Adı:
Duino Ağıtları
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
43
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587234
Kitabın türü:
Çeviri:
Can Alkor
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Duino Ağıtları
Duino Ağıtları
Rainer Maria Rilke (1875-1926):
20. Yüzyılın ilk çeyreğinin hangi türde yazarsa yazsın en şair kalan yazarlarından biridir. malte Laurids Brigge'nin Notları'ndan Genç bir Şaire Mektuplar'a, Rodin'den Sancaktar'a pek çok yapıtı dilimize çevrilmiş olan Rilke'nin şiir başyapıtı sayılan Duino Ağıtları'ysa toplam on yıla yayılan bir sürede (1912-1922) yazılmıştı.

Can Alkor (1936); Şiirinin ve çevirisinin mükemmeliyetçi bekletme ustası. O yüzden de Rilke'nin Duino Ağıtları'ndan Nietzsche'nin Ecce Homo'suna, bugüne dek ondan okura ulaşanlar, yapmakta olduklarının yalnızca görünen yüzü.
(Arka Kapak)
Merhabalar kısa olabilecek incelememe hoş geldiniz.

Arkada keman sesiyle hoş olabilir. Gerçi sadece keman yok sanırım.
https://youtu.be/vBWCphAu8ik

İlk önce şu Duino da nerdeymiş, Google Haritalar'ı bilgi amaçlı kullanayım dedim. Ne de göreyim minik tatlı bir kasabaymış, uydudan görünümü de çok hoş yaşamak istediğim bir yer olurdu, arkadaşıma da Duino'ya gidelim diye direttim ama sonra aklıma okulun açıldığı geldi. (Ağlama sesleri gelmiyor tabiki abartmayın.)

Okuduğum ikinci çeviri şiir kitabı olma özelliğine sahip oldu bu kitap ve nedendir bilmem Rilke'yi kendime yakın hissettim. Ama belirteyim okumadan önce öyleydi. Çeviri şiirleri bilen bilir ana dilindeki anlam pek verilemez, ben okuyamıyorum falan der hatta birkaç arkadaşım. Ama ben tek tük çeviri şiir okumayı seviyordum yine, ilk okuduğum çeviri şiir kitabı da Illuminations kitabıydı. Pek bir şey hatırlamıyorum kitaptan ama birkaç dizesinin beynimden vurulma etkisi yaptığını hatırlıyorum.

Neyse bu kitaba geçelim, Rilke bu kitaba 1912’de Adriyatik kıyısındaki Duino Şatosu’nda başlayıp, 1922’de Muzot’da (İsviçre) tamamlamıştır. Şato falan da deyince acaba Rilke denize bakarken de yazdı mı ya da sahil yürüyüşlerinde mi yazdı bu dizeleri diye geldi aklıma. Ama 10 yılda yazmak gerçekten üstünde düşündüğünü belirtiyor.

10 tane ağıttan oluşuyor, birinci ağıt en iyisiydi bence. Nedeni ise:

"Kim, bağırsam, duyardı çığlığımı melek saflarından?"

diye başlaması sanırım. Şato'da yazdığı hissiyatı tahmin etmeye falan uğraştım hatta 10 yılda yazmış sonuçta!

Duino sokaklarına daldım dizelerini okurken ve bir günde bitti ağıtlar, zaten bitebilecek bir kitap. İlk okuduğum Illuminations'dan farklı olarak daha yakın buldum dizeleri kendime ama yine de çeviri olmasından kaynaklı sanırım, eksik olan bir şeyler vardı ya da bir daha okumam gerekiyor bu kitabı. İleriki zamanlarda kimbilir belki tekrar okurum.

Ağıtlar bitti, Rilke de odadan çıkıp gitti. Ve ilk sayfada yazan cümlenin aslında son sayfada yazması gerektiğini anladım. Ya da sihirli görünmez kalemle yazıyordu kimbilir!

"HER ŞEY SONUNDA BİR KİTABA VARMAK İÇİNDİR." S. Mallarmé

10 yılda yaşanan şeylerin hisleri vardı dizelerde ve bu 10 yılını dizelere aktarabilmişti Şair! Ne güzel!

Incelememi okuduysanız teşekkür ederim, kendimce incelemeye çalıştım eğer bir hatam olduysa mâzur görün.

İyi okumalar, kitapla kalın sevgili okurlar...
Şükrü erbaş 'in duyguları harekete geçiren şiir kitabından sonra Rilke' nin ağıdini okumak hissetmek, duygular arası geçişi ardı ardına yaşamak güzeldi. Yalnız oldum olası şiirde çeviri söz konusu olunca ısınamıyorum pek :(

Almancadan Türkçeye çevirisi vermesi gereken hazzı vermedi sanırsam :/ ama güzeldi okunmasını tavsiye ederim. Şiirin büyüsü çeviri ile bozulmaz diye düşünen şiir severlere önerilecek bir kitap :)
Keyifli okumalar dilerim.
Bir solukta okunabilecek bir kitap olmasına rağmen, Rilke bu dizeleri 10 senede bir araya getirmiş. Rilke'nin hayatını bilen edebiyatçılar, her bir dizede Rilke'den bir parça, yaşadığı ve gezdiği şehirlerden izler olduğunu bahsederler. Bu açıdan kendi hayatının izleriyle birlikte, insan olmayı sorgulayan bir Rilke karşımıza çıkıyor. İnsanı; meleklerle, hayvanlarla, ağaçlarla karşılaştırmasıyla birlikte onlar gibi neden olmadığını sorgularken insana has özellikler olan aşk, şefkat, ölüm, kader gibi kavramları inceliyor ve onların anlamlandıramama sorunsalına değiniyor. Okuyucu eseri okurken, kendisine ait iç sorgulamalarına rast gelebildiği gibi aradığı bazı cevapları bulmada rehber edinebilir. Bu açıdan her kitaplıkta bulunması gereken bir kitap olabileceğini düşünüyorum.
Rainer Maria Rilkeseçilmiş şiirler&duino ağıtları


Rilke “ Üç kuşak vardır daima; birincisi, Tanrı’yı bulur; ikincisi tanrının üstüne daracık tapınaklar kurar ve onu zincire vurur; yoksul düşen üçüncüyse kendi zavallı kulübe ciklerini kurmak için Taşlar taşır, Tanrı’nın evinden der.Ve kendini Tanrı’yı bulan kuşaktan sayar.Bir çeşit dualar olan Saatler Kitabı bu arayıştan çıkar.



Sanatını din haline getirmiş,peygamberce sözler söylemiş,derdi din kurucusu veya peygamber olmak değil tabi burdaki arayış.Ozan olmak,şiiri bütünüyle kavramak ve nitekim başarmış bunu.

4 Ekim 1875 yılında Prag’da doğmuş.İlk şiiri 1891’de Viyana gazetesinde yayınlanmış.Hayatı boyunca çeşitli yolculuklar yapmış ve dünya edebiyatının önde gelen isimleriyle tanışmış.En önemli tanışma Lou Andreas Salome.Saatler Kitabının yazılmasında en büyük etken Salome.”Dünya bulutlu görüntüsünden sıyrıldı o zavallı ilk şiirlerimde ki birlikte akış ve çözülüşten kurtuldum,nesneler doğdular yavaş yavaş ve güçlükle öğrendim herşeyin ne denli yalın olduğunu,olgunlaştım,kendimi şekilsizlik içinde yitirme tehlikesindeyken seninle karşılaştım “ diyor.

Paris müzelerinde Cezanne ve Rodin’nin eserleri derinden etkiliyor Rilke’yi.Sözlerde şiirler resmetmeyi,şiirler yontmayı öğreniyor.Bu şiirlerine Yeni Şiirler diyor.
Varoluş koşulu olan yalnızlığına Militan yalnızlığım adını veriyor,yalnızlık onun vazgeçilmesi,yaşama biçimi halini alıyor.

Birinci Dünya Savaşında askere alınıyor,dostları yardımıyla görevden bağışlanıyor.Fransa Hükümeti kitaplarına el koyuyor daha sonra bunları da kurtarıyor.Savaş boyunca Fransa’da şiirleri elden ele geziyor Rilke’nin.
Uzun bir seslilikten sonra 1912 yılında,Triste’ye yakın Duino Şatosunda yazmaya başlamış ve tam on yılda Duino Ağıtlarını bitiyor.On beş gün sonrada Orpheus’a Soneler’i yazıyor.

Duino Ağıtları’nın simgesi melek,kahramanlar,sevgilerine karşılık görememiş kadınlar,büyük sevenler,analar,genç yaşta ölenler,hayvanlar.


Hayranı Mısırlı bir kadın evinde kaldığı şatoya ziyarete geliyor Rilke’yi ona Gül toplarken eline batan dikenle kan kanseri olduğu anlaşılıyor.İki ay sonrada ölüyor.Mezartaşına kendi hazırladığı şu dizeler yazılıyor.


“Gül,ey saf çelişki,nice göz kapağının altında hiç kimsenin uykusu olmamanın sevinci.”

Çeviri için Turan Oflazoğlu ,”Ozan bu şiirlerde kolay kavranamayan,yer yer soyut deyimlerle yüklü bir dil kullanır.Bu dilin güçlüğünden Almanlar bile yakınırlar” der.Gerçektende ilk okumada yarım bırakmıştım tekrar elime aldığımda başa dönüp yeniden okudum.Kitabın sonunda açıklamalar var,fakat kaçırdığım yerler illa ki vardır.

SEKİZİNCİ AĞIT

Bizse:hep seyirci,her yerde,
herşeye dönük ve bağlı!
Dolduruluruz.Düzenleriz.Çöker.
Yeniden düzenleriz ve kendimiz çökeriz bu kez.

Bizi kim böyle çevirmiş ki,n’etsek
Neylesek,her durumda
ayrılıp giden gibiyiz?Bütün vadisini kendine bir daha gösteren o son tepenin üstündeki nasıl döner ve durur,oyalanırsa,
Öyle yaşarız biz de,hep veda ederek.
... Ve sizler, haksız mıyım,
sevmiştiniz beni o küçük girizgahı için
size duyduğum sevginin, ama sebat edemedim, zira yüzünüzdeki uzam
sevdiğim uzaya dönüştü ve orada
yoktunuz artık siz... : Canım ister de
beklersem kukla sahnesinin önünde,
hayır, pür dikkat izlersem, sonunda
hakkını vermek için bu bakışın,
sahneye kuklaları oynatan bir melek çıkmalı.
Melek ve kukla: İşte o zaman başlar gösteri.
O zaman birleşir bizim sırf varlığımızla bile mütemadiyen ikiye ayırdığımız.
Ancak o zaman oluşur mevsimlerimizden, döngüsü tüm değişimin. Bizden de ötelere oynar o zaman melek. Bak, ölenlere, anlamaları gerekmez mi, ne mazeretlerle dolu buradaki her işimiz.
Hiçbir şey kendisi değil. Ey çocukluktaki saatler, o saatler ki, gördüklerimizin ardında salt
geçmişten fazlası olurdu ve yoktu önümüzde gelecek.
Büyürdük elbette ve sabırsızlanırdık bazen bir an önce büyümek için,
biraz da onların hatırına,
Zira yoktu başka bir şeyleri büyük olmak dışında.
Yine de, yalnızlığımızda biz,
kalıcı şeylerle eğlenirdik ve dururduk
ara yerde, kurulmuş en başından beri
saf bir hadise için.
Kim gösterir bir çocuğa, ne olduğunu? Kim koyar onu yaldıza ve mesafenin ölçüsünü verir eline?
Kim yapar çocuk ölümünü
sertleşen kara ekmekten- ya da bırakır yuvarlak ağzının içinde, koçanı gibi güzel elmanın?... Katillere aklımız erer. Fakat şu; ölümü, tüm ölümü, daha hayattan önce böyle usulca içinde taşımak ve darılmamak, tarifsizdir.
Şiirsel bir kitap. Sürükleyici ve iç acıtıcı ilerledi. Her ne kadar bu tarz kitapları sevmesem de, kitap kendini okuttu. Acılarla ve küçük umutlarla bezenmiş, güzel kaleme alınmış bir kitap.
Yarı dolu bu maskeleri istemem ben, kuklayı tercih ederim. Onun içi doludur. Katlanırım kılıfına, tellerine ve görüntüden ibaret yüzüne burada önündeyim. Lambalar sönsede
Ve her şey birlik içinde bizi susmakta, biraz utançtan belki, biraz da kelimelere dökülemeyen umuttan.
Kim endişeyle oturmamıştır ki önünde kalbinin perdesinin?
Rainer Maria Rilke
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Duino Ağıtları
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
43
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587234
Kitabın türü:
Çeviri:
Can Alkor
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Duino Ağıtları
Duino Ağıtları
Rainer Maria Rilke (1875-1926):
20. Yüzyılın ilk çeyreğinin hangi türde yazarsa yazsın en şair kalan yazarlarından biridir. malte Laurids Brigge'nin Notları'ndan Genç bir Şaire Mektuplar'a, Rodin'den Sancaktar'a pek çok yapıtı dilimize çevrilmiş olan Rilke'nin şiir başyapıtı sayılan Duino Ağıtları'ysa toplam on yıla yayılan bir sürede (1912-1922) yazılmıştı.

Can Alkor (1936); Şiirinin ve çevirisinin mükemmeliyetçi bekletme ustası. O yüzden de Rilke'nin Duino Ağıtları'ndan Nietzsche'nin Ecce Homo'suna, bugüne dek ondan okura ulaşanlar, yapmakta olduklarının yalnızca görünen yüzü.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 162 okur

  • arafkokuluyagmur
  • Engin Yaşar BULUT
  • shakiraaa
  • Ahmet Özkan
  • Drayd
  • Şakir Soydan
  • kyane
  • Kübra Yılmaz
  • Bolahenk
  • meltem şen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%2.7
18-24 Yaş
%20.3
25-34 Yaş
%36.5
35-44 Yaş
%20.3
45-54 Yaş
%4.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%12.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.3
Erkek
%46.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.1 (13)
9
%11.1 (6)
8
%24.1 (13)
7
%18.5 (10)
6
%13 (7)
5
%5.6 (3)
4
%1.9 (1)
3
%0
2
%1.9 (1)
1
%0