Bir defterim vardı kıyamazdım kullanmaya; bir gün açtım, birkaç bir şey yazdım baya da yazdım ama, sayfalarım doldu taştı. Sonra pişman oldum kullandığıma keşke dedim başka bir şekilde kullansaydım. Yazık oldu. Pişmanlık sardı içimi.
Bazen o defter gibi hissedersin. Yaşamaya o kadar çekinirsin ki jelatinini dahi açamazsın. Bomboş bir insan olmaktan bomboş yaşamaktan o kadar korkarsın ki sayfalarını dolduramazsın yaşamının. Denersin belki bir gün denemeye alışırsın sonra bundan da bir hoşnutsuzluk duyar doldurduğun sayfalarının silinmesini istersin. Eskiye dönmek, belki de şu anki bilinçle tekrar yaşamak. Ama şunu unutursun; o defter kullanılmalıydı, o hayat yaşanmalıydı. Hatalar, pişmanlıklar hiç yaşamamaktan daha korkunç değildi.
“Bazı şeyleri sağduyu belirler: Bir gömleğin düğmelerini öne dikmek mantık işidir, çünkü bunları yandan iliklemek çok zor, arkadan iliklemek ise imkansızdır.
Oysa bazı şeyler vardır ki sırf insanların çoğunluğu öyle olmaları gerektiğine inandığı için yerleşir, normlaşırlar.
Scholes, Q klavyeyi icat etmiş. Yazı makinelerinin daha yavaş yazmalarını sağlayan bir klavye!
Yazı makinesi ve bilgisayar klavyeleri, kullanıcılar daha hızlı değil, daha yavaş yazsınlar diye ayarlanmış. Anladınız mı? Şimdi bu klavye düzenini bozmaya kalksanız, malınızı kimseye satamazsınız.”