Melsa

Yalanlar ve yalancılar…
Duygu ve Düşünce
Reklam
“Kuşkusuz ki en büyük önyargı; etrafımızdaki herkesi insan sanmamızdır.”
Alıntı
Yaşamak herkese verilen bir lütuf değil. Kimileri yalnızca doğar ve hayatta kalır ta ki ölüm kapıyı çalıncaya dek. Yaşamanınsa kendi içinde bambaşka bir hali var. Onun sırrını öğrenmiş ve kendini o yaşamın kollarına atmış kimi insanlar var ki kendi benliklerini kavrayabilmiş, kendileriyle yaşamanın hazzını öğrenmiş, nefes almanın bile farklı bir hissini duyumsamışlardır. Üstelik yaşamak öyle akıl kârı olacak iş değilmiş. Çünkü insanlar pişman olmayı, ertelemeyi, söylenmeyi, keşkelemeyi, yaşamadan yitip gidecek bir ömür için bile olsa acı duymayı seviyorlar. İnsanlar kendilerinin müşkül ve acınası hallerini öyle seviyorlar ki tam tersi olacak olsa mazallah az buçuk ‘yaşayacak’ olsalar derhal hallerinden derin bir rahatsızlık duyacak tersini istediği her durumda dahi kendini değiştirmek zor gelecek. İnsan en çokta kendine acımayı seviyor. Mutluluk falan hikaye kimse sonsuz bir mutlulukla baş edemez. İnsanlık için tek gerçek hüzündür. Daimi bir hüznü sırtlanmış insanlık.
Duygu ve Düşünce
“Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki.”
Alıntı
“Onlara göre bunlar acı çekmek anlamına gelmiyor. Bunlar kanın damla damla tükendiği, zihnin düşünceden düşünceye sönüp gittiği aynı çırpınışlar değil mi? Üstelik acı çekilmediğinden eminler mi? Bunu onlara kim söyledi? Kesik bir başın sepetten kanlar içinde çıkıp halka: Acı hissedilmiyor! Dediğini duyan oldu mu? Yanlarına gelip: Güzel bir icat. Ona özen gösterin. Çok iyi bir düzenek diye teşekkür eden ölüler oldu mu?”
Sayfa 61 - Türkiye İş Bankası kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam