Yorgunluğunu dahi unutup,
Çalıp önünde sabırla beklediğin kapı
Hiç açılmayacak belki...
Üzüntünü ardında bıraktırıp sana umut veren, Tebessüm edince çocukluğuna götüren o güzel çehre,
Bir daha hiç gülmeyecek belki...
Tohumunu geçen seneden ayırıp, mazotunu veresiye aldığın
Aylarca emek ettiğin o mahsul
Kuruyup gidecek belki...
Temeli atılan evin,
Çatısı kurulmadan
Yıkılıp gidecek belki...
Güzel günler mi?
Hiç sanmıyorum ama
Görürüz belki...
Yokuş çıkamam, düz yolda yorulurum.
İnsanlardan soğudukça yalnızlığa sarılırım.
Ne küser kadere ne de darılırım,
Kimseyle derdim yok, sıkıntım kendimle benim.
Kaybolup gidiyoruz
Hayatımıza eklediğimiz yeni yenilgilerimizle.
Çaresizlik ise yenilgilerimizin bonusu…
Prangalarımız gittikçe ağırlaşmış,
Çırpındıkça yorulmalarımız da cabası…
Delik heybemize yüklenmiş birikimlerimiz,
Esir düşmüş gibi ümitlerimiz
Kaybolup gidiyoruz.
Yokluğumuz sessizlikle buluşmuş,
Yalnızlık yakamıza yapışmış.
Yorulmayan dalgalara,
Yıkılmayan duvarlara,
Unutulmayan anılara,
Mutlu olan insanlara
Baka baka,
Yavaş yavaş
Kaybolup gidiyoruz.