“Wilde, ruhun inkârından bahsediyordu; burada, ruhunu diri tutmak için ne olduğunu, nerede olduğunu, neden burada olduğunu hatırlamak zorundaydı. Bu, bir tür direnişti; belki de tek zaferi”
“Burada, bu dört duvar arasında, kim olduğunu unutmaya çalışsa kendini de kaybederdi. Ama dışarı çıkınca burayı unutmasını bekleyeceklerdi; sanki bu günler hiç yaşanmamış, bu acılar hiç çekilmemiş gibi. Oysa Wilde’ın dediği gibi, bu bir inkâr olurdu. Güneşi ilk gördüğünde, o ışığı yüzünde hissettiğinde, eğer burada geçirdiği günleri silmeye çalışırsa, o ışık lekelenirdi. Ayın parıltısı, şafağın nefesi, yağmurun yapraklardaki sesi...”