Hayat, sevdiği insanı yaralarmış en çok...
Sevdiğinin canını yakar, acıtır, kanatırmış...
En çok kime güveniyorsa, onda bir yaranın izi kalırmış muhakkak.
Unutma ki acı çok kıymetlidir bu yüzden. Ehlileştirir insanı...
Uyandırır, büyütür, olgunlaştırır...
İster ki hakkını verebilesin aldığın nefesin.
İster ki koşsun artık şu ayakların.
İster ki tuttuğunu koparsın o ellerin.
İster ki insanca sevebilsin o kalbin...
Bir tek benim mi toza alerjim var bilmiyorum. Ama geçmişi değiştiremeyeceğimi kabullendiğim günden beri artık öksürmüyorum. Sarılıp uyumuyorum artık acılarımla. Onları örümcek ağlarıyla baş başa bıraktım çoktan,hallerini hatırlarını sormuyorum.
Sende sorma! Bırak doğa üstü hiçbir gücün değiştiremeyeceği geçmişi sihirli değnekle değiştirme hayellerini! Değişmeyecek.
Sonsuz değildir hiçbir duygu. Her acı gibi her mutluluk da ölür bir gün. Faili meçhuldür, suçlusu aranmaz. Kimi zaman daha büyük mutluluklara yer açabilmek içindir, kimi zaman da bir kaza eseri... Hep geçerli bir sebebi vardır kabullenmeyi bekleyen. Çünkü giden ancak böyle uğurlanır yürekten.
Gidene kalbinde bıraktığı tüm izlere rağmen hakkını helal etmek... Bu yüzden gidenden çok kalanın omuzlarına binen bir yüktür ayrılık. Onu kabullenme ve affetme sorumluluğu hep kalanın payına düşendir.