Okuduğu kitaplara hayranım keşke bende okuyabilsem derdim hep. Okuma yazma bilen herkes okur elbette ama anlamlı okuyamamaktan veya hakkını verememekten korkardım. Sonunda cesaret edip başladım.

İki aydan uzun sürdü okumam. Sadece tek cilt için iki ay. Sıradan bir roman değil ki çabucak okuyup geçebileyim. . Bazen bir sayfasını bir saatte okurdum. Cümleleri tekrar tekrar okumak, düşünmek, parçaları birleştirmek gerekiyordu. Her kelimesi bin anlam yüklüydü. Elbette kitaba inceleme yazmıyorum benim ne haddime düşmüş. Biraz bilgi ekleyeyim bu kısımdan sonrası alıntı olacak.

''Divan-ı kebir ilahi aşk şiirlerinden oluşan, 44 bin 8 yüz 34 beyitlik nazım bir eserdir. Horasan ilinin halk Farsçası ile yazılmıştır. Yek avaz gazellerden oluşmaktadır.

Mevlana bu gazellerinde, "Şems (güneş) başta olmak üzere, bağ-bahçe, gül-bülbül, aşık-maşuk, deniz-damla, mey-saki gibi sembollerle ilahi aşkı hep ön planda tutmakta; Mesnevi'sinde olduğu gibi Allah'a kavuşmadan gönlünün huzur bulamayacağını, ilahi aşkı yazmada aciz kalıp kaleminin kırıldığını, bu dünyanın bir balçıktan ibaret olduğunu, çok yemenin menzile ulaşmada engel teşkil ettiğini, aşkın akla olan üstünlük ve yüceliğini, nefsin kötülüğünü, miskin miskin oturan insanların bu tembellikleriyle ilahi aşka ulaşamayacaklarını, gecelerin uyumakla değil de aşk ve ibadetle geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak şiirlerini didaktik bir üslupla söylemektedir. Bazı şiirlerinde de gazelin ruhundan farklı olarak sosyal konulara girer; rüşvet yiyen kadıları eleştirir; yalancı şeyhleri, yobaz bilginleri menfaatçi ve aşağılık olarak nitelendirir; pazar yerlerinden, düğün adetlerinden, sokakta oynayan çocuklardan, zulmete direnişten, özgürlükten bahseder.''
379 syf.
·Puan vermedi
Bir arkadaşın şiddetli tavsiyesi üzerine okuduğum ilk Feridüddin Attar kitabı. Ancak pek olumlu şeyler yazamayacağım.

İnsanı Allah'a yakınlaştıran, onun kulu olduğuna şükrettiren bir kitap olacağını zannettim. Hikayelerle dini öğütler vermeye çalışılmış ancak ben umduğum tadı ne yazık ki alamadım. Belki de Allahtan Tanrı diye bahsedilmesi beni böyle bir düşünceye sevk etti. Bazı hikayeler ilk okul seviyesindeydi. İlkokulda da bu tarz hikayeler çok okuduğum için çoğu tanıdık geldi belki de aynılarıydı bilemiyorum. Tasavvuf kitaplarında, daha ağır dilli, daha düşündüren, akıl yürüten kitaplar beklerim. Yani hep o tarz olurdu. Sanırım çevirinin basitliği böyle düşünmeme neden oldu. Mesnevi ile aynı kulvarda yarıştığı söyleniyor bence yanına bile gelemez.
Böyle kıymetli olduğu söylenen eserleri beğenmeyince nedense içimde bir vicdan azabı oluşur.
464 syf.
Hüsn ü Aşk, Aşk’ın yani dervişin Allah’a ulaşmak için verdiği mücadeleleri, çektiği ve çekmesi gereken çileleri, tarikat usulünü vb. birçok olay ve durumu anlatan bir mesnevi olarak karşımıza çıkmaktadır. Görünüş olarak beşeri aşkın anlatıldığı bu mesnevide, genel itibarıyla ruhani yürüyüş, kendi benliğini arama ve ilahi aşk konu edinmiştir. Olayların anlatımında sembolik ve Spiritüal anlatım tarzı hakim olmuştur. Anlatılan olaylarda, geçmişteki birçok dini hadise anımsatılmıştır. (Yusuf’un kuyuya atılması, İsa’nın çarmıha gerilmesi vs.) Hüsn, Allah’a ulaşma, Aşk, derviş, Kalb Ülkesi de Aşk’ın ulaşmaya çalıştığı gönül olarak sembolize edilmiştir.

Detaylı inceleme: https://www.academia.edu/...vvufi_Alegoriler
464 syf.
·10/10
Kitabımız bir şiir gibi kitabı içinde çok güzel şiirler var ancak biraz zor bir şiir kitabı. Sindire sindire okumak gerekiyor. Bende henüz bitiremedim ama kitap hakkında biraz bilgi vermek istedim.

''Dil hayret-i gamla lal kaldı Galib gibi bi mecal kaldı
Gönderdiğim arz-ı hal kaldı El an bir ihtimal kaldı.''

Böyle bir şiirden, bilmeyenler pek bir şey anlayamaz. Ben de pek anlamadım zaten. Bilinen kelimelerle bilinmeyen kelimelere tahmin yürüterek anlamaya çalıştım.

''Gönül gam hayretiyle dilsiz kesildi. Galib gibi mecalsiz kaldı;
Gönderdiğim arzıhale cevap gelmedi. Şimdi bir tek ihtimal kaldı''

Anlamı böyleymiş. İçinde açıklamaları var ancak keşke şiirin akabinde bu açıklama verilse daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Habire kitabın başında sonunda dolaşmam sonucu biraz kas yaptığım söylenebilir. Kitabın sonunda mini bir sözlük var sözcük dağarcığını genişletmek isteyenler içini yararlı. Ben kitaba kaldığım yerden devam edeyim. Yeni kelimeler öğretmesi açısından güzel bir kitap.
476 syf.
Tavsiye olunur ki
Hâfız Divanı ; başucu kitaplarından olabilecek nitelikte bir kitap..

İçinde en etkileyeci şiirlerden birini bırakıyorum şuraya ;

Döner yine Kenân’a kaybolan Yûsuf, üzülme / Üzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme

İyileşir durumun ey gam çeken gönül kaygılanma / Geçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme

Dönmese de felek bizim arzumuzca iki gün / Bir kararda kalmaz devran her zaman, üzülme

Gelirse ömrün baharı, yine çimenler üstünde / Başına gülden şemsiye çekersin ey bülbül, üzülme

Ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin gaybın sırrını / Perde ardında olur gizli oyunlar, üzülme

Ka’be aşkıyla çölde yürüyeceksen eğer / Batsa da ayağına muğîlân dikeni, üzülme

Sevgilinin ayrılığında, rakibin sıkıntısında halimizi / Bilir hep halden hale sokan Allah, üzülme

Söküp götürürse de yokluk seli varlık temellerini ey gönül / Kaptanın Nûh ya, korkma tufandan, üzülme

Konak tehlike dolu, hedef çok uzak olsa da / Sonu olmayan bir yol yok, üzülme

Yoksulluk köşesinde, karanlık gecelerin yalnızlığında Hâfız / Oldukça virdin dua ve Kur’ân, üzülme.
464 syf.
·3 günde·8/10
Arkadaşlar öncelikle belirteyim ki oldukça okuması zor bir kitap. Osmanlıca, arapça ve farsça kelime hazinem yeteri olmasına rağmen bir çok yerinde takıldım diyebilirim. Bu yüzden terimlere aşina değilseniz sıkılabilirsiniz.

Şeyh Galib'in Mesnevi'sidir bu eser. 2041 beyitten oluşur ve 6 ay gibi kısa bir sürede yazılmıştır. Aslında Şeyh Galib'in bu eseri, Nabi'nin Hayrabat adlı eserinin aldığı övgülere inat daha güzel bir eser meydana getirmek için yazdığı söylenir. Asıl konu Allah aşkıdır ve muntazam işlenmiştir. Ancak dediğim gibi alıntılarımdan da göreceğiniz üzere anlaşılması için lügat kullanmanız gereken bir eserdir ve bu tarz eserlere ilgi duymayan kesim malesef sıkılabilir.

Okumak isteyenlere yine de tavsiyemdir.

Saygılarımla...
379 syf.
Okurken hem de internet üzerinden biraz araştırdım ve gördüm ki, eser üzerinde epey detaylı araştırma yapılmalı.Özellikle çevirmen ve yayın evlerine yönelik.Ancak bundan sonra en doğru çeviri ve çalışmayı bulup gönül rahatlığıyla okuya biliriz.İsimler üzerinden konuşmak istemiyorum.Ben okuduğum kitap berbattı.Yaptığım alıntıları da düzenleme yaparak paylaştım.Hal böyleyken eserin içeriğine dair şimdilik yazacak bir fikrim yoktur.



http://www.yagmurdergisi.com.tr/...rda-tevhid-mart-2016

http://www.historicalsense.com/Archive/Fener42.htm
432 syf.
·4 günde
Gizli, açık... Dünyada ne kadar kuş varsa bir araya toplandı.

İşte böyle başlıyor kuşların anlam arayışı. Peki kuşlar ne arıyor? Dünyanın bütün kuşları kendilerine bir padişah seçmek için bir araya gelmişerdir. Peki aslında bir araya gelen kim? Her ne kadar kuşların bir araya gelip kendi padişahlarını (Simurg) seçmesi anlatılıyor görünsede asıl olarak tasavvuftaki "Vahdet-i Vücud" felsefesinin anlatıldığı alegorik bir eser. Kitaptaki bazı simgeler, tasavvuftaki bazı kişilere denktir.

Burada Tanrı yani yani her şeye gücü yeten, her şeye hükmeden padişah olarak en ulu kuş olan Simurg'da sembolleştirilmiştir. Kuşların kendilerini Simurg'a ulaştırması için yol gösterici olarak seçtiği kuş , daha önce Hz. Süleyman'a eşlik eden ve onun övgüsüne nail olan Hüdhüd kuşudur. Burda yol gösterici olarak yani peygamber Hüdhüd kuşuyla sembolleştirilmiştir. Diğer bütün kuşlar da inananları temsil ediyor.

Bir tasavvuf yolculuğu yaşatan eserde Attar, tasavvufun gereği olarak dünyanın geçiciliği, insanların fani oluşu, her türlü dünyevi zevkten arınma kuşlar aracılığıyla canlı bir şekilde verilmiş. Her bölümde olan ve bunu destekleyen kısa hikayeler de yolculuğun tuzu biberi olmuş.

İyi okumalar.
379 syf.
Mantikut Tayr..Kuslarin Dili.Arayislar dehlizinde yalpalayan otuz kuş (si murg) mana deryasına dalıp özünü bulmaya adanmış bir yola revan olurlar.Efsanevi,özün kendisi,soruların nihayeti,cevapların hatimesi olan Simurg'a yapılan zahmetli bir seyahatin serguzesti.Asilacak vadiler,kirilacak kabuklar, soyunulacak dünyalık abalar varken kendine rağmen kendinden kaçışın öyküsü.Biraz da ateş denizini mumdan kayıklarla,taş irmaklarını camdan gemilerle geçmek gibi...Madde aleminde mananin imtihanı.En nihayetinde si murgun vardığı yine simurgun kendisi.Imdi bu denkleme "can kuşu"nün sahibi kim ise onu koyun.Kendi hikayenizin hikayesini okuyun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdülbaki Gölpınarlı
Tam adı:
Abdülbakıy Gölpınarlı, Muallim Abdülbaki Gölpınarlı, Mustafa İzzet Baki, Muallim Abdülbaki
Unvan:
Türk Eğitimci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 12 Ocak 1900
Ölüm:
İstanbul, 25 Ağustos 1982
1900 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı Mustafa İzzet Baki'dir. Ailesi Azerbaycan'dan göçtü. Menbaü'l-İrfan İdadisinin rüştiye kısmında ve Gelenbevî İdadisinde okudu. Öğretmenlik ve Vezneciler'de kitapçılık yaptı. Bir arkadaşının davetine uyarak Çorum'un Alaca ilçesine öğretmen olarak gitti (1918). 1923'te İstanbul'a döndü. İstanbul Erkek Muallim Mektebini (1927) ve İ.Ü. Edebiyat Fakültesini (1930) bitirdi. Konya, Kayseri, Balıkesir, Kastamonu, Haydarpaşa liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine Farsça okutmanı olarak tayin edildi. Burada doktorasını verdi. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde metinler şerhi okuttu. Doçentliğe yükseldi. İ.Ü. Edebiyat Fakültesine geçerek İslâm-Türk tasavvuf tarihi okutmaya başladı. Bu sıra 142. maddeden tutuklandı. Beraat ettikten sonra üniversiteye döndü. 1949'da emekliye ayrıldı. 25 Ağustos 1982'de İstanbul'da öldü.

Abdülbaki Gölpınarlı çalışmalarını Tasavvuf, Mevlevîlik, Şiîlik ve Divan Edebiyatı üzerine yoğunlaştırmış, bu sahalarda dikkate değer eserler vermiştir. Ayrıca devrin gazete ve edebiyat dergileri yanında Türk Ansiklopedisi, İslâm Ansiklopedisi ile Şarkıyat, Türkiyat ve İktisat Fakültesi mecmualarında çok sayıda makalesi çıkmıştır. 60'a yakın eser bıraktı.

Yazar istatistikleri

  • 143 okur beğendi.
  • 3.131 okur okudu.
  • 337 okur okuyor.
  • 2.933 okur okuyacak.
  • 101 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları