Sizi tanıdıktan sonra önce kendimi daha iyi tanımaya başladım, sizi sevmeye başladım ama sizden önce küçük meleğim, yalnızdım. Sanki sürekli bir uyku hâlinde gibiydim, dünyada yaşamıyor gibiydim.
Siz hasta değilsiniz biriciğim, hiç ama hiç hasta değilsiniz, siz yalnızca bir çiçeksiniz, çiçek açıyorsunuz, evet, şu anda biraz solgunsunuz ama yine de çiçek açıyorsunuz.
Eve gittim. İçimde öylesine bir acı vardı ki kendimi annemin göğsüne attım. Onu kollarımın içine alıp sıkıca sarıldım, öptüm, hıçkırıklarımdan boğulurmuşcasına ağladım, sanki son kalan dostumu kollarımda tutup onu ölüme vermeyecekmişim gibi sıkı sıkı sarıldım. Ama ölüm, zaten çoktan zavallı annemin üzerinde dolaşmaya başlamıştı.