Unutmayı en çok istediğim anıları beni görmesini hiç istemediğim halimle anlatmak ve güvenle onun kollarına sığınmak, kendi ellerimle ördüğüm sağlam duvarların yıkılışını izlemek gibiydi. İnsanın ölmeden önce hayatındaki anıların bir film şeridi gibi gözlerinin önünden hızla geçtiğini duymuştum. Benim film şeridimde , çocuk gibi birine sarılıp ağladığım anlar pasparlak görünürdü muhtemelen. Hep başkalarından teselli bekleyen ben, bir gün acaba kırılgan bir ruhu kucaklayarak sıcak bir sığınak olabilecek miydim?
Peki, insanın kalben büyüdüğünü nasıl anlayabiliriz?
Bazen içimin bir parçasının on bir yaşında takılıp kaldığın hissediyorum.
Belki de hepimizin içinde sonsuza dek çocuk kalacak bir yer vardır. O yer ki anılarla yaşamaya devam eder.
Hatırladığın çocukluk, içinde hala yaşıyor.
Her insan küçükken birine sarılıp ağlamıştır mutlaka. Ama yetişkin olduğumuzda artık böyle şeyler yapmayız. Ben babama sarılıp hiç ağlamadım. Bir kere bile. Birine sarılıp teselli bulduğumuz anlar hayatta kaç kez yaşanır ki? Belki de Su Samuru’yla evlenmeye karar vermemin en büyük sebebi,ona sarılıp ağlamış olmamdı.