Modernizmin, tam olarak nereden, ne şekilde çıktığı ve sınırları tam olarak belirlenemeyecek kadar açık uçlu bir akımdır. Kitabı okurken ben de tam olarak modernizm şudur diyemedim. Çünkü modernizmin, birden fazla koldan çıkışını tetikleyen etmenleri ele alarak başlıyor. Aslında modernizm ilk etapta dogmatizme, burjuvaya karşı bir başkaldırı, liberalleşmeye duyulan kişisel bir tutku olarak başlamış. Fakat zamanla, sanayi devriminin ve toplumun evrimleşmesiyle modernizm artık burjuvanın sanatı olmaya başlamış. Ne kadar fikirsel düşünceler olursa olsun, yine de iktisadi etmenlerden bağımsız var olması düşünülemeyeceğini görüyoruz. Modernizmin çıkış noktasıyla, vardığı nokta arasındaki değişim gerçekten çok ilginç ki bunu postmodernizme evrilmesiyle anlıyoruz.
Sınırlarının çizilememesi, tarihçeleri modernizm hakkında kapsamlı bir çalışma yapmaya korkutmuş. Ancak Peter Gay, cesurca bir adım atarak bu konuyu en kapsamlı şekilde ele almaya çalıştığını belirtiyor.
Özgürlüğü, bireyselliği, hazzı, tutkuyu, geleneksellikten uzaklaşmayı ve yeniliği savunan modernistler, sanayi ile birlikte artan burjuva sınıfının dikkatini çekmeye başlamış. Burjuvazinin desteğini alan modernistlerin de zamanla bu refah düzeyinden etkilendiğini belirtiyor. Tabii tüm bu gelişmeler, 19.yy öncesi katı düşüncelerin toplum üzerindeki bastırılmış duyguların patlamasıydı. Bu zengin ve karmaşık ortamda yeşeren modernizm artık iyice kök salmaya ve kalıcı olmaya başladığını detaylandırıyor.
Modernizmin çıkışını tetikleyen toplumsal ve psikolojik zemini aktardıktan sonra, kendi özel alanı içinde öncü kabul edilen ;
- Resim ve Heykel
- Roman ve Şiir
- Dans ve Müzik
- Mimari ve Tasarım
- Tiyatro ve Sinema
gibi farklı kollardaki modernizmin kurucularını aktarıyor.
Gelenekselleşmiş kalıplardan kopmak,