Abdülbaki Gölpınarlı

Abdülbaki Gölpınarlı

YazarDerleyenÇevirmen
8.9/10
241 Kişi
·
992
Okunma
·
62
Beğeni
·
3.424
Gösterim
Adı:
Abdülbaki Gölpınarlı
Tam adı:
Abdülbakıy Gölpınarlı, Muallim Abdülbaki Gölpınarlı, Mustafa İzzet Baki, Muallim Abdülbaki
Unvan:
Türk Eğitimci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 12 Ocak 1900
Ölüm:
İstanbul, 25 Ağustos 1982
1900 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı Mustafa İzzet Baki'dir. Ailesi Azerbaycan'dan göçtü. Menbaü'l-İrfan İdadisinin rüştiye kısmında ve Gelenbevî İdadisinde okudu. Öğretmenlik ve Vezneciler'de kitapçılık yaptı. Bir arkadaşının davetine uyarak Çorum'un Alaca ilçesine öğretmen olarak gitti (1918). 1923'te İstanbul'a döndü. İstanbul Erkek Muallim Mektebini (1927) ve İ.Ü. Edebiyat Fakültesini (1930) bitirdi. Konya, Kayseri, Balıkesir, Kastamonu, Haydarpaşa liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine Farsça okutmanı olarak tayin edildi. Burada doktorasını verdi. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde metinler şerhi okuttu. Doçentliğe yükseldi. İ.Ü. Edebiyat Fakültesine geçerek İslâm-Türk tasavvuf tarihi okutmaya başladı. Bu sıra 142. maddeden tutuklandı. Beraat ettikten sonra üniversiteye döndü. 1949'da emekliye ayrıldı. 25 Ağustos 1982'de İstanbul'da öldü.

Abdülbaki Gölpınarlı çalışmalarını Tasavvuf, Mevlevîlik, Şiîlik ve Divan Edebiyatı üzerine yoğunlaştırmış, bu sahalarda dikkate değer eserler vermiştir. Ayrıca devrin gazete ve edebiyat dergileri yanında Türk Ansiklopedisi, İslâm Ansiklopedisi ile Şarkıyat, Türkiyat ve İktisat Fakültesi mecmualarında çok sayıda makalesi çıkmıştır. 60'a yakın eser bıraktı.
Pir Sultan Abdal’ım böyle söyledi
İndi aşkın deryasını boyladı
Bunu işlemeyen kula söyledi
En iyi dostundan sakın sen seni.
4953 syf.
·10/10
Ben kendimi biraz fazla aştım ve bu kitabı okudum. Bu kitabı okumamın nedeni ise sitenin kıymetli kullanıcılarından Gökhan Aktaş abimizi kıskanmamdır. Okuduğu kitaplara hayranım keşke bende okuyabilsem derdim hep. Okuma yazma bilen herkes okur elbette ama anlamlı okuyamamaktan veya hakkını verememekten korkardım. Sonunda cesaret edip başladım.

İki aydan uzun sürdü okumam. Sadece tek cilt için iki ay. Sıradan bir roman değil ki çabucak okuyup geçebileyim. . Bazen bir sayfasını bir saatte okurdum. Cümleleri tekrar tekrar okumak, düşünmek, parçaları birleştirmek gerekiyordu. Her kelimesi bin anlam yüklüydü. Elbette kitaba inceleme yazmıyorum benim ne haddime düşmüş. Biraz bilgi ekleyeyim bu kısımdan sonrası alıntı olacak.

''Divan-ı kebir ilahi aşk şiirlerinden oluşan, 44 bin 8 yüz 34 beyitlik nazım bir eserdir. Horasan ilinin halk Farsçası ile yazılmıştır. Yek avaz gazellerden oluşmaktadır.

Mevlana bu gazellerinde, "Şems (güneş) başta olmak üzere, bağ-bahçe, gül-bülbül, aşık-maşuk, deniz-damla, mey-saki gibi sembollerle ilahi aşkı hep ön planda tutmakta; Mesnevi'sinde olduğu gibi Allah'a kavuşmadan gönlünün huzur bulamayacağını, ilahi aşkı yazmada aciz kalıp kaleminin kırıldığını, bu dünyanın bir balçıktan ibaret olduğunu, çok yemenin menzile ulaşmada engel teşkil ettiğini, aşkın akla olan üstünlük ve yüceliğini, nefsin kötülüğünü, miskin miskin oturan insanların bu tembellikleriyle ilahi aşka ulaşamayacaklarını, gecelerin uyumakla değil de aşk ve ibadetle geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak şiirlerini didaktik bir üslupla söylemektedir. Bazı şiirlerinde de gazelin ruhundan farklı olarak sosyal konulara girer; rüşvet yiyen kadıları eleştirir; yalancı şeyhleri, yobaz bilginleri menfaatçi ve aşağılık olarak nitelendirir; pazar yerlerinden, düğün adetlerinden, sokakta oynayan çocuklardan, zulmete direnişten, özgürlükten bahseder.''
379 syf.
·Puan vermedi
Bir arkadaşın şiddetli tavsiyesi üzerine okuduğum ilk Feridüddin Attar kitabı. Ancak pek olumlu şeyler yazamayacağım.

İnsanı Allah'a yakınlaştıran, onun kulu olduğuna şükrettiren bir kitap olacağını zannettim. Hikayelerle dini öğütler vermeye çalışılmış ancak ben umduğum tadı ne yazık ki alamadım. Belki de Allahtan Tanrı diye bahsedilmesi beni böyle bir düşünceye sevk etti. Bazı hikayeler ilk okul seviyesindeydi. İlkokulda da bu tarz hikayeler çok okuduğum için çoğu tanıdık geldi belki de aynılarıydı bilemiyorum. Tasavvuf kitaplarında, daha ağır dilli, daha düşündüren, akıl yürüten kitaplar beklerim. Yani hep o tarz olurdu. Sanırım çevirinin basitliği böyle düşünmeme neden oldu. Mesnevi ile aynı kulvarda yarıştığı söyleniyor bence yanına bile gelemez.
Böyle kıymetli olduğu söylenen eserleri beğenmeyince nedense içimde bir vicdan azabı oluşur.
379 syf.
·14 günde·8/10
Okurken hem de internet üzerinden biraz araştırdım ve gördüm ki, eser üzerinde epey detaylı araştırma yapılmalı.Özellikle çevirmen ve yayın evlerine yönelik.Ancak bundan sonra en doğru çeviri ve çalışmayı bulup gönül rahatlığıyla okuya biliriz.İsimler üzerinden konuşmak istemiyorum.Ben okuduğum kitap berbattı.Yaptığım alıntıları da düzenleme yaparak paylaştım.Hal böyleyken eserin içeriğine dair şimdilik yazacak bir fikrim yoktur.



http://www.yagmurdergisi.com.tr/...rda-tevhid-mart-2016

http://www.historicalsense.com/Archive/Fener42.htm
379 syf.
Mantikut Tayr..Kuslarin Dili.Arayislar dehlizinde yalpalayan otuz kuş (si murg) mana deryasına dalıp özünü bulmaya adanmış bir yola revan olurlar.Efsanevi,özün kendisi,soruların nihayeti,cevapların hatimesi olan Simurg'a yapılan zahmetli bir seyahatin serguzesti.Asilacak vadiler,kirilacak kabuklar, soyunulacak dünyalık abalar varken kendine rağmen kendinden kaçışın öyküsü.Biraz da ateş denizini mumdan kayıklarla,taş irmaklarını camdan gemilerle geçmek gibi...Madde aleminde mananin imtihanı.En nihayetinde si murgun vardığı yine simurgun kendisi.Imdi bu denkleme "can kuşu"nün sahibi kim ise onu koyun.Kendi hikayenizin hikayesini okuyun.
476 syf.
Tavsiye olunur ki
Hâfız Divanı ; başucu kitaplarından olabilecek nitelikte bir kitap..

İçinde en etkileyeci şiirlerden birini bırakıyorum şuraya ;

Döner yine Kenân’a kaybolan Yûsuf, üzülme / Üzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme

İyileşir durumun ey gam çeken gönül kaygılanma / Geçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme

Dönmese de felek bizim arzumuzca iki gün / Bir kararda kalmaz devran her zaman, üzülme

Gelirse ömrün baharı, yine çimenler üstünde / Başına gülden şemsiye çekersin ey bülbül, üzülme

Ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin gaybın sırrını / Perde ardında olur gizli oyunlar, üzülme

Ka’be aşkıyla çölde yürüyeceksen eğer / Batsa da ayağına muğîlân dikeni, üzülme

Sevgilinin ayrılığında, rakibin sıkıntısında halimizi / Bilir hep halden hale sokan Allah, üzülme

Söküp götürürse de yokluk seli varlık temellerini ey gönül / Kaptanın Nûh ya, korkma tufandan, üzülme

Konak tehlike dolu, hedef çok uzak olsa da / Sonu olmayan bir yol yok, üzülme

Yoksulluk köşesinde, karanlık gecelerin yalnızlığında Hâfız / Oldukça virdin dua ve Kur’ân, üzülme.
379 syf.
·Beğendi·10/10
Kesinlikle ve kesinlikle herkese tavsiye edebilecegim cok guzel bir eser... Insani kendine getirecek, kendiyle hesaplasmasina vesile olacak bir kitap... Tasavvuf ilmini akici bir uslup ile hikayelestirerek anlatmis müellif. Biraz tasavvuf bilginiz varsa cok buyuk lezzet alarak okuyacaginiza inaniyorum. Oyleki kitap bittikten sonra buyuk bir bosluga dustum gibi hissettim kendimi... Kesinlikle ve kesinlikle listenize alip en yakin zamanda okumanizi oneririm. Zira bir kez okunup kaldirilacak bir kitap degil. Belki on belki yuzlerce defa okunulacak, her okundugunda baska sırların aralanacagi bir kitap oldugunu dusunuyorum ki Feridüddin Attar'da boyle soyluyor... Daha ne diyeyim almakta gecikmeyin, en yakin zamanda okuyunuz insallah... _
60 syf.
Atatürk zamanında okullarda okutulan din kitaplarindan derlenen bu eser, din dersinin nasıl olması gerektiğini büyük ölçüde ortaya koyuyor.

Ayrıntılara girmiyor, basit, sade bir anlatımla bir bilinç vermeye çalışıyor. Abartılı anlatımlar, mucizeler, hurafeler kesinlikle yok. Çocukların mantığına uyması için örneklerle açıklanıyor konular.

Peygamberi, gökyüzüne uçurup Allah ile görüştürmeyen, Peygambere ayı yardirmayan; peygamberin neyi neden yapmış olabileceğini anlatan ve çocukların bundan güzel bir örnek bulabilecekleri bir eser olmuş. Ayrıca peygamber karnına taş bağlardi gibi abartılı anlatımlarin yanlış olduğuna deginilmis ve doğrusu da söylenmiş: Muhammed, peygamberliginden evvel ticaret ile uğraşırdi ve peygamberlikten sonra da nerdeyse tüm Arabistan'in kontrolü onun altındaydı ve kendi arazileri de vardı. Haliyle karnına taş bağlayacak kötü bir durumu yoktu denerek mantıklı bir yol işlenmiş.

Özellikle bagnazliga, evliyaya mutlak itaate, Şeyhe, şıha bağlılığa karşı sık sık uyarılarda bulunulmuş ve Osmanlının geri kalmasında bunun büyük etkisi olduğu dile getirilmiş. Bagnazligin İslam'da olmadığı, Peygamber suan yasasa tenis, futbol oynayacağı ve şapka takabilecegi dile getirilmiş.
476 syf.
·21 günde·Puan vermedi
Hafız'ın divanı; tasavvufta tekke, mey, rind, aşk, şarap, sarhoşluk, pir-i mügan gibi rumuzların kullanıldığı kalenderi muhabbet kültürüne aittir. Şirazi'nin ifade ettiği şekil üzerinde Fars edebi ve toplumsal kültürünün de bir miktar etkisi vardır.

Şirazi'yi meşhur eseri Bostan ve Gülistan'dan tanırız. Bu iki eser bazı otoritelerce farsça yazılabilecek en üstün belagat'a sahip kitap olarak değerlendirilmektedir. Divan'da gene aynı edebi ve zengin üslupla yazılmış olmasına rağmen, Bostan ve Gülistanda ki gibi kıssalar şeklinde değil de, beyit ve mesnevi şeklindedir. Bu eser, doğu ve batı edebiyatını da derinden etkilemiştir. Bilhassa Goethe'nin doğu batı divanında Hafız ismi ile atıf yapılan kişi Hafız Şirazi'nin ta kendisidir. Eser de bu eserdir.

Şirazi'nin eserinde ifade ettiği felsefe genel olarak, aşk şarabı ve sarhoşluk üzerine yazılmış güzellik tasvirlerini içerse de, Hafız'ın güzellik anlayışını burada okuyucu için açmayı gerekli görüyorum:
Şirazi'nin kendi döneminde yaygın olan ilahi güzellik anlayışında tecelliyat ön plandadır. Bu tecelliyat Mürşidlerde görülmekle birlikte -ki Şirazi eserinde, Mürşidleri pir-i mügan mahlası ile ifade etmiştir- en saf temiz şekli ile tecelliyata atıf yaptığı başka bir konu da vardır. Bu saf ve mükemmel tecelliyat mürşidler dışında bir de ergenliğe henüz girmemiş erkek çocuklarında da görülmektedir Hafız'a göre!
Hatta Bostan ve Gülistan'daki aşk hikayelerine dikkatlice bakarsanız, aşık ve maşuk olarak ilişkileri anlatılan çiftlerin ikisi de erkektir. Bu açıdan Bostan ve Gülistanın eşcinselliği ifade eden ilk eserlerden birisi -doğu edebiyatında ilki- olduğunu da sanırım çoğu okuyucu farketmemiştir.

Eşcinsellik konusunda herhangi bir yorum yapmak istemiyorum. Fakat ergenlik çağına girmemiş ergen çocuklara güzellik mersiyeleri yazmak benim görüşüme göre sapıklıktır. Midem kaldırmadığı için burada örnekleme yapmak istemiyorum. Kitabın edebi yönü zengin olmakla birlikte, ahlaki yönü maalesef çok çirkindir. Yok o beyitlerde farklı bir mana var diyecek okurlar da olacaktır. Bu okurları da, Şirazinin felsefesini araştırmaya davet ediyorum. Bu detayları bilerek okumanızı ve okutmanızı tavsiye eder, kanaatimce +21 hedef kitlesine uygun bulduğumu belirtmek isterim.
4953 syf.
·Beğendi·10/10
•Ey Yusuf, gözleri görmeyen Yakup'a gel. Ey gözlerde gizlenmiş olan İsa, sen de şu gök kubbenin üstünden bir görün.
•Ayrılıktan ötürü gündüz karardı, gece gibi oldu. Gönlüm yay gibi idi, inceldi ok gibi oldu. Dertli Yakup ihtiyarladı, ey genç Yusuf artık gel.
•Ey İmran oğlu Musa! Senin Hakk'a yalvarman için, ne Tûr-ı Sînâ'lar var! İsrail oğulları buzağıya tapıyorlar. Artık Tûr-ı Sînâ'dan dön!... Bizi kurtarmaya gel!
•Benzim safran gibi sarardı. Boynum büküldü, çene düştü. Beden mezarında sıkıştım kaldım. Ey ruhu darlıktan kurtaran, rahata kavuşturan! Gel, beni benden, beni bedenden kurtar!
•Hz. Muhammed'i gözleyen gözüm gamınla sana müştakım diyor. "Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." ayetinin sırrı, gel de o dağınık saçlar arasından yüzünü göster!
•Ey sevgili, ilacım da sensin, çarem de sensin. Yüz parça olmuş gönlümün nûru da sensin, çaresiz gönlümde senden başka ne varsa hepsi yok oldu, beni kimsesiz bırakma! Gel!
208 syf.
Emîr Hüseyin tarafından sorulan 15 soruya Şebüsterî tarafından felsefi-tasavvufî olarak yanıt bulmuş bir eserdir.

Dönem Moğol baskısı olduğu döneme rastgeldiği için birkaç soruyu açıklarken ehl-i beyt düşüncesinden sıyrılmakta olduğunu hissettiremekte fakat o şartlar göz önünde alınınca zamanın nacizane değerli bir eseridir.

"Şebüsterî, bitim bölümünde gerçeklik ve vahdet gül bahçesinden bir koku alıp onu okuyuculara sunduğunu, bu yüzden de adını" Sır gülbahçesi - Gülşen-i Râz" koyduğunu, bu kitapta o zamana dek kimsenin göstermediği, söylemediği güllerin açıldığını, nergislerin açılıp âlemi gördüğünü söylüyor; hor bakılmamasını, inkâr gözüyle görülmemesini, o çeşit bakana, görene, güllerin diken görüneceğini bildiriyor ve "Kitabı adımla bitirdim; İlahî, sen akıbetimi Mahmûd et" beytiyle bitiriyor. "

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdülbaki Gölpınarlı
Tam adı:
Abdülbakıy Gölpınarlı, Muallim Abdülbaki Gölpınarlı, Mustafa İzzet Baki, Muallim Abdülbaki
Unvan:
Türk Eğitimci, Yazar
Doğum:
İstanbul, 12 Ocak 1900
Ölüm:
İstanbul, 25 Ağustos 1982
1900 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı Mustafa İzzet Baki'dir. Ailesi Azerbaycan'dan göçtü. Menbaü'l-İrfan İdadisinin rüştiye kısmında ve Gelenbevî İdadisinde okudu. Öğretmenlik ve Vezneciler'de kitapçılık yaptı. Bir arkadaşının davetine uyarak Çorum'un Alaca ilçesine öğretmen olarak gitti (1918). 1923'te İstanbul'a döndü. İstanbul Erkek Muallim Mektebini (1927) ve İ.Ü. Edebiyat Fakültesini (1930) bitirdi. Konya, Kayseri, Balıkesir, Kastamonu, Haydarpaşa liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine Farsça okutmanı olarak tayin edildi. Burada doktorasını verdi. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde metinler şerhi okuttu. Doçentliğe yükseldi. İ.Ü. Edebiyat Fakültesine geçerek İslâm-Türk tasavvuf tarihi okutmaya başladı. Bu sıra 142. maddeden tutuklandı. Beraat ettikten sonra üniversiteye döndü. 1949'da emekliye ayrıldı. 25 Ağustos 1982'de İstanbul'da öldü.

Abdülbaki Gölpınarlı çalışmalarını Tasavvuf, Mevlevîlik, Şiîlik ve Divan Edebiyatı üzerine yoğunlaştırmış, bu sahalarda dikkate değer eserler vermiştir. Ayrıca devrin gazete ve edebiyat dergileri yanında Türk Ansiklopedisi, İslâm Ansiklopedisi ile Şarkıyat, Türkiyat ve İktisat Fakültesi mecmualarında çok sayıda makalesi çıkmıştır. 60'a yakın eser bıraktı.

Yazar istatistikleri

  • 62 okur beğendi.
  • 992 okur okudu.
  • 95 okur okuyor.
  • 935 okur okuyacak.
  • 39 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları