Eve umarsızca girdi. Elinde ki poşeti yemek masasına koydu. Buzdolabına bakındı. Annesinin dünden yaptığı yemeği çıkardı. Ocağa koyup ısıtmak istedi, o kadar da aç olmadığını düşündü. Yemekten vazgeçti, çay suyu koydu. Yemek masasına bıraktığı poşeti açtı. Tütüncüden aldığı kaçak tütünü masaya serdi. Arkadaşlarından öğrendiği kadar nasıl sarılır uygulamaya koyuldu. Sigara süngeri, sigara kağıdı, tütün, el mahirliği ve en mühimi güzelce dil hareketi ile tükürük.. İlk sigaraya başlarcasına heyecanla sarmaya başladı. Sonuç hüsran. Gerçi niye sigaraya başlamıştı? Dudağının kenarında sigara süngeri elinde kâğıt aklına ilk başlama sebebi geldi. O kız. Sahi onun yüzünden başlamıştı. Onun terk edişine inat yakmıştı sigarayı, duman duman üstüne . Sanki dumanla haberleşir gibi, beni seviyor mu? beni düşünüyor mu? deyip sigarayı dik tutup dumanı yuvarlak çıkarsa beni düşünüyor saçmalıkları ile üst üste içmişti. Sekiz yıl geçti aradan. Artık o saçma salak hareketi yapmayı da bıraktı. Düşünmediğinden emindi. Zar zor bir tane güzel sarabildi ama onun da süngeri düştü. Yok olmuyor. Keşke bir paket sigara alsaydım diye iç geçirdi. Kaçak çayını demledi. Sarabildiği kadar sigarayı sarıp televizyon karşısına kuruldu. Kanal kanal dolaştı. Hep aynı kanallarda aynı sıfatlarla tartışma programlarına bakındı. Sıkıldı değiştirdi kanalı. Sağ alt köşede YENİ BÖLÜM yazılı komedi programına denk geldi. İzlemeye başladı. Annesi aradı, yedin mi yemeği diye sordu. Yedim dedi. Yalan söyledi üzülmesin diye. Telefonu kapadı. Bir çay daha koydu bardağa ve bir sigara daha yaktı. Gözü televizyonda komedi programında. Kamera bir an seyircileri gösterdi. Onu gördü. Kahkahalarla gülüyordu. Sadece dört saniye sürdü. Donup kaldı. Sekiz yıl sonra onu televizyon ekranında gayet iyi gördü. Oysa onun da kendisi