Yeni bir düzenlemeyi değil, yeni bir varoluşu. Yaratıcıları olmadığımız bu yorulmak bilmez varoluş yaratımını hemen yakalamakta her birimiz için iç daraltıcı bir şey vardır. Bu düzlemde insan kendinden sürekli olarak kaçma, kendinden taşma, kendini hep beklenmedik bir zenginlikle şaşırtma izlenimi içindedir.
Transandantal bilinç, kişisel olmayan bir kendiliğindenliktir. Kendisinden önce hiçbir şey tasarlanamadan, kendini her an var olabilmek için belirler. Böylelikle de bilinçli yaşamımızın her anı bize ex nihilo bir yaratışı açınlar. Yeni bir düzenlemeyi değil, yeni bir varoluşu. Yaratıcıları olmadığımız bu yorulmak bilmez varoluş yaratımını hemen yakalamakta her birimiz için iç daraltıcı
bir şey vardır. Bu düzlemde insan kendinden sürekli olarak kaçma, kendinden taşma, kendini hep beklenmedik bir zenginlikle şaşırtma izlenimi içindedir.
Dolayısıyla bilinç, aynı tipteki başka bütünlüklerden tümüyle soyutlanmış sentetik ve bireysel bir bütünlük oluşturur ve Etkin Ben hiç kuşku yok ki bilinçlerin bu iletişimsizliğinin ve bu içselliğinin (bir koşulu değil) ancak bir anlatımı olabilir.
Bu yüzden hiç duraksamadan yanıt verebiliriz: Bilincin fenomenolojik açıdan kavranılışı Etkin Benin birleştirici ve bireyselleştirici rolünü tümüyle yararsız kılar. Benimin birliğini ve kişiliğini mümkün kılan, tam tersine, bilinçtir. Dolayısıyla da transandantal Benin bir varlık nedeni yoktur.
3- “Düşünüyorum”, yaratılmasına katkıda bulunmadığı bir birlik
temeli üzerinde ortaya çıktığından tasarımlarımıza eşlik edebilir; buna karşılık, onu mümkün kılan bu önceki birliktir. 4- Kişiliğin (hatta bir Benin soyut kişiliğinin) bir bilinç için gerekli bir eşlik olup olmadığını ve kesinlikle kişisel-olmayan bilinçler tasarımlanıp tasarımlanamayacağını kendimize pekâlâ
sorabiliriz.