Devam ettirebilmek başlamaktan daha önemlidir diyebiliriz. Duygularımızı, ilgimizi, sevgimizi, sabrımızı, hırsımızı hatta olumsuz duygular için dahi bir şevk bir istek duymalı insan. Bir inanç bir kıyamama bir amaç, düşünce için bile aynı davranışı sürdürebilmeli. Çünkü hayat çok değişken ve biz bunu göz ardı ediyoruz çoğu zaman. Elde ettiğini düşündüğün kişi veya hayatın için çaba harcamayı bırakmak, ne de olsa yanımda gibi bir rahatlığa düşmek bir gün sizi tek başınalığınızla bırakabilir sizse bu durumu iş işten geçerken farkedebilirsiniz.
Zamanın ne kadar değerli bir şey olduğunun farkında olduğumuzu sanmıyorum. Sanki ona gereken değeri vermiyoruz onu hor kullanıyor hiç bitmeyecek bir şeymiş gibi nasıl geçirdiğimize hiç dikkat etmiyorduk. Bizim en büyük düşmanımız kendimizdik. Nefsimizi kontrol etmemiz öyle güç ki bizim için, çok kolay aldanıyoruz. Erteliyor, sıradan hayatın monotonluğunda tembel bir yaşamı benimsiyoruz. İstiyoruz ki konfor alanımızın dışında bizi zorlayan her şeyi yok sayalım. Bu yüzden başlamak zor diyorum. Çünkü alıştığımız kabuğu terk etmek gerçekten zor. Kendi sınırlarımızı zorlamayarak küçük akılla ve küçük bir hayatla kendimizi yaşadığımıza ikna etmeye çalışıyor, biriktirdiğimiz ömrün içinde bizi gerçekten mutlu eden pek az şeye emek harcıyoruz.