Mutluluk peşinde miyim? Hayır, derdim bu değil. Yaşamımı sürdürebilmek için yüreğime yardımcı olmaktır amacım. Ama nasıl? Ne yapabilirim yaşamımın sürmesi için? Salt dışımda değil, içimde de dünya tükenmiş gibi.
«Bir gece, bir yabanıl dut ağacının yaprakları arasındaki küçük bir sincabı vurduğumu anımsıyorum. İncecik, içe işleyici bir ses çıkarmıştı... Meğer beni uyarmış. Oysa ben bunu anlayamamıştım. Yaşamaktan, özgürlükten söz etmek istemiştir kuşkusuz.
İnsanlar kurşuna diziliyor, asılıyor. Her şey yok ediliyor. Gerçek dışında, dökülen kan dışında, her şey... Çünkü, kanın, bütün olup bitenleri algılama yeteneği vardır. Gözü vardır, kulağı vardır, zalimleri adım adım izler. Ölüler de yaşayanlar gibi gözüpek ve korkunçturlar.
Bir batağa düşmüş gibiyim. Nasıl oldu da batağa ittiler beni, Tanrım? Nasıl oldu da ruhumu eksik eğittim, nasıl aldatıldım, neden ormanları bırakıp kente indim, nasıl oldu da gerçek kişiliğimden başka bir kişiliğe bürünerek ortaya atıldım? Nedir beni bir kuştan, bir yabanıldan ayıran şey? Gitmem gerek! Bir yolunu bulup kaçmak, geri dönmek. Ne mutlu olmak ne de unutmak için, bıraktığım dağlara geri dönmek... Gerçekleştirmeyi amaçladığım tüm girişimlerin gücümü aştığını kabul etmek, alınyazımın buyruğuna boyun eğmek sanırım en iyisi.