melphomene

melphomene
@Melphomene
İstanbul Sözleşmesi tam metin: rm.coe.int/1680462545

melphomene

, bir kitap okudu
Puan vermedi·100 syf.·
12 günde okudu
·
2021 19. kitabı
Kriton Dinçmen
8.7/10 · 214 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Narsisizm
Narkissos, dağlarda tek başına dolaşan güzel bir delikanlıdır. Dağ perilerinden Ekho ona âşık olur, fakat bir türlü aşkını ifade etmesine imkân yoktur; Ekho hiçbir zaman kendisi konuşamaz; ancak uzaktan, kendisi gözükmeden söylenenlerin son kelime veya hecesini tekrarlayabilirmiş. İşte böylesine umutsuz bir aşka tutulur Ekho. Narkissos arkadaşlarını ararken “biri var mı burada?” diye sorunca, Ekho da “burada” diye cevap verir. Bunun üzerine Narkissos da “gel” diye yanıtlar. Zavallı Ekho, umut ve sevgi içinde “gel” diyerek ortaya çıkar; fakat kendini beğenmiş Narkissos her halde Ekho’yu beğenmemiş olacak ki, pek yüz vermez ve çekip gider... Ekho kırgın, üzgün, umutsuz bir halde dağlardaki mağaralara sığınır. Ve oradan da, kendisini hiç göstermeden duyduğu sözlerin son kelime veya hecelerini hâlâ tekrarlayıp durur... Ancak, bütün bu olup bitenleri öğrenen cezalandırma tanrıçası Nemesis, kalpsiz ve kendini beğenmiş Narkissos’u, bundan böyle kimseyi beğenip sevmemekle ve bütün aşkını yalnız kendisine yöneltmekle cezalandırır... Bir gün Narkissos dağlarda dolaşırken ağaç ve yeşillikler içinde kaybolmuş bir pınara rastlar; eğilip su içmek istediğinde suda gördüğü hayali beğenip ona hemen âşık olur; ne var ki beğendiği bu hayal kendisinden başkası değildir... Suda görüp âşık olduğu hayali elde etmek için eğildiğinde de suya düşüp boğulur. Haberi alan dağ nympha’ları güzel delikanlının cesedini bulup görmek isteler, fakat o güzel Narkissos’un cesedi yerine güzel bir çiçek bulurlar: Nergis...
Psikiyatride bir annenin bilinçdışı olarak öz çocuğuna karşı nefret hissi ve öldürme arzusu duyması halinde kullanılan Medeia kompleksinin analitik tetkikinde, çoğunlukla, hadisede kadının kocasına karşı duymakta olduğu düşmanca hislerin rol oynadığı ortaya çıkmaktadır. Dyspareunia-ağrılı cinsel birleşme durumu, gebe kalmaktan korkma, çocuğa meme vermekten nefret etme gibi klinik olayların derinliğinde Medeia kompleksine sıklıkla rastlanır. Güneş tanrısı Helios’un karısı olan Medeia, çocuklarını öldürüp parçalarını babalarının önüne fırlatacak kadar korkunç bir anne olarak karşımıza çıkar. Ancak, hadise üzerine düşünecek olursak, Medeia’nın kocası tarafından hor görülen, itilmiş ve yabancılık hisleri içinde çırpınan bir kadın olduğunu görürüz. İşte bu nedenle, kocasının birer simgesi olan çocuklarından nefret etmektedir.
Tyndareos ile evli olan Leda’ya Zeus aşık olur... Ancak, ilâhların ilâhının bir ölümlü ile sevişmesi dedikodulara yol açacağı için, Zeus kuğu kuşu şekline girmek zorunda kalır ve çok doğaldır ki, Leda sonunda yumurtlar. Yumurtlamış olduğu iki yumurtanın birinden Zeus’un dölleri olan Helena ile Polydeukes; Tyndareos’un döllerini taşıyan diğer yumurtadan ise ölümlü Klytaimnestra ve Kastor dünyaya gelirler. Klytaimnestra doğuşundan beri talihsizdir. Zeus’un dölü olabilecek iken, ölümlü Tyndareos’un dölü olarak dünyaya gelmiş olmanın acısını tüm hayatınca taşır; kıskançlığında, kötülüğünde, hattâ aşığı Aigisthos’un elinde oyuncak olarak kocası Agamemnon’un katili oluşunda daima içinde mevcut hor görülen, sevilmeyen, zorla katlanılan kadın olma hissinin payı büyüktür.
Kadınlarda görülen ve bilinç dışı olarak işlev gören kocasının erkek akrabalarından birine sahip olabilmek için onu öldürmek arzusu diye tanımlanan Klytaimnestra kompleksi trajik bir mitosa dayanmaktadır.