Yaşamak herkese verilen bir lütuf değil. Kimileri yalnızca doğar ve hayatta kalır ta ki ölüm kapıyı çalıncaya dek. Yaşamanınsa kendi içinde bambaşka bir hali var. Onun sırrını öğrenmiş ve kendini o yaşamın kollarına atmış kimi insanlar var ki kendi benliklerini kavrayabilmiş, kendileriyle yaşamanın hazzını öğrenmiş, nefes almanın bile farklı bir hissini duyumsamışlardır. Üstelik yaşamak öyle akıl kârı olacak iş değilmiş. Çünkü insanlar pişman olmayı, ertelemeyi, söylenmeyi, keşkelemeyi, yaşamadan yitip gidecek bir ömür için bile olsa acı duymayı seviyorlar. İnsanlar kendilerinin müşkül ve acınası hallerini öyle seviyorlar ki tam tersi olacak olsa mazallah az buçuk ‘yaşayacak’ olsalar derhal hallerinden derin bir rahatsızlık duyacak tersini istediği her durumda dahi kendini değiştirmek zor gelecek. İnsan en çokta kendine acımayı seviyor. Mutluluk falan hikaye kimse sonsuz bir mutlulukla baş edemez. İnsanlık için tek gerçek hüzündür. Daimi bir hüznü sırtlanmış insanlık.