“Burada, bu dört duvar arasında, kim olduğunu unutmaya çalışsa kendini de kaybederdi. Ama dışarı çıkınca burayı unutmasını bekleyeceklerdi; sanki bu günler hiç yaşanmamış, bu acılar hiç çekilmemiş gibi. Oysa Wilde’ın dediği gibi, bu bir inkâr olurdu. Güneşi ilk gördüğünde, o ışığı yüzünde hissettiğinde, eğer burada geçirdiği günleri silmeye çalışırsa, o ışık lekelenirdi. Ayın parıltısı, şafağın nefesi, yağmurun yapraklardaki sesi...”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Kişinin kendi deneyimlerinden pişmanlık duyması, kendi gelişimini durdurması demektir. Kişinin kendi deneyimlerini inkâr etmesi, kendi, yaşamının dudaklarına bir yalan koymaktır. Bu, ruhun inkarından başka bir şey değildir”
Devlette çalışanlar, maaşını onların vergilerinden alan askerler, polisler, güvenlik görevlileri, halkının bir kesimine nasıl bu kadar düşman olabiliyordu?
Aynı dili konuştukları, aynı sokaklarda büyümüş, belki bir meyhanede, bir okulda tanışsalar dost olabilecekleri insanları neden bu kadar zevkle paramparça etmek istiyorlardı?