Menhir

Belli belirsiz görünmektedir yaldızlı, koyu renk ciltler kitaplıktan; gezilmiş ülkelerdir düşündüğün bir bir resimlerdir, tekrar kaybolan kadınların giysileridir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
O beklerken, konuşur genç kız, ama kendisiyle değil. Tanrıyla konuşur ve tanrı dinler onu ve hepsi duyar, sanki, tanrının içinde: Kimse geçemez onun yerine. Benden başka. Ben geçerim. Çünkü hiç kimse benim gibi varmadı her şeyin sonuna. Ne kaldı o eski benden? Ölmekten başka nedir ki bu? Sana söylemedi mi, seni gönderen tanrıça, ki içerde beni bekleyen döşek ölüler ülkesine adanmıştır? Ben veda ettim. Veda üstüne veda. Ölen hiç kimse bundan fazlasını diyemez. Benim git­mem, şimdi kocam olan erkeğin altında gömülünce, belki çözülüp gider diyedir bütün bunlar. Götür beni: şimdiden ölmekteyim onun uğrunda ben.
Bak, yaşıyorum işte. Nereden? Ne çocukluk, ne gelecek azalıyor… Artmışçasına varlık kaynıyor yüreğimden.
"Kendi dünyanızın herhangi bir yerinde değilse, başka nerede bulursunuz iyileşme umudunuzu?"
"Çı­kış yolu neydi? Kolu olan dalga tarafından sürüklenmemek için mücadele etmek mi?Sulara gömülmek mi? Kendi içinde acı acı boğulmak mı?"