Ailenizi Tanrılar kadar muhteşem görüp kendinizi yetersiz gördünüz mü? Kirke bu benzetmenin somut halinde bir duruma doğdu; Babası Titan Tanrı Helios ve annesi güzeller güzeli su nemfi Perseis'tir.
Ailesi tarafından sırf görünüşü ve sesi insan gibi olduğundan dolayı dışlanır ve her ne kadar kendisi insan olmasa da aynı insanlar gibi büyürken özgüveni her zaman zayıf bir şekilde aile evinde büyür. İlerde onu büyük bir büyücü olmanın kapılarını açıcak yeteneğini malesef biraz acıklı bir yol ile keşfeder; aşık olarak. Gençliğinin verdiği toyluk ile bu duyguya sürüklenir ve başına gelecekler habersiz olarak ailesinden gizli bir büyü denemesine başvurur. Daha sonrasında babası Helios'un bu olay üzerine Zeus ile anlaşarak onu sürgüne, Aiaie Adası'na gönderilir. Burada onu ilk başlarda çok zorlu ve bir o kadar onur kırıcı birkaç olay yaşar ve zamanla çoğu denizcinin dillerinde zalim olarak anlandırılmasına neden olan o meşhur ''erkekleri domuza çevirme'' alışkanlığını kazanır.
Tüm bu yalnızlığı içinde her şeyini değiştiricek zeki ve kurnaz Odysseus'un 10 yıl süren Truva Savaşı'ndan yolu Kirke'in adasına gelmesi ile hayatı ve benliği farkında olmadan bu adamla adım adım değişir. Hatta yeri gelicek hiçbir Tanrının bile cesaret edemediğini tir tir titrese bile başarıcak hale gelicekti. Zaten cesaret dediğimiz korkmamak değil korktuğumuz halde başarmak için denemek değil midir?