Peygamberler, yaşadıkları çağlarda hakikatin bâtınî ufuklarını temaşa etmiş, insanlığa zahirin ötesindeki manayı işaret etmiş kutlu rehberlerdir. Onların sözleri ve halleri birer işaret taşıdır; ancak yol, her insanın kendi gönül âleminde yeniden açılır.
Hakikat ne bütünüyle başkasından alınabilir ne de ezberlenebilir. Her yolcu, kendi nefsinin perdelerini aralayarak, kendi içindeki sırra doğru yürür. Bu yüzden peygamberlerden örnek alınır, velilerin izleri takip edilir; fakat hiçbir yol, sahibinin yerine yürünemez.
Nihayetinde insanın gerçek kitabı, kalbine yazılan hikmetlerdir. Yaşadığı her imtihan bir ayet, her fark ediş bir tefsir, her tecelli ise yeni bir sayfadır. Kişi, ömrü boyunca kendi varlık kitabını okumayı ve yazmayı öğrenir. Çünkü hakikatin en derin sırrı, insanın kendi özünde saklıdır ve onu keşfedecek olan da yine kendisidir.