melphomene

melphomene
@Melphomene
İstanbul Sözleşmesi tam metin: rm.coe.int/1680462545
Andromeda kompleksine günlük hayatta, aşağı yukarı her kadında rastlarız. Her genç kızın mutlaka evlenmek istemesi, her ilişkinin genellikle bir evlenme ile bitmesini istemesi, kızdaki bilinçdışı Andromeda kompleksinin bir ifadesidir. Genç kız, kendisini bağlayan ve yaşamını kısıtlayan pek çok bağdan kurtulmayı evlilikte aramaktadır. Bu durumu, bilhassa sosyal baskıları çok fazla olan ve genç kız yaşamını rahatça yaşama özgürlüğünü vermeyen ailelerde, genç kızların ilk rastlayacakları erkekle, pek düşünmeden evlenme girişiminde bulunmaları hallerinde gözlemiş oluruz.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Myrrha, diğer adıyla Smyrna, Suriye kralı Theias ya da Kıbrıs kralı Kinyras’ın kızı idi. Bu güzel kız, Aphrodite’in lanetine uğramış olduğundan babasına âşık olmuş ve dadısının kurduğu bir oyun sonucu, babasının haberi olmadan babasının koynuna girmiş. Hattâ, babasından gebe kalmış. Zavallı baba, tam on ikinci gününde, kendini sürüklemiş olduğu büyük günahı farkedince kızının üzerine kılıçla yürümüş. Ancak, her ne hikmetse, tanrılar bu günahkâr kızı babasının haklı gazabından kurtarmak istemişler ve, tam o sırada Myrrha’yı mersin ağacına dönüştürmüşler. Bir müddet sonra da, mersin ağacı gövdesinden çok güzel bir erkek çocuk dünyaya gelmiş: Adonis... Çocuk öylesine güzelmiş ki bir yandan Aphrodite, bir yandan da başlangıçta çocuğa bakması için Aphrodite’nin tutmuş olduğu yeraltı tanrıçası Persephone onu paylaşamamışlar. Bir müddet sonra, çocuk biraz büyüyüp güzel bir delikanlı olunca, kavga kıyamet o zaman kopmuş. Sonunda, işe Zeus karışmış ve Adonis’in yılın dört ayını Aphrodite’nin yanında, dört aynı Persephone’nin yanında geçirmesine karar vermiş; geri kalan dört ayı da, kimin yanında geçireceğinin kararını Adonis’in kendisine bırakmış. Adonis bu dört ayı da güzel Aphrodite’nin yanında, yani tüm yılın sekiz ayını Aphrodite ile geçirmeye karar verince kıyamet tam kopmuş. Diğer tanrılar da kıskançlıklarından kavgaya karışmışlar ve sonuçta savaş tanrısı Ares ile bereket tanrısı Artemis, Adonis’i öldürmek üzere bir yaban domuzu salmışlar. Kasığından yaralanan Adonis kanaya kanaya can vermiş. Toprağa dökülen kandan, her bahar açan o güzelim Manisa laleleri bitmiş. Bu esnada sevgili Adonis’in yardımına koşan Aphrodite’nin ayağına diken batmış. Kanayan ayağından damlayan kandan da beyaz gülden kırmızı gül oluşmuş.
Erkek boz bir kurt ile dişi beyaz bir geyikten ise Cengiz’in ceddi doğmuştur.
Kişinin bütün hayatındaki mutluluk ve de bu mutluluğun sonucu olarak sevgi ve yaratıcılık ögelerini tam olarak yerine getirebilmesi, hayatının üç ile altı yaş arasındaki dönemini rahat, anlayışlı, huzurlu ve sağlıklı bir aile ortamında geçirip geçirmemesine bağlıdır.
Güneş tanrısı Helios’un karısı olan Medeia, çocuklarını öldürüp parçalarını babalarının önüne fırlatacak kadar korkunç bir anne olarak karşımıza çıkar. Ancak, hadise üzerine düşünecek olursak, Medeia’nın kocası tarafından hor görülen, itilmiş ve yabancılık hisleri içinde çırpınan bir kadın olduğunu görürüz. İşte bu nedenle, kocasının birer simgesi olan çocuklarından nefret etmektedir