İnsancıklar

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2019 114. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2019 21:47
Okudum bitti. Dostoyevski kalemini ilk kez okudum. Doğru seçim yaptığımı düşünüyorum. Beğendim. Biraz araştırma yapınca bilmiyorum henüz daha okumadım ama diğer eserleri insancıklar kadar büyük bir ilgi görmemiş. Bu arada yazarın ilk yazdığı kitabı da insancıklar. Ben anlatım tarzı olsun olaylar olsun beğendim. Kitap Makar ve Varvara arasında mektuplaşmayla geçiyor. Varvara bir kızdım bir üzüldüm. İlk başta bencil bir karakterdi. Makar adanmışlığı insana hayran bırakıyor. Kitapta umutsuzluk, yoksulluk anlatılıyor. Tabi gizliden gizliye aşkta var. Yoksulluk o kadar var ki. Ama Makar kendinden önce Varvara düşünmesi onun için çalışıyordu. Onsuz yaşayamacağını düşünüyor. Kitabın sonuna doğru Varvara evlenmeye karar verince ilk başta olumlu yaklaştı ama daha sonra mektupların sonu olduğunu anlayınca onsuz yaşamanın anlamını olmadığını düşündü. Kısacası okuyun.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 9. kitabı
Her satırında ruhsal dünyayı en ince ayrıntılarına kadar işleyen Dostoyevski gölgedeki hayatlara ışık tutuyor bu kez. Fakirliğin ve çaresizliğin insanların hayatlarına nasıl yansıdığını ve duygularını nasıl etkilediğini çok güzel bir anlatımla gözler önüne seriyor. Ben yine hayran kaldım #dostoyevski kalemine
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 40. kitabı
-Dünya edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan Dostoveyski'nin ilk eserinin yorumu ile geldim. Kitapta insanların yüzyıllardır yaşadığı yoksulluk, geçim sıkıntısı gibi konular ele alınmış. -Cebindeki son birkaç kuruşla bile karşısındakine yardım eli uzatan, karşısındaki insana ne durumda olursa olsun yardım etmeye çalışan Makar Devuşkin elli yaşlarında bir katiptir. Uzaktan akrabası Varvara Dobroselova ile birbirlerine yazdıkları mektuplarında mutluluklarını,acılarını, endişelerini, gün içinde yaşadıkları önemli olayları anlatırlar. Bu mektuplar yazıldığı dönem hakkında da birçok şey barındırıyor. -Makar Devuşkin ile Varvara'nın arasındaki ilişkiyi çoğu kişi aşk olarak nitelendirsede ben aşk olarak görmeyen taraftayım. Aralarındaki ilişki bence aşktan çok saygı ve sevgi çerçevesindeydi. Aralarındaki o bağın aşk kadar kuvvetli olmadığı düşüncesindeyim. -Bir yandan elli yaşlarında olan bir adam ile genç bir kadının ağzından başarılı bir şekilde olayları biz okuyuculara aktarabilmesi Dostoveyski'nin ne kadar başarılı bir yazar olduğunun kanıtı.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 94. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2020 13:56
Aslında çok ta yabacı olmadığımız hatta hayatımız da mutlaka hissettiğimiz duygular ile donatılmış. Gelir dağılımındaki uçurumların; sosyal hayatları nasıl etkilediğini çok güzel ve yalın bir dille anlatan bir kitap...
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
Teknolojinin bazı kavramları , manevi değerleri hayatımızdan sildiği bu zamanda, mektubun ne kadar kıymetli insanın duygularını en içten yansıtan bir haberleşme aracı olduğunu hatırlatan güzel bir eser.
1000Kitap
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma
Sene 1844, sene 2020 aynı elem, aynı keder!!!
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2020 59. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2020 18:03
Merhaba kitapseverler, bu sıralar Dostoyevski'ye devam Dostoyevski’nin ilk romanı olan İnsancıklar, oldukça sade bir dilin kullanıldığı roman Varvara ve Makar’ın birbirine yazdığı duygu dolu mektuplarından oluşuyor. Mektuplar o kadar yalın, akıcı, duygusal ve samimi yazılmışlar ki kendini aynı duygu seline akıp gidiyorsun. Toplumun ezilen kısmında kalan bu iki kişi fakirlikle, hastalıkla mücadele ederken teselliyi birbirlerinde buluyorlar. Beklentisiz bir sevgi duyuyorlar birbirlerine çünkü sahip oldukları tek şey bu. Kitapta sosyolojik ve psikolojik birçok değerlendirmeler var. Yazar, özellikle yoksulluğun insanı ne kadar zor bir duruma soktuğunu ve bu durumun kişide bıraktığı derin utanç ve hüznü, çaresizliği aktarmış. Her şeye rağmen hayatta kalmanın dayanağını karşılıksız seven iki insanın birbirlerine karşı hissettikleri sevgide olduğunu, insana yaşama sevinci verenin de sevgi olduğunu duygusal mektuplarla ifade etmiş. Keyifli okumalar dilerim. Kitap okuyun kitapla kalın...
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
Sefalet ve çaresizlik içinde yaşayan Makar Devuşkin ve Varvara Dobroselova'nın bu sıkıntılar içerisinde birbirlerinden teselli buldukları mektuplardan oluşuyor kitap. Bir yandan kendine yetmeye bir yandan da Varvara'ya çare olmaya çalışırken sıkışıp kalır Makar Devuşkin.
1000Kitap
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 102. kitabı
Varvara adında genç kızla Makar adında orta yaşlı bir erkeğin mektuplaşmasından oluşuyor kitap. Yazılan mektuplarda yoksulluk, yalnızlık, keder, itibar o kadar iyi işlenmiş ki iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kitabın içeriği hakkında spoi vermeden başka ne söyleyebilirim gerçekten bilmiyorum. Kitap kesinlikle aşk kitabı değil, mektuplar aşk içerikli değil. Ağırlıklı olarak bireysel, toplumsal sorunlar var diyebiliriz. Yoksulluk, açlık, parasızlıktan yırtık bir palto ile yağmurda işe gidildiğini görüyoruz. Küçük düşme korkusu, insanlar ne der düşünceleri kitapta bol bol işlenmiş hatta bunu daha iyi açıklayacak alıntıyı paylaşayım sizlerle... "Eğer serin bir don havasında üstümde bir palto, ayağımda çizmeler olmadan yürüyorsam bile her şeye katlanırım, bu benim için gerçekten sorun değil. Ben basit, küçük bir insanım. Peki ama insanlar ne diyecek? Düşmanlarım, bu sivri dilli düşmanlarım, paltosuz dışarı çıktığımda neler söyler? Sonuçta palto giyiyorsan bu insanlar için giyiyorsun hatta belki de çizmeleri bile onlar için giyiyorsun." Bence insanı, insanlığı çok iyi bir şekilde anlatmış. Şu zamanda bile hep birilerine göstermek, üstün olduğumuzu kanıtlamak için en pahalı şeyleri almıyor muyuz ihtiyacımız olmasa bile? Ha bu arada İnsancıklar, Dostoyevski'nin yazdığı ilk kitap ve benim bu zamana kadar okuduğum en akıcı Dostoyevski kitabı
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2020 01:32
• İnsancıklar - Dostoyevski: Halktan, sıradan insanların hayatlarında yaşadıkları zorluklar. • Her zaman hayatınızda görebileceğiniz, sıradan insanların psikolojilerini zor yaşamlarını ele almış yine Dostoyevski, zorluklar yaşayan fakir fukara kesimin yaşadıklarını ele alan gerçekleri büyük bir darbeyle yüzümüze vuran farkındalık yaratıcı okumanız gereken güzel bir kitap. Toplumdaki fakir fukaraların ne zorluklarla geçinmeye çalışip ne gibi zorunluluklarla ayakta kalıyor olduklarını, etkileyici bir dille okuyucunun yüzüne vurulmuş olduğu eser. Ben okurken gayet içim sızladi ancak hayatın gerçekleri bu ne yazıkki. 7,5/10 İrem kurt Hayvan Çiftliği George Orwell #kitap #insancıklar #dostoyevski #edebiyat #klasik #okudumbitti #türkiyeokuyor (İG:İrem_kurt7)
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 6. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 23:52
Yokluk (fakirlik) içinde varolabilmeyi, yaşamaya çalışanların hikayesidir: İnsancıklar! Vakar Devuşkin ve Varvara Alekseyevna da toplumun biz de varız diyen iki parçasıdır. Birbirleriyle mektuplaşmaları çevre tarafından anlaşıldığında başta ahlaksızlık olarak görülse de ikisinin de ilişkisinin bir baba-kız amca-yeğen gibi olduğunu görmüşlerdir. Tema olarak varoluş, dostluk işlenmiş diyebilirim. Bol duygu yüklü bir eser, okumanızı tavsiye ederim. İyi Okumalar.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Dokuz Yayınları · 202477bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.